Böyle yaşanmaz ki! Hiç adil değil! Kaan, babasının odasına doğru koşuyor.
Ne diyorsun oğlum, neden böyle düşünüyorsun? Kim söyledi bunları sana?
Okul danışmanımız.
Devam et bakalım, anlat biraz daha ayrıntılı.
Sana göstereceğim. Ben şimdi gidip uyuyorum, sen de beni uyandırıyormuş gibi yap.
Niye böyle yapmamı istiyorsun?
Her şeyi anlayacaksın!
Tamam, peki… Kaan, uyan oğlum. Hadi okula gideceğiz, daha fazla uyuma artık.
Görüyorsun değil mi baba! Her sabah aynı şeyi duyuyorum. Anne-babalar çocuklarını sevgiyle uyandırmalı ki çocukları sevgilerini hissedebilsinler. Hem gülümsemeliler de!
O işi annen yapsın, benim vaktim yok şimdi.
Beni sevmiyor musun baba?
Ne diyorsun sen ya?
Baba hafifçe sinirleniyor.
Bu saçma bir şey değil. Eğer yaşlandığında ben sana kötü davranmayayım istiyorsan, duygularını belli etmelisin. Hadi tekrar uyandır beni.
Peki… Yaramaz çocuk, kalk bakalım! Okula geç kalacaksın.
Daha uykum var!!!
Canım oğlum, uyan hadi!
Babası oğlunun başını okşuyor ve alnından öpüyor.
Yaşasın! Sevgini hissettim.
Yeter artık şaka bitti, bana notlarını göster şimdi.
Şimdi değil baba, vaktin yok. İşe geç kalacaksın.
Yok bir şey olmaz. Ne güzel, Türkçe de de Matematik de 3 almışsın.
Ama psikoloji dersinden 10 aldım.
Psikolog mu olacaksın oğlum sen? Bak bakayım bana, altın oğlum, notlarını düzeltmeden telefon yok! Otur ders çalış, annen gelene kadar buradasın!
Kaan gözlerinden yaşlar süzülürken babası onu sarılıp avutuyor:
Hani gülümse dedin ya, o zaman gülümse bakalım şimdi!




