Zehra çok zor bir doğum geçirmişti ve doktorlar ona artık çocuk sahibi olamayacağını söylemişti. Eşi bunu duyunca Zehra’ya karşı çok soğudu. Aradan altı ay geçti. Samet sadece başka bir kadınla ilişkiye başlamakla kalmadı, sevgilisi de ikiz bebeklere hamileydi. Hiç düşünmeden Zehrayı küçük kızlarıyla birlikte terk etti. Zehra tek başına bir çocuk yetiştirmek zorunda kaldı.
Kızları henüz küçücük yaşlardayken Zehra onu çeşitli kurslara gönderdi. Defne, dünyayı merak eden ve öğrenmeye açık bir kız olarak büyüdü. En çok da oyuncak bebekleriyle oynamayı seviyordu. Defne, bebeklerini yuvarlak yaparak oturtur ve sanki onları eğitirmiş gibi davranırdı. Zehra, kızından başka bir şey istemez, onunla gurur duyardı.
Küçük kız okulda arkadaşlarıyla çok iyi anlaşıyor ve sınıfında lider sayılıyordu. Lise yıllarında ise bir erkek arkadaş edinmeye başladı. Fakat delikanlı biraz farklıydı. Defneyle yaptığı tek şey, festivallere ve gençlik etkinliklerine gitmekti. Defne davul çalıyor, sevgilisi ise gitarı ile ona eşlik ediyordu. Zamanla kurdukları müzik grubu konserler vermeye başladı ve beğeni topladı. Genç çift hayatı fazla dert etmeden yaşadı. Yıllar geçtikçe Zehra kızının durumunu daha fazla düşünmeye başladı. Artık torun sahibi olma hayali kuruyordu. Defne o sıralar 29 yaşındaydı.
Kızım, yavaş yavaş çocuk sahibi olmayı düşünmelisin, dedi bir gün.
Anne, beni halam gibi yapmak mı istiyorsun? Halam dört çocuk yaptı ve başka bir dünya tanımıyor. O mu hayat? Evde oturmak, yemek yapmak, temizlik ve çocuklarla oynamak
Ama sen halan olmak zorunda değilsin. İstersen bir tane çocuğun olur, devam etmezsin.
Anne, bunu kabullenmek zorundasın. Biz çocuk sahibi olmak istemiyoruz. Eğer fikrimiz değişirse, bir çocuğu koruyup yanımıza alırız.
Ama insanın kendi evladı başka olur. Bir düşün bence.
Bu konuyu tekrar açmak istemiyorum, anne.
Sonunda Defne, annesine gerçeği anlatmaya karar verdi. Belki zamanla fikri değişirdi ama aile olmak, sevgi ve hayatın anlamı farklı yollarla da bulunabilirdi. Bazen kendi yolumuzu çizmek, çevrenin beklentilerinden daha değerlidir; hayat mutluluğu, başkalarının yolundan gitmekte değil, kendi kalbini dinlemede buluruz.



