Zehra, oğlunu anaokulundan almaya geldiğinde, oğlu kollarını boynuna atıp kulağına heyecanla fısıldıyor:
Anne, anne, hadi Alperin babaannesini biz alalım!
Neymiş? Hangi babaanne? Ne diyorsun sen? deyip şaşkınca oğluna bakıyor Zehra. Hadi acele et, baban arabada bizi bekliyor.
Şuradaki babaanne! Emir, elini ağır adımlarla bir çocuğu anaokulundan çıkaran yaşlı kadına doğru sallıyor. Alperin babaannesi! Hep söylüyorum ya!
Saçmalama oğlum. O başka birinin babaannesi.
Olsun! diye sızlanıyor Emir. Rica et ona, hem benim de babaannem olsun. Lütfen.
Senin zaten iki tane babaannen var oğlum. Niye bir tane daha olsun istiyorsun? Hadi fazla hayal kurma, pantalonunu giy çabuk.
Ama anne… Emir üzgün bir suratla kalın pantolonunu çekiştiriyor. Benim babaannelerim gerçek babaanneler değil. Alperin ki gerçek bir babaanne.
Nasıl yani bizim babaanneler gerçek değil? Zehra hafifçe gülümsüyor. Onlar gayet gerçek! Sonuçta seni doğuran benim, ben de annelerinden biriyim. O kadın değil!
Olsun… diye iç çekiyor Emir. Doğurmakla olmuyor. Babaanneler gibi olamıyorlar.
Neymiş o gerçek babaanne diye? Açıkla bakalım.
Alperin babaannesi dedirtmene izin veriyor. Benim bir babaannem bana adımla, Melek diye hitap et diyor. Diğeri de apartmanda ona babaanne! diye bağırınca bana kızıyor.
Kızıyor mu? Nasıl yani?
Evet. Diyor ki, ben daha gencim, bana babaanne deme! Komşulara karşı rezil oluyorum, diyor.
Annen mi sana böyle diyor?
Evet… Bir de şey dedi; annem seni bana bırakıp rahat ediyor dedi. Alperin babaannesi ise Veli dünyadaki en güzel şey diyor. Ben de birisinin hayatındaki en güzel şey olmak istiyorum.
Annem böyle bir şey söylemiş olamaz… Zehra üzgünce oğluna bakıyor ve daha yumuşak bir sesle: Hadi, hızlı giyin oğlum. Yoksa baban merak edecek. Melek babaanne de sana kızıyor mu? Ona babaanne deyince?
Yok kızmıyor. Emir başını iki yana sallıyor. Sadece çağırınca cevap vermiyor. Melek deyince hemen bakıyor, bir de beni övüyor. Anne, bir de bir şey soracağım, neden benim babaannelerim hiç doğru düzgün yemek yapmayı bilmiyorlar?
Ne? Zehra çaşkınca oğluna bakıyor. Nasıl yani? Aç mı bırakıyorlar seni?
Evet, Emir aniden cevap veriyor. Aç bırakıyorlar.
Nasıl yani? Neden yalan söylüyorsun? Sana öyle yemekler yapıyorlar ki biz çocukken hiç yiyememiştik. Hep en iyisini sana hazırlıyorlar. Kendi gözümle gördüm!
I-ıh. Emir suratını buruşturuyor. Salam, makarna, salata Bunlar mı en iyi yemek?
E ne istiyorsun?
Krep.
Krep mi? diye şaşırıyor annesi.
Evet. Ya da pankek. Bugün Alperin babaannesi demiş ki, eve gidince sana sıcak sıcak pankekler yapacağım, yanına da kaymak ve reçel koyacağım. Yazın birlikte reçel yapmamızı hatırlıyor musun demiş. Alper de mutlu bir şekilde başını salladı. Bizimkilerle hiç reçel yapmadık ki.
Ah Emirciğim Zehra çocuğuna hüzünle bakıyor. İstersen akşam çayla reçel yeriz? Markete uğrarız, reçel alırız.
Yok Marketin reçeli güzel olmuyor ki
Nereden biliyorsun?
Babaannelere söyledim, aldılar. Güzel değil.
Pankek istedin mi onlardan?
İstedim Emir ceketini giyerken üzgünce başını öne eğiyor. Uğraşamam diyorlar. Beni kafeye götürüyorlar. Orada var diyorlar ama soğuk oluyor, reçeli de fazla tatlı. Alperin babaannesi ise diyor ki taze taze tavadan pankek, en güzel yemekmiş dünyada.
Ahh… Zehra gözleri dalarak oğlunun elinden tutup anaokulundan çıkıyor. Gerçekten en güzeli Benim babaannem de bana böyle yapardı diye hatırlıyor.
Arabalarının olduğu otoparka giderken, Zehra yakın arkadaşı Semayı arıyor.
Sema, evde misin? diye soruyor mahçup bir sesle.
Evdeyim, cevap veriyor arkadaşı.
Bir şey isteyebilir miyim senden? Ama sakın gülme.
Ne oldu ki?
Geçen bir kere çok güzel pankek yaptığını anlatmıştın. Oğlun doyana kadar yiyormuş, diyordun.
Eee?
Bana tarifini versene Sema gülmeye başlıyor, Zehra ise ısrarla diyor ki: Lütfen gülme! Benim için ciddi bir mesele.
En iyisi sen bana gel, beraber yapalım, sana öğretirim.
Ne zaman geleyim?
Şimdi gelin.
Şimdi gelemem, diyor Zehra afallayarak. Oğlumu almaya geldim, eşim arabada bekliyor.
Hepiniz gelin, çocuklar da tanışır. Tamam, sizi bekliyorum. ve Sema telefonu kapatıyor.
Ertesi gün Zehra, özellikle işyerinden izin alıp annesine gidiyor ve ona pankek yapmayı öğretiyor. Annesi biraz alınganlık yapıp modern yaşlı kadın hayatından dem vurup söyleniyor ama Zehra bu sefer kararlı:
Anne, eğer seni rahatsız ediyorsak, Emiri bir daha sana getirmem. Hadi bana söyler misin gerçek babaanne olmakla sözde babaanne olmak arasındaki farkı? Neden hiçbir zaman bizimle reçel yapmadın? Şimdi torunun var!
Annesi Emire ve Zehraya ters bir şey söylemek istiyor, ama kızının gözlerindeki kararlılığı görünce sessizce susuyor Ne olur ne olmaz diye.
Vera oğlunu anaokulundan almaya geldiğinde, o hemen boynuna atıldı ve kulağına heyecanla fısıldadı:




