Babam artık başka bir aileyle yaşıyor! Yılbaşı gözlerimizde yaşlarla geçti…
Babamı nadiren görüyordum, o da tesadüfen…
Annem ve babam bir zamanlar birbirlerini çok severlerdi. Duyguları samimi ve güçlüydü, neredeyse 15 yıl birlikte yaşadılar. Ailelerine ben, onların tek oğlu, katıldım.
Sekiz yaşındayken annem bir gün karşıma oturdu, uzun süre sessiz kaldı, sonra derin bir nefes alarak:
— Oğlum, baban başka bir kadını sevdi. Artık baş başa yaşayacağız… dedi.
Bu ne anlama geldiğini anlamıyordum. Nasıl olur? İnsanlar böylece bırakıp nasıl gidebilir? Bana öyle geliyordu ki, aileler birbirini sevmekten vazgeçemez; sonuçta aile demek sonsuza dek demekti. Babamın fikrini değiştirip geri dönmesini umuyordum… Ama dönmedi.
Annem, ihtiyacımız olan her şeyin olması için durmadan çalışıyordu. Babamdan para almasına gururu izin vermediği için iki işte birden çalışıyordu. Üstesinden geleceğini söylüyordu ama geceleri pencerede uzun uzun oturup bir şeyler düşündüğünü görüyordum. Belki geçmişi düşünüyordu. Ya da gelecekte nasıl yaşayacağımızı.
Babam ise… Yeni bir hayatı vardı. Orada başka bir kadın ve yaşıtım olan kızı vardı. Muhtemelen onu seviyordu. Muhtemelen birlikte gülüp eğleniyor, tatile gidiyor, özel günleri güzel bir sofrada kutluyorlardı. Bana ise yalnızca eski yaşamın gölgesini andıran nadir tesadüfi karşılaşmalar kalmıştı.
Geçen yılın sonunda da böyle oldu.
Sıkıcı ve hüzünlü bir yılbaşından sonra annemle birlikte şehirde dolaşmaya çıktık. O gülümsüyor, bugünkü havanın özel olduğunu, hava da bayram kokusu olduğunu söylüyordu. Ama gözlerinde derin bir hüzün vardı. Mağazalara girdik, vitrinlere baktık ama bir şey almadık. Paramız neredeyse yoktu, annem bir şeye ihtiyacımız olmadığını söylüyordu.
Bir mücevher mağazasının önünde durduk. Ben parıldayan vitrini izlerken birden tanıdık birini gördüm.
Babam.
Tezgahta gülümsüyordu, bir şeyler seçiyor, altın yüzük ve bilezikleri dikkatlice inceliyordu. Onu çağırmak istedim ama yanındaki kadını görünce durakladım. Kızı yeni yüzüğe hayranlıkla bakarken babam ödeme yapıyordu.
Onlara hediyeler veriyordu… O an anladım ki: Gerçekten başka bir ailesi vardı. Onlarla mutluydu, sanki bizimle artık hiç düşünmüyordu.
Annemin kolunu çektim, gözlerimle mağazayı gösterdim.
Annem onları fark etti. Parmaklarının gerildiğini hissettim. Çabucak başka tarafa döndü ve hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam etti.
Eve döndük. Buzdolabında biraz yemek vardı. Annem yarım kilo kıyma ve birkaç patates alıp musakka yaptı. Ben masada oturdum ve sessiz kaldım.
Yeni yılı baş başa karşıladık. Dışarıda şehir havai fişeklerle çınlıyordu, insanlar birbirlerini kutlarken biz sadece oturuyorduk. Herkes kendi köşesine çekilmiş, kendi düşüncelerine dalmıştı.
Bir zamanlar bayramlar bambaşkaydı. Bir zamanlar aileydik.
Ama neden ikimizin de gözlerinde yaş vardı?




