Oğlum evimize bir kız getirdi ve nasıl göndereceğimi bilmiyorum.
Böyle şeyler ancak kişinin kimliğini gizleyerek anlatabileceği türden dertler. O kadar doluyum, içim öyle birikmiş ki artık taşıyamıyorum. Eleştirileceğimi biliyorum, ama eminim yetişkin olmuş çocukların anneleri beni anlayacaktır.
Evladını doğuruyorsun, büyütüyorsun, babasıyla artık yapamayınca boşanıyorsun, çocuğunu gezdiriyor, ona annesizliğin eksikliğini hissettirmemek için var gücünle uğraşıyorsun, iki işte birden çalışıyorsun, sanki bir de üçüncü mesain ocağın başında, bin bir türlü telefona para yetiriyorsun, okulunu ödüyorsun, sonra bir bakıyorsun:
Anne, Zeynep bizimle yaşayacak.
Kiminle? Şu 44,2 metrekarelik evimizde mi? Kız, oğlumun odasında mı kalacak? Beraber sofraya mı oturacağız? Çamaşırlar da ikiye mi katlandı şimdi? Yoksa artık evin iki kadını mı var?
Oğlum bana bu haberi verirken çok mutluydu, sanki ben de sevinecekmişim gibi… Hele bir de atlayıp, Zeynep’e dolap boşaltıp yer açmamı bekledi benden
Zeynep iyi bir kız, lafım yok, ama bu demek değil ki birinin gelip evime yerleşmesine razı olacağım. Yetişkinlerse, kendi başlarının çaresine baksınlar, ister kredi çekip ev alsınlar, ister kiralasınlar! Hani şu tasarruf yapmaları, kiraya çıkmamak için miymiş? Annelerinin sinirlerini hiçe saymaya değer mi bu?
Ben de önce kızdım ama yine de kızı içeri aldım. Sonuçta oğlumun da bu evde hakkı var, arada eve kız getirmesi kadar doğal ne olabilir? Ama itiraf edeyim, kandırmayayım kendimi; dostlarım kızdı bana: Oğlunun huzurunu düşünmüyor musun, sen nasıl bir annesin?
Artık eve döndüğümde her şey canımı sıkıyor. Daha kapıdan girer girmez. Antrede ayakkabılar, mutfakta kirli ocak, demek ki Zeynep yemek yapmış yine. E alınan malzemeler çöpe mi gitti, hiç umrumda değil, para israfı değil de ne bu? İnsan yemek yaparken bir bakmışsın un bitmiş, evde telaş olmuş; bir de sürekli banyoda sıra bekliyorsun!
Dürüst olayım, Zeynep’in evimden gitmesini istiyorum. Bana burada yeni bir yardımcı lazım değil.
Sonra aklıma bir fikir geldi: Ben de eve bir erkek mi getirsem acaba? Onca yıl oğluma bakıp, gizliden gizliye özel hayatımı ondan saklamak için uğraştım. Sonuçta onun da ayrı alanı var, ama neden ben de eski bir dostumu kolumda bir valizle eve getirmeyeyim, bakalım o zaman nasıl geçinip gidiyoruz bu 44,2 metrede?
İşte böyle tuhaf bir mektup geldi elime. Ben henüz küçük bir erkek çocuğu annesi olarak, bu mektubu yazan kişinin yerine kendimi koymakta zorlanıyorum. Okuyucuların yorumlarını dört gözle bekliyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz sevgili okurlar? Sizin çocuklarınız büyüyüp böyle bir durumda kaldınız mı hiç? Çocuklarınızın seçtiği eşlerle anlaştınız mı? Bir annenin, evinden oğlunun sevgilisini göndermeye hakkı var mı sizce?




