Kızımın ailesiyle birlikte yaşamak istemiyorum! Size nedenini anlatayım.
Vaktiyle, kızım ve ailesi bir sabah neye uğradıklarını şaşırmıştı; taşkın yüzünden oturdukları ev yaşanmaz hale gelmiş, baştan sona tadilat gerektiriyordu. Doğal olarak, kızım ve ailesi çaresiz kaldı; ben de onları kendi evime aldım.
Onların başka gidecek yerleri olmadığını görünce kapımı açtım ama baştan anlaştık: Bu, mecburi bir çözümdü ve evleri tamir olur olmaz kendi yuvalarına döneceklerdi.
Güler yüzlü bir kızım var, damadım Sait de aklı başında biridir; iyice konuştuk, onlara da hak verdim, onlar da bana. Aile dediğin, başlı başına bir dünya, içine fazla el girmeye gelmez. Ben de buna gönülden inanırım. Şimdi geçmiş günleri düşününce, kendi bakış açımı neden böyle benimsediğimi daha iyi görebiliyorum.
Kendi alışkanlıklarım var; kızımla bir arada olmak kolay ama damadım bana yabancı, onun da özel alanı olmalı. Mesela benim geceleri televizyon açık uyuma huyum; yıllardır böyledir. Fakat kızım ve damadım eve misafir davet etmeye başlayacak olsa hoşuma gitmez. Herkesin temizliğe, düzene bakışı farklı; mesela bulaşık kalınca herkes bir diğerinden beklemeye başlıyor, sonra en ufak şeyden huzursuzluk çıkabiliyor. Böylesi ufak tefek meseleler, köklü ilişkileri bile gölgeleyebilir.
Bir de soframız bambaşka. Ne pişer, ne yenir konusu ayrı dert… Hele aniden gelen misafirler! O zaman insanın gözü dolaptakilere kayabilir. Dolabın kilidini takacak halimiz yok tabii.
Dinlenme saatlerimiz büsbütün farklıydı. Herkesin ayrı bir rutini oluyor; kimse uykuya hassas olmuyor, biraz uykusuz kalınca insanın başı ağrıyor, siniri tavan yapıyor. Bir kıvılcım yeter, ortalık bir anda karışabiliyor.
Ayrıca kızımın ve damadımın hayatına, evliliklerine karışmak da istemem. Gözümün önünde yaşarlarken, her detaylarını ister istemez fark ediyorsun. Oysa ben onlara her şeyi öğrettim, artık bana göstermek istedikleri kadarını göreyim, fazlasını bilmek istemiyorum. Aynı evde yaşarken bu mümkün olmuyor.
En önemlisi, yardım edebileceksem de bunu kendi isteğimle, gönlümden geldiği kadar yapmak istiyorum. Kendi zamanım bana kalsın, kendi düzenimi koruyabileyim istiyorum.
İşte, aradan yıllar geçti; bütün bunları yeniden hatırlayınca, insan kendini de, başkasını da rahatsız etmeden yaşayabilmenin ne büyük nimet olduğunu anlıyor.




