Varlıklı bir dede, çocukları ve torunları için benzersiz bir yarışma düzenledi: Paraları sakladı ve geride bir dizi ipucu bıraktı.

Vaktiyle, sabah saat sekiz sularında, bir zamanlar büyük bir ailenin fertleri, Fatihteki eski bir noterde buluşmuşlardı. Herkes merak ve heyecan içindeydi; zira zengin bir akrabalarının kendilerine hatırı sayılır bir miras bıraktığı haberini almışlardı. Noter geciktikçe, salondaki hava iyice gerilmişti. Mehmetin en büyük kızı Gülşah, vasiyetnamede adının geçip geçmediğini öğrenmek için sabırsızlanıyor, gözle görülür bir heyecan içindeydi.

Yapma hala, biraz saygılı ol. Yas tutman lazım. Sonuçta babamız artık aramızda değil, dedi Mehmetin oğlu Murat.

Bana hala deme Muratcığım, daha gencim ben, ismimle hitap et, diye hafif alınmış bir edayla karşılık verdi hala. Murat ise hafifçe alaycı bir sesle ekledi: Makyaj ve estetikle genç kalacağını sanman baya eğlenceli.

Nihayet noter kapıdan içeri girdi ve odasına geçti. Etrafına bakınıp çekmeceden kalınca bir dosya çıkardı. Bu büyük gün için hazır mısınız? diye sordu ve başlar bir biri ardına onaylarcasına sallandı. Noter yüzünde belirsiz bir tebessümle, merhum Mehmetin son vasiyetini okumaya başladı.

Tüm mal varlığımı aileme bırakıyorum. Ama hepiniz bunu hak etmeyeceksiniz. Annemin bana ve kardeşlerime yıllar evvel yaptığı gibi, size de bir hazine avı bırakıyorum. Yolculuğunuz memleketim olan Karaburun köyünde başlayacak. Bizim aile eskiden fakirdi fakat hep beraber mutlu yaşardık. Ben, büyüğünüz olarak, annemden eski bir sandık aldım. Sizin hazineleriniz onun içinde fakat anahtarı bulacak kadar dikkatli olanınız onu açabilecek. Anahtar köydeki evin içinde, ama öyle kolay bulunacak gibi değil. Hepinize bol şanslar dilerim!

Bir süre odada derin bir sessizlik hâkim oldu. Herkes, ölümünden sonra bile Mehmetin aileye yeni bir oyun bırakmasına hayret ediyordu.

Bu huzursuzluğu Gülşah bozdu: Eşim, çocuklarım ve ben hemen köye gidiyoruz, bizimle gelmek isteyen var mı, belki anahtarı buluruz?

Ben ve ablam Sevim hiçbir sandık veya anahtar aramayacağız. Babamızı tanıyorsak, bu işin içinde başka bir iş var. O paralar da bizim değil zaten, diyerek söze daldı ailenin en küçük kızı Sevgi.

O gün Gülşah, eşi ve bazı akrabalar köyün yolunu tuttular. Kimi samanlıklarda hayvanların arasına karıştı, kimisi çitlerden atlayıp ipuçlarını aradı. Köy halkı, olanları meraklı bakışlarla izliyordu. Gülşahın zarif elbisesi bu süreçte perişan halde bir paçavraya döndü. Sonunda anahtarı bulup sandığı açtıklarında, hepsi şaştı kaldı. Sandığın içinden bir not ve bir yığın renkli akide şekeri çıktı.

Bütün birikimimi hayır işlerine bağışladım. Siz de hak ettiğiniz asıl armağanı aldınız. Köydeki güzel insanlarımın yüzünü güldürdüğünüz için teşekkürler! yazıyordu altta, rahmetli Mehmetin imzasıyla.

Rate article
Lifequest
Varlıklı bir dede, çocukları ve torunları için benzersiz bir yarışma düzenledi: Paraları sakladı ve geride bir dizi ipucu bıraktı.