Bir İstanbul süpermarketinde, günlük kaosun ortasında sıradışı bir sahne yaşandı. Raflar arasında koşturan insanlar, şarkı söyleyen tekerlekler, birbirine karışan sesler… Süt ürünleri reyonunda bekleyen yaşlı bir kadın, birden gözlerini bir adamla torununa dikti.
Adam, kır saçlı, yorgun ama sakin bakışlıydı. Sepeti iterek ilerlerken, yanındaki küçük çocuk adeta bir fırtınaydı. Dört yaşlarındaki bu minik, rafta gördüğü her şeyi istiyordu: çikolatalar, bisküviler, renkli yoğurtlar, cipsler… Çığlık atıyor, tekmeler savuruyor, yere şekerlemeler fırlatıp dedesine dünyanın en haksız yeriymiş gibi bakıyordu.
Ama dede… Hiç kızmadı. Sabırla, alçak bir sesle:
“Dayan, Alper. Birazdan bitecek. Çok iyi gidiyorsun. Az kaldı.”
Çocuk durmak bilmiyordu. Koşuyor, raflardan eşyaları çekiyor, bağırıyordu. Diğer müşteriler bakışlarıyla yargılıyor, kimisi gözlerini deviriyor, kimisi uzaklaşıyordu.
Yaşlı adam ise hep aynıydı.
“Sabret, Alper. Kasaya az kaldı. Birazdan eve gideceğiz.” derken, sanki kendini de sakinleştiriyordu.
Kasadayken çocuk, kasiyerin yüzüne bir marshmallow paketi fırlattı. Herkes dondu.
“Sakin ol, Alper, sakin…” diye mırıldandı dede, yerdeki şekeri alırken. “Nefes al… Ver… Başaracaksın, dostum.”
Bunu izleyen yaşlı kadın dayanamadı. Adamın soğukkanlılığına hayran kalmıştı. Marketten çıkıp torosuna eşyaları yerleştirirken yanına gitti.
“Affedersiniz,” dedi nefesi kesilerek, “dayanamadım. Sabrınıza hayran kaldım. Ben olsam çoktan kızardım. Ne güçlü bir irade! Keşke yarısı kadar sabırlı olabilsem. Torununuz Alper çok şanslı.”
Adam gülmeye başladı.
“Ah, teşekkürler hanımefendi,” dedi gözleri kısılarak, “yanlış anladınız. Ben Alper’im. O kasırga ise Efe.”
Kadın şaşkınlıkla göz kırptı, sonra o da güldü.
İşte o zaman anladı: Tüm bu süre boyunca yaşlı adam torununu değil, kendini sakinleştiriyordu. Bağırmamak, sabrını kaybetmemek için kendi adını tekrarlıyordu. Kendine, “Dayan, Alper. Az kaldı.” diyordu.
Ve işte gerçek sevgi buydu. Hem torununa, hem de kendine. Çünkü hayatta bazen birine ihtiyaç duyarız; “Başaracaksın. İyisin. Az kaldı.” diyecek birine. O kişi kendimiz de olsak…




