Komşum Güllerimi Yok Etmemi İstiyor – Halbu ki Alerjisi Varmış

Bu hikaye, ki ben bile hâlâ inanamıyorum, oldukça sakin bir şekilde başladı. Eşimle uzun zaman önce İstanbul’un şirin bir kasabasında bir yazlık almıştık ama bir türlü tam olarak yerleşememiştik—hep iş, hep koşturmaca. Ayda bir uğruyorduk; ya çatıyı tamir ediyorduk ya da kapı kilidini değiştiriyorduk, ve her seferinde komşularımızın tertemiz, rengârenk bahçeleri arasında bizimki adeta bir ıssızlık gibi duruyordu.

Özellikle de bunu sık sık hatırlatan komşumuz Ayşe Hanım’dı, altmışlarındaki yalnız bir kadın, sürekli suratı asık. Her seferinde masumane, sahte bir gülümsemeyle: “Yazlık almışsınız ama ne oturuyorsunuz ne de bakıyorsunuz. Sizin o viranenize bakınca insanın içi kararıyor,” derdi.

Sabrettik. Ama nihayet emekli olduğumda, eşim de uzun bir izin alınca artık yeter dedik: Bahçeyle ciddi ciddi ilgilenme vakti gelmişti.

Ev sağlamdı—duvarları boyadık, camları sildik. Ama bahçe adeta bir çöplükten çıkartılmayı bekliyordu: onlarca el arabası dolusu kuru dal, çürük yaprak, paslanmış kovalar ve çeşitli hurdalık… Yorulduk ama değdi. Ve işte o anda içimde bir hayal uyandı. Sadece düzen değil, güzellik de istiyordum.

“Biliyor musun?” dedi eşim, “Yol boyunca ve güney duvarının dibine güller dikelim. Verandadan onlara bakmanın keyfini düşünsene!”

Fikir bana büyüleyici geldi. Fidanlığa gittik, çeşit çeşit gül fideleri seçtik, özenle diktik. Hiç çiçek yetiştirmemiş biri olarak tutup tutmayacaklarını merak ediyordum. Ama her şey yolunda gitti. Güller tutundu, büyüdü, tomurcuklandı.

Yazlığa daha sık gitmeye başladım, yaz başında da tamamen taşındım. Ve uzun yıllar sonra ilk kez gerçekten mutlu hissettim. Sessizlik, doğa, sevdiğim bir uğraş… Güllerin yeşermesine, tomurcukların kabarmasına doyamıyordum. Her şey harika gidiyordu… ta ki güllerim Ayşe Hanım’ın dikkatini çekene kadar.

Bir gün ansızın kapımızı çaldı—yıllar sonra ilk kez. İçeri girdi, etrafa şöyle bir baktı, alaycı bir gülümsemeyle:

“Sonunda bahçenizi düzeltmişsiniz. Bakması acı veriyordu,” dedi.

“Evet, nihayet vakit bulabildik,” diye kısaca cevapladım.

“Bu da ne?” dedi, gülleri işaret ederek.

“Gül,” dedim gururla.

“Kaldır. Hemen,” diye soğuk bir emir yağdırdı.

Şaşkına dönmüştüm. İlk başta bir kural mı çiğnedim diye düşündüm—yanlış cinsi mi dikmiştim, yanlış yere mi? Ama sebep çok daha basitmiş.

“Benim güllere alerjim var, bilmiş ol,” diye sertçe açıkladı. “Hapşırıyorum, gözlerim yaşarıyor. Beni öldürmek mi istiyorsun?”

“Affedersiniz, ama bu benim bahçem. Siz girmek zorunda değilsiniz.”

“Peki ya hava? Polenler? Sence onlar sınır tanır mı? Bana kadar uçuyor! Senin çiçeklerin yüzünden acı çekmeye niyetim yok!”

“Ama bu benim arazim. Kimseye zarar vermiyorum.”

“Verdin!” diye bağırdı. “Kaldır. Yoksa şikâyet ederim. Hem de tek bir tane değil!”

Kavga büyüdü. Kapıyı çarpıp gitti. Ben güllerimin arasında öylece kaldım—şaşkın, kırgın. Bu kadar emek, bu kadar özen… şimdi hepsini yok mu edecektim?

Hayır. Pes etmeyeceğim. Bahçe benim, güller benim. Kimseyi zehirlemiyorum. Evet, içim biraz rahat değil—ya gerçekten alerjisi varsa? Ama emeğimi sırf komşumun keyfi için yok mu etmeliyim? Yarın bir başkası petunyalardan rahatsız olacak, öbür gün de huş ağaçlarından?

Bazen öyle geliyor ki, başkalarının mutluluğuna tahammülü yok. Eskiden lafını çekiyordum ama şimdi bahçem güzelleşince baskı yapmaya başladı. Kıskançlık mı? Bilmiyorum. Ama bir karar verdim: Güllerim kalacak. Gerekirse onlar için savaşırım. Çünkü onlar sadece çiçek değil. Nihayet kendimi bulduğumun simgesi. Ve kimsenin bunu benden almasına izin vermeyeceğim.

Rate article
Lifequest
Komşum Güllerimi Yok Etmemi İstiyor – Halbu ki Alerjisi Varmış