Bir köpekle yaşamanın en zor yanı, çoğu insanın sandığı şey değildir aslında.
Soğuk bir Ankara sabahında, yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı bir günde, uykusuzluktan gözlerin yanarken ya da aklın dertlerle doluyken onu yürüyüşe çıkarmak değildir zor olan.
Gel, ama o gelmesin dediklerinde dostlarla buluşmalardan, kısa kaçamaklardan vazgeçmek de değildir.
Çarşaflarda, üzerinde, hatta bir lokmanın arasına karışan tüyler de mesele değildir.
Yerleri durmadan silip, yarım saat sonra yine eski haline döneceğini bilmek… O da değil.
Veterinerde harcanan yüzlerce lira, bir şeyi kaçırmama kaygısı, ya da bağımsızlığının azıcık azalması… Hepsi işin küçük birer parçası sadece çünkü özgürlük artık biz olmuşsun.
Ve tabii ki artık kalbin sana ait değildir sadece.
Bunların hepsi sevgidir.
Bunların hepsi hayatın kendisi.
Ve bunların hepsini kendin seçtin.
Ama en zor yer… ağır ağır gelir;
Eski bir İstanbul kasabında, boğazın üstünden esen rüzgar gibi, kemiklerine işleyen nemli bir sızı gibi.
İlkten hissetmezsin, ama sonra o sızı kaybolmaz.
Bir sabah uyanırsın ve anlarsın:
Artık gücü olmayan bir sabah olur bu.
Koşmaya çalışır sana doğru, eskisi gibi koşmaz.
Bakışları yine senin bakışlarını arar, ama gözlerinin köşesinde yorgun bir ışıltı belirir:
Yanındayım… Ama her gün biraz daha zor.
Nasıl olduğu hâlini hatırlarsın.
Karşında şimdi tüm varlığıyla sana bağlanmış, güvenmiş can dostunu görürsün.
O hep sana inandı:
Yanında olacağına,
Yardım edeceğine,
Onu kurtaracağına…
Sen de yaptın bunu.
Ama şimdi, yaşlılıktan kurtaramazsın onu.
En acı olanı ise, senin için o bir teselliydi
Oysa sen onun için HER ŞEYdin:
Bütün hayatı,
Tüm gökyüzü,
Tüm umudu sendin.
Hazır değilsin.
Hiç hazır olmayacaksın.
Sınırsızca sevmeyi sana öğreten canın yavaş yavaş sönmesine hazır olmak olmaz zaten.
Sonra bir sessizlik gelir. Ağır bir sessizlik.
Yastığındaki boşluk.
Kimsenin yalayamayacağı tabak.
Parçalanmış bir kalp…
Yeniden sokaklara düşersin.
Ama artık o yok yanında.
Bazı sabahlar çaktırmadan, boşluğa fısıldarsın:
Hadi yavrum, çıkalım.
Zamanı geri alma imkanım olsaydı eğer…
Yine onu seçerdim.
Her şeyi seçerdim:
Yorgunluğu, hüznü, kendimden vazgeçmeyi.
Çünkü bu sevgi gerçek.
Bir köpek sahibi olmak hayata ateş katmaktır.
Sonsuza dek içini ısıtan bir ateş,
O yanındayken de,
Gittiğinde de.
Çünkü bir köpeğin bu dünyadaki tek görevi şudur:
Sana kalbini hediye etmek.




