Gönüllü kafesi açtığında, tüm planlarım altüst oldu

O günlerden birinde, hatırladığım kadarıyla yıllar önceydi Cumartesi sabahı elimde kararlı bir niyetle ve çoktan aldığım bir kararla bir hayvan barınağının kapısından içeri adım attım. Daha önceden internetten bakıp seçmiştim onu: Vücut yapısı düzgün, akıllı ve bir parça hüzünlü gözleriyle bir sokak köpeği; sanki dünyayı anlamış gibiydi.

Aklımda ona çoktan bir isim vermiştim: Oğuz. Günlerdir onu görmeden hayal ediyordum; ilk karşılaşmamızı, kapının açılışını, sevinçle bana koşuşunu, sonra birlikte ikimizin dünyaya adım atışımızı düşlüyordum. Birbirini bulan iki dost olacaktık.

Her şey tam hayal ettiğim gibi olacak sandım. Uzun yürüyüşler, beraber köylere kaçmalar, sessiz akşamlar düşlemiştim evimizde. Kendime yoldaş alacaktım.

Ama gönüllü o tel kapısını açtığı an, tüm senaryom bir anda dağılıp gitti. Oğuz yanıma koşmadı. Hatta yerinden bile kalkmadı. Sadece sessizce inledi, başını eğdi; sanki beni hayal kırıklığına uğrattığı için af diliyordu.

Birkaç adım yaklaşıp elimdeki tasmasını sıktım.

Hadi gidelim, diye fısıldadım.

Başını kaldırıp bana baktı. O gözlerin içinde basit bir korkudan fazlası vardı. Bir anda arkasına döndü.

Ve işte o zaman nedeni gördüm.

Kafesin bir köşesinde, duvarla neredeyse aynı renk olan minicik bir yavru köpek vardı; daha iki aylık bile değildi. Bembeyaz göğsüyle, minik bir yumak gibi titriyordu. Ama bana bakmıyordu.

Gözleri Oğuza kilitlenmişti. Ve Oğuz da ona öyle bir bakıyordu ki, sanki çoktan sorumluluğunu üstlenmiş gibiydi.

Aralarında görünmeyen bir bağ vardı. Sadece aynı kafesi paylaşmak değildi bu. Birbirlerinden güç alıyorlardı. Barınağın kalabalığı içinde birbirlerine yuva olmuşlardı. Sıcacık bir dayanak.

O an anladım: Oğuz inatçı ya da soğuk değildi. Sadece tek başına gidemezdi. Kalbi bu ürkek yavruyla beraberdi. Sadece birini alırsam, ikisine de ihanet etmiş olurdum.

Gönüllüye döndüm ve sesimde, içimdeki kesin kararı duydum:

İkisini birden Alabilir miyim?

Kadın gülümsedi. Sanki bu soruyu bekliyormuş gibi.

Onlar hep birlikte uyuyor. Küçük olan onun üzerine kıvrılır, uyur, dedi.

Barınaktan çıktığımızda, yan yana yürüdüler; temkinli ama beraberdiler. Arabada hiç ses etmediler. Minik olan yuvarlak gibi kıvrıldı, Oğuz ise kocaman başını minik dostunun üzerine nazikçe koydu.

O zaman o minik, usulca gözlerini kapattı sakin ve güvenle.

İşte o anda anladım ki: Ben bir köpek almaya gitmiştim. Eve bir aileyle dönüyordum.

Bazen kalbimiz, en iyi planlardan bile daha iyisini bilir.

Rate article
Lifequest
Gönüllü kafesi açtığında, tüm planlarım altüst oldu