Bir adam, köpeğini ormana götürüp bir ağaca bağladı ve onu orada terk etti. Ondan kurtulmayı umuyordu. Ama kimse bir kurdun o köpeğe ne yapacağını tahmin edemezdi.
Köpeği, sahibi için her şeydi. Bir zamanlar yavruyken onu kendi elleriyle seçmişti; ilk komutlarını yine kendi öğretmişti. Onun, tarlalarda kuyruk sallayarak koşup kendisine gelişine sevinirdi. Beraber ava giderlerdi, beraber eve dönerlerdi ve köpeği hep kapısının önünde yatardı. Ona her zaman gururum derdi.
Ancak zamanla her şey değişti. Sahibi, yavrulardan para kazanabileceğini fark etti. İlk başta zararsız gibi geldi. Sonra doğumlar sıklaşmaya başladı. Köpek zayıfladı, yorgun düştü, çoğu zaman köşede yatıp güçlükle nefes alır oldu. Veteriner açıkça söyledi: Böyle devam ederse, köpek dayanamaz.
Adam bu sözleri hoş karşılamadı. Vazgeçmek yerine öfkelendi. Köpek artık ona mutluluk getirmiyor, bir sorun haline gelmişti. O ise sorunları çabuk çözmeye alışkındı.
O gün köpeği uzak bir ormana götürdü. Sessizce yürüdü, köpeğine bakmadı bile. Köpek ise her zamanki gibi gezintiye sevinmişti, neden konuşulmadığını anlamıyordu. Adam bir yerde durdu, onu bir ağaca bağladı ve yürüyüp gitti. Köpek, önce bunun bir oyun olduğunu düşündü.
Köpek bekledi. Sonra tasmasını çekiştirmeye başladı. Ardından inlemeye başladı.
Akşama doğru ise ulumaya başladı. Sesini kaybedene kadar sahibini çağırdı, zinciri boynuna geçti zarar verdi. Yapraklar hışırdıyordu, hava soğuyup kararıyordu. Kimse gelmedi.
Nihayet güneş batarken, ormanın derinliklerinden bir bozkurt çıktı. Yavaş, temkinli adımlarla yaklaştı. Birkaç metre ötede durdu, köpeğe baktı. Ne hırladı, ne diş gösterdi. Sadece dikkatlice seyretti.
Köpek dondu kaldı. Saldırıyı bekledi ama artık korkmuyordu; çünkü başına gelebilecek en kötü şeyi zaten yaşamıştı.
Ama kurt beklenmedik bir şey yaptı
Köpek saldırı bekledi, acı bekledi. Ama kurt ne hırladı ne diş gösterdi. Yavaşça etrafında döndü, havayı kokladı, zincire, ağaca ve toprağa baktı. Sonra çok yakınında olmadan yere uzandı, gözünü köpeğin üzerinden ayırmadı.
Gece hızla çöktü. Orman canlandı. Uzaklardan ulumalar duyuldu, ardından bir yenisi daha geldi. Zayıf köpeğin kokusunu alan küçük yırtıcılar ağaca yaklaşmaya başladı.
Ama ne zaman biri yaklaşsa, kurt ayağa kalkıyor, köpekle onların arasına giriyordu ve hafifçe hırlıyordu. Bu kadarı bile diğerlerini uzaklaştırmaya yetiyordu.
Kurt ona dokunmadı, fazla yaklaşmadı. Sadece yanında, yakınlarında bekledi.
Köpek artık ulumuyordu. Sadece ağır ağır nefes alıyor, bazen başını kaldırıp kurtun hala orada olup olmadığını kontrol ediyordu. Kurt, tüm gece boyunca oradaydı.
Sabahın ilk ışıklarında, ormana insanlar girdi. Yırtıcı izlerini arıyorlardı ve zayıf bir inleme duydular. Yaklaştıklarında ise ilginç bir manzara gördüler: Ağaca bağlı bir köpek ve önünde bekleyen bir bozkurt, sanki onun bekçisiydi.
İnsanlar donup kaldı. Kurt, onlara sakin bakışlarla, korkmadan baktı. Sonra yavaşça geri çekildi, ormanın derinliklerine doğru yürüyüp kayboldu.
Köpeği çözdüler. O köpek, sabaha sağ kalabilmişse, gecenin birinde birinin yırtıcı olmayışı sayesindeydi.
Bazen en vahşiler, kendilerine insan diyenlerden daha insancıl olabiliyor.
Kaynak.




