Bana Yalan Söyleyen Bebek Bakıcılığı İçin Teşekkür Etmedi

“Bana çocuğuna baktığım için teşekkür etmediği gibi bir de yalancı dedi” diyor Antonina İvanovna, sesindeki buruklukla.

“Ben demirden değilim,” diyor Antonina İvanovna, yorgunlukla saçlarını okşayarak. “Altmış beş yaşındayım, gücüm giderek azalıyor ama sorumluluklarım sanki daha da artıyor. Yardım etmeye karşı değilim. Torunumla ilgilenmekten kaçınmıyorum. Ama iyiliğin karşılığında suçlamalarla karşılaşmak, insanın canını sıkıyor.”

Antonina’nın oğlu, otuz üç yaşındaki Demir. Eşi Gülşah ise ondan üç yaş küçük. On yılı aşkındır birlikteler, sağlam bir çift gibi gözüküyorlar ama kaynana-gelin ilişkisi hiçbir zaman samimi olmadı. Açık çatışmalar yaşanmasa da aralarında mesafe hep vardı.

İlk başta Antonina İvanovna torunlarının olacağını öğrendiğinde içtenlikle sevinmişti. Küçük Ela’yı ilk gördüğü an sevmişti. Gülen, sarışın, hareketli bu küçük kız, hep büyükannesiyle vakit geçirmek istiyordu. Oğlu ve gelini istemeden, Antonina kendi isteğiyle yardım teklif etti—akşamları bakmayı, anaokulundan almayı, bazen de birkaç günlüğüne evine götürmeyi.

Ama zamanla her şey değişti. Yardım, bir zorunluluk haline geldi. Ela’yı büyükannesine gönderme sıklığı arttı. Hafta sonları, tatiller, hatta iş günleri… Bir gün Gülşah, okul öncesi dönemde Ela’nın anaokuluna gitmeyeceğini, büyükannesiyle kalacağını söyleyiverdi.

“Yoruldum. Gerçekten. Reddetmiyorum ama bir yaşlıyım, tansiyonum var, eklemlerim ağrıyor. Bir de üstüne yemek yedirmek, oyun oynatmak, ders çalıştırmak… Ela artık bebek değil, altı yaşında, kendi karakteri var, fazla ilgi istiyor,” diye anlatıyor Antonina. “Yine de elimden geleni yaptım. Çünkü seviyorum onu.”

Ve işte kırılma noktası—saçlar. Ela’nın beline kadar uzun, gür saçları vardı. Bakımı saatler alıyordu: yıkamak, kurutmak, taramak, örmek… Antonina’nın köy evinde saç kurutma makinesi bile yoktu.

“Ben ısrar etmedim! Sadece ‘Biraz kısaltalım mı?’ diye sordum. Ela da kendisi istedi. Annesinin izin verdiğini sanmıştım. Ama Gülşah…” Antonina’nın sesi kırılıyor. “Telefon açıp bağırdı; çocuğu kışkırttığımı, yalancı olduğumu, manipülatör olduğumu söyledi.”

Kriz, Gülşah kızının yeni saçını görünce daha da büyüdü. Omuz hizasına kısaltılmış saçlar karşısında dünyası yıkılmış gibiydi. Gözünde kaynanası, onun otoritesini sarsan bir kötü kadına dönüştü.

“Bu ne ya?” diye yakınıyor Antonina. “Bunu hak ettim mi? Makası bile tutmadım ben. Ela’yı ben markete çıktığımda arkadaşı kesti. Ama suçlu benim. Oğlum da sessiz. Arayıp sormuyor bile.”

Torununu görmeme yasağı, Antonina için büyük bir darbe oldu. Çocuk ona özlem duyuyordu, ama Antonina onun nasıl olduğunu bile öğrenemiyordu. Ve bunca şey, abartılarak ihanete dönüştürülen bir yanlış anlaşılma yüzünden.

“Belki daha sert olmalıydım. Ya da tam tersine, susup her şey normalmiş gibi yapmalıydım. Ama yoruldum. Elimden geleni yaptım. Şimdi ise böyle…” diyor gözleri dolu dolu.

Antonina’nın penceresinde hâlâ Ela’nın ona baharda hediye ettiği bir resim duruyor. Güneş, ağaçlar ve el ele tutuşmuş büyükanne ile torunu… Antonina her gün o resme bakıp fısıldıyor: “Affet beni Elacığım. Seni seviyorum.”

Rate article
Lifequest
Bana Yalan Söyleyen Bebek Bakıcılığı İçin Teşekkür Etmedi