Adım Mehmet. 65 yaşındayım. Evliyim, ancak yaşım ilerledikçe başka bir kadına aşık oldum. Eşim Ayşen 62 yaşında. Yetişkin bir oğlumuz var, o da evli ve çocukları bile oldu. Oğlumuz büyüyüp kendi ailesini kurduktan sonra eşimle aramızda yabancılık hissetmeye başladım.
Emekli olunca, köyde bir ev alalım istedim. Ayşen pek istemedi ama onu ikna ettim. Yakında güzel, küçük bir köy evi aldık. Yazları oraya taşındık. Ben köyde yaşamakta huzur buldum, ama eşim köy hayatından hiç hoşlanmadı. Kanepede uzanıp kitap okumayı ve televizyon izlemeyi seviyordu. Bahçe işlerinde bana hiç yardımcı olmak istemedi. Kendisini iyi hissetmediğini söyledi. Mecburen bütün işleri tek başıma yapmak zorunda kaldım.
Sonbaharda tekrar İstanbula döndük. Eşim çok memnundu. Ama bir hafta sonra eşyalarımı topladım ve tekrar köye gittim. Orada kendimi daha canlı ve huzurlu hissediyordum. Eşim şehirde kaldı. Artık birbirimizi çok nadir görüyoruz.
Köyde Nevin adında bir kadına gönlümü kaptırdım. O da 60 yaşında. Önceleri duygularıma pek karşılık vermedi ama zamanla aramızda güzel bir bağ oluştu. Eşimden boşanmak istiyorum, ama oğlumun buna nasıl tepki vereceğinden çok korkuyorum. Şimdilik eşime ev işleriyle uğraştığımı söylüyorum. Ama aynı zamanda Nevinle çok vakit geçiriyorum.
Eşim henüz hiçbir şeyin farkında değil. Ona ayrılmak istediğimi söylemekle söylememek arasında kalıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.
Bazen insanın aradığı huzur, beklediği yerden değil; hiç ummadığı bir köy evinden, değişik bir dostluktan çıkabiliyor. Ama hayatın daima sırtını dönemeyeceğin, sorumluluklarını ve verdiğin sözleri unutmaman gerektiğini öğretiyor. Ben her ne kadar içindeki huzuru aramakla meşgul olsam da, insanların en fazla sevdiklerini en çok üzen kararlarının sonuçlarını iyi düşünmesi gerektiğini yeni yeni anlıyorum. Bazen sevdiklerimize zarar vermeden önce iki defa düşünmek gerekir; hayat, sadece kendi mutluluğunu değil herkesin iyiliğini gözetmekten geçer.




