Bugün içimi dökmek istedim, yıllardır yaşadığım her şeyi bir deftere yazmak gerekiyor artık. 20 yaşımda evlendim, adım Elif Yılmazdı. İki yıl sonra oğlum dünyaya geldi ama ben çocuklarla pek ilgilenmezdim, hep mesafeli oldum. Oğlum doğduğunda, eşim Mustafa ile birlikte onun bakımını anneme bıraktık. Her ay anneme biraz para yollardık, sonra da kendi zevkimize göre yaşamaya devam ettik. İki yıl sonra, annem vefat etti ve oğlumuzu eve almak zorunda kaldık. O zaman oğluma karşı hep sinirli oldum, ona sıcak davranamadım. Sırf daha az görmem için onu kreşe gönderdim, ardından anaokuluna. Okula başladığında, çocuklar arasında alay konusu oldu.
Oğlum okuma yazma öğrenememişti. Okuldan defalarca bizi çağırdılar, ama benim hiç vaktim olmadı. Bir gün Mustafa okula gitti. Öğretmenler fırsatı değerlendirip oğlu ile ilgili tüm sıkıntıları anlattılar. Eve döndüğünde Mustafa oğlumuzu kemerle dövdü. Okulu bitirdikten sonra oğlumu bir fabrikada işe verdim. Orada ileride evleneceği genç kadınla tanıştı. Fabrika yönetimi yeni evli çift için bir daire verdi. Torunlarım olduğunda, onlara karşı da ilgisiz kaldım.
Bayramlarda ara ara çocuklara biraz para gönderdim. Derken emekli olma zamanı geldi. Şatafatlı bir kutlama yapmak istiyordum. O yüzden oğluma başvurdum. “Kartına biraz para gönderdim, Melek’le birlikte gidip yiyecek ve takı alın. Emeklilik kutlamamı sizin evde yapacağız.” dedim. “Tamam, anne.” dedi oğlum. Oğlu ve gelini, çocuklarını köye gönderdiler ki kutlamada rahat edebilsinler ve hazırlıklara başladılar. Her şey hazır olunca geldim, içim rahatladı. “Fena değil, şimdi mutfağa geçin bakalım.”
Misafirler gelmek üzere, onları karşılamamız lazımdı, onlar gidince sizinle otururuz diye ekledim. Oğlum ve gelinim sözümü dinledi, mutfağa geçtiler. Misafirler sabaha kadar yediler, içtiler, eğlendiler. Herkes gidince mutfağa geçip, “Bir dilim pasta kalmış, ikiniz bölüşün. Benim hiç halim yok, artık eve gidiyoruz. Sizinle oturamayacağım.” dedim. Oğlum çok kırıldı. Bir hafta sonra aradım: “Oğlum, ameliyat için hastaneye götürüyorlar, bana eşya getirir misin? Listeyi göndereceğim.” “Hayır, Melekle tatile çıkıyoruz. Biliyorsun, babanı ara istersen. Görüşürüz.” dedi. Sonunda, biri bana dünyanın sadece kendi etrafımda dönmediğini açıkça gösterdi.




