“Altı yıldır yılbaşını ücretsiz olarak senin evinde kutluyoruz — ve bu yıl da toplanacağız!” dedi kayınvalide. Ama bu sefer buzdolabı farklı konuştu.

Altı yıldır yeni yılı senin evinde bedavaya kutluyoruz ve yine toplanacağız! diye çıkıştı kayınvalide. Ama bu sefer, buzdolabı başka bir şey söyledi.

Mine, sana listeyi gönderdim, dikkatlice bak dedi Ayşe Hanım, yirmi dokuz sabahı aradığında, selam bile vermeden. Geçen sefer gibi karıştırma sakın. Zeynep iki ay boyunca durmadan ima etti, bizim soframız onlarınkinden fakir kalmış diye.

Mine mesajı açınca olduğu yerde kala kaldı. Somon, özel dana eti, adını söylemesi zor peynirler, kaz ciğeri, istiridye ve en pahalı sucuklar. Altında bir not: Ve güzel bir şampanya al, ucuz olanlardan değil. Cengiz hangisini alacağını söyler.

Altı yıldır… Altı yıl Mine, yeni yıl öncesi üç gün boyunca mutfağa hapsolurken, Ayşe Hanıma zengin sofra, geniş gönül diye övgüler yağardı. Misafirler kadeh kaldırmak için kayınvalideye koşturur, Cengiz ise balkonda sigara içer veya beş dakika diye arkadaşlarına kaçar, ki bu beş dakika gecenin yarısına kadar sürerdi.

Niye susuyorsun? diye çıkıştı Ayşe Hanım, sesi sinirli. Bir şey mi beğenmedin?

Ayşe Hanım, bu söyledikleriniz çok pahalıya geliyor, dedi Mine, telefonu sıkıca tutarak. Bu yıl biraz daha sade yapsak? Ben banyo için tadilata para ayırmak istiyordum, fayanslar dökülüyor artık.

Sade mi? sesi çığlığa dönüştü. Altı yıldır yeni yılı senin evinde bedavaya kutladık, hiç şikayet etmedin! Şimdi hepsini davet ettim, bana böyle mi yapıyorsun? Cengiz!

Eşi koltukta, telefona gömülmüştü.

Annem güzel bir sofra sözü verdi herkese, başını bile kaldırmadan mırıldandı. Beni kardeşlerimin önünde utandırma, zaten hanımının kölesi diyorlar. Gerekeni yap, tartışma çıkarma.

Mine iş yerinde muhasebeciydi. Azıcık azıcık biriktirirdi primlerden, tasarruflardan. İki yılda bir tadilat parası toplamıştı. Banyo dökülüyordu, lavabonun altı rutubet kokuyordu, ama her kuruş başka bir şeye gidiyordu. Yirmi beş kişiyi doyurmaya, ki hiçbiri teşekkür bile etmiyordu.

Otuz Aralık sabahı altıda kalkıp marketlere çıktı. Etçi, balıkçı, şarküteri Bagaj, kolilerin ağırlığıyla çöktü. Eve döndüğünde Cengiz televizyona bakıyordu, Ayşe Hanım ise çayını yudumluyordu koltukta.

Nihayet, arkasına bile bakmadı kayınvalide. Geçen seferki gibi eti fazla pişirme. Yaz boyu Sevimin lafını dinledim.

Mine kutuları taşımaya başladı. Cengiz yerinden kalkmadı. En ağır kutuyu taşımasını isteyince:

Görmüyor musun, ben meşgulüm? Sen becerikli ve bağımsızsın ya, halledersin.

Mine kutuyu yere koydu. Kocasına, kayınvalideye baktı, onların memnun haline… Ve bir anda her şey çok netleşti.

Otuz bir sabahı ilk uyandı. Cengiz horluyordu, yatağı boydan boya kaplamış. Ayşe Hanım güzellik salonuna gitmişti, masrafı da Mineye bırakıp.

Mine hazırlandı, anahtarları aldı ve ürünleri tekrar arabaya taşımaya başladı. Hızlı, kesin, telaşsız. Somon, dana eti, peynir, karides hepsi bagaja. Son kutuyu yerleştirince motora bastı ve şehrin kenarındaki eski bir yetimhaneye yola çıktı.

Bir saat sonra eve döndü. En iyi elbisesini giydi, dudaklarını kırmızıya boyadı. Mutfakta, pencere önünde oturup beklemeye başladı.

Saat üçte kapı pat diye açıldı. Ayşe Hanım salondan dönmüştü, ışıl ışıl, ojeli tırnakları ve şık saçlarıyla.

Mine, yemeklere başladın mı? mutfağa geçti. Misafirler üç saate gelmeye başlar, neden hiçbir şey hazırlanmadı? Neyin peşindesin?

Mine yavaşça gözlerini kaldırdı.

Yemek yok.

Nasıl yok?! kayınvalide buzdolabına koşup kapağını açtı.

Boşluk. Sadece üst rafta margarin ve biraz hardal.

Her şey nerede?! Havyar nerede?! Et nerede?! kapaktan tutundu. Cengiz, hemen buraya gel!

Cengiz pijamasıyla geldi, buzdolabına bakınca beti benzi attı.

Mine, ne yaptın sen?!

Onu, gerçekten kıymetini bilen yere götürdüm, dedi Mine, elbisesini düzelterek. Oktay Mahallesindeki yetimhaneye. Çocuklar bu gece şahane bir sofra görecek. Siz de kendi aldıklarınızla yirmi beş misafirinizi doyurabilirsiniz. Ama altı yıl boyunca bir şey almadınız. Hiçbir şey.

Sadece buzdolabının uğultusu duyuluyordu.

Sen dedi Ayşe Hanım, masadan tutundu. Nankör! Seni aileye dahil ettik. Çocuk olmadı, yemeklerini beğenmedik, ama hep affettik! Şimdi böyle mi yapıyorsun?!

Beni hizmetçi gibi kabul ettiniz, Minenin sesi buz gibiydi, öfkeden uzak. Hep yemek, temizlik, masraf ve susmak… Altı yıl onca insanı ağırladım, sizse övgüleri topladınız. Bitti.

Mine, gözünü seveyim! Cengiz yanına geldi. Yirmi beş kişi geliyor. Onlara ne diyeceğim?

Gerçeği, Mine çantayı aldı, belgesi, telefonu, anahtarları içine koydu. Annenin yıllardır başkasının parasıyla kutlama yaptığını, senin bir kuruş harcamadığını, benim ise tüm hayatımı sizin gösterişiniz için harcamaya mahkûm olduğumu söyle.

Anneme böyle konuşma! Cengiz kapıyı kapatmaya çalıştı, Mine ona bakınca durdu.

Artık konuşurum. Ve biliyor musun? Ben şimdi ailemin yanına gidip hesabımla aldığım şampanyayı açacak, yeni yılı çatışmasız huzurla kutlayacağım. Siz, eski geleneklerinizle nasıl baş edecekseniz edin.

Ayşe Hanım önüne geçti.

Eğer gidersen, bu evlilik biter! Cengize seninle yaşamasına asla izin vermem!

Harika, Mine paltoyu giydi, elleri titremiyordu artık. Ona söyle, yılbaşı sonrası boşanma davası açacağım. Bundan sonra annesiz, kendi başına ne yapacaksa yapsın.

Mine, kapıyı kapatıp çıktı. Arkada bir patlama duyuldu kayınvalide bir şeyi duvara fırlatmıştı. Mine merdivenden inip arabayla uzaklaştı.

Yarım saat sonra telefon susmadı. Cengiz önce yalvaran, sonra öfkeli, sonra aciz seslerle. Ayşe Hanım tehditler, lanetler. Mine tüm aramaları reddedip numaraları engelledi.

Anne babası ona soru sormadan kucak açtı. Annesi, sade bir sofra hazırlamıştı salata, fırın tavuk, ev mezeleri. Babası şampanyayı açtı.

Saat tam yarımda, Mine pencere başında kadehiyle duruyordu. O sırada, bir yerde Cengiz ve Ayşe Hanım aç misafirlere neden margarin ve hardal olduğunu anlatıyordu. Bir yerde kayınvalide, gösteriş yaptığı insanlara rezil oluyordu. Cengiz ise ilk kez beceriksiz kelimesini duymuştu.

Burada ise, huzur vardı.

Yeni yılın kutlu olsun, kızım, babası sarıldı. Ve yeni hayatın.

Telefon titredi tanımadığı bir numaradan mesaj. Fotoğraf: yetimhanede çocuklar, zengin sofrada, gülen yüzler. Müdireden not: Teşekkürler. Onlara gerçek bir bayram yaşattınız.

Mine ekrana baktı ve anladı: parası doğru yere harcanmıştı. Başkalarının aç gözlülüğüne değil, ihtiyacı olana gerçek sevinç vermeye.

Kadehini kaldırdı. Kendisine… Yeter diyebildiği için. Buzdolabının tesadüfen değil, kendi isteğiyle boş kaldığını bildiği için.

Rate article
Lifequest
“Altı yıldır yılbaşını ücretsiz olarak senin evinde kutluyoruz — ve bu yıl da toplanacağız!” dedi kayınvalide. Ama bu sefer buzdolabı farklı konuştu.