Anne, Akıllı mısın? Kırk Beşinden Sonra Doğum Yapmak mı? Bu Tam Bir Çılgınlık!

— Anne, aklını mı kaçırdın? Kırk beşini geçtin, şimdi çocuk mu doğuracaksın? Bu tam bir çılgınlık!

On altıncı yaş günümden sonra ailemizin hayatı birden değişti: Annemle babam ayrılmaya karar verdiler. Dışarıdan bakınca ilişkileri sağlam görünüyordu, ama anlaşılan yüzeyin altında benim bile fark etmediğim sorunlar vardı. Boşanma sessizce gerçekleşti, kavga gürültü olmadan, mal paylaşımı yapılmadan. Babam, bize ve anneme iki odalı dairemizi bırakarak, babaannesinden kalan tek odalı evine taşındı.

Annem, yeni bir hayata başlama arzusuyla dairemizi hemen sadece satıp başka bir şehre taşındı. Babamla karşılaşma ihtimalini bile istemiyor, geçmişi geride bırakmak istiyordu. İşe coşkuyla sarıldı: İyi bir maaşla güzel bir iş buldu, şirin bir daire kiraladı ve yeni hayatımıza alışmaya başladık.

Birkaç ay sonra annemin değiştiğini fark ettim. Her zaman güzel bir kadındı, ama şimdi kendine daha fazla özen gösteriyordu: sık sık güzellik salonlarına gidiyor, gardırobunu yeniliyor, gözleri parlıyordu. Davranışları aşkı ele veriyordu.

Bu değişimleri izlerken, bir gün direkt sormaya karar verdim:
— Anne, aşık mı oldun?

Utandı ama inkâr etmedi:
— Evet, öyle. Adı Demir Bey, benden biraz daha büyük. Ciddi bir ilişki içindeyiz. Sen ne düşünüyorsun?

Omuz silktim:
— Mutluysan, ben de senin için sevinirim.

Annem sarıldı bana, gözleri mutlulukla parıldıyordu:
— Anlayışın için teşekkür ederim. Sizi tanıştırmak istiyorum.

Kısa süre sonra Demir Bey’le tanıştık. Bana iyi bir izlenim bıraktı: kibar, düşünceli ve anneme saygılı davranıyordu. Gerçekten mutlu görünüyorlardı. Sonrasında annem onunla daha çok vakit geçirmeye başladı, en sonunda da ona taşındı.

Ben üniversite sınavlarına hazırlanıyordum ve artık kendi başıma kaldığım iki odalı dairede özgürlüğümün tadını çıkarıyordum. Ama sonra ailemiz hakkındaki düşüncelerimi alt üst eden bir konuşma oldu.

Bir akşam annem gizemli bir gülümsemeyle yanıma geldi:
— Sana bir haberim var…

Tahmin ettim:
— Demir Bey sana evlenme teklif etti mi?

Başını salladı:
— Evet, ama hepsi bu değil. Bir bebek bekliyoruz.

Şok olmuştum:
— Anne, sen kırk beşini geçtin! Bu çok riskli. Kararından emin misin?

Yüzü karardı:
— Her şeyi uzun uzun konuştuk ve bu kararı birlikte aldık. Endişelerini anlıyorum, ama bu bizim hayatımız.

Duygularıma yenik düşüp patladım:
— Ya bir şeyler ters giderse? Bebekle ilgilenmek ve senin Demir’inle mi yaşamak zorunda kalacağım?

Annemin yüzü bembeyaz oldu, sesi buz gibiydi:
— Bundan beklemezdim. Eğer bana destek olmayacaksan, babanın yanına taşınman daha iyi olur. Bu daireyi satıp paranın yarısını sana göndereceğim.

Ertesi gün konuşmaya çalıştım, ama kararı nettir:
— Konuşacak bir şey yok.

Bir hafta sonra memlekete dönüp babamın yanına yerleştim. Beni sakin karşıladı, annemin kararı hakkındaki endişelerimi paylaşıyordu ama bunun onun seçimi olduğunu söyledi.

Annem sözünü tuttu: Bir ay sonra daire satışından payıma düşen parayı aldım. Yanında sadece bir cümle vardı: *”Bana kötü dilekte bulunacağını hiç düşünmezdim.”*

İki yıl geçti. Annem numaramı engelledi, onunla bağlantı kurma çabalarım sonuçsuz kaldı. Hamileliği nasıl geçti, bebek doğdu mu, bilmiyorum. Babam da bu konuya ilgi göstermiyor. Bu mesafenin doğru olmadığını hissediyorum ama bağı nasıl onaracağımı bilemiyorum. Davetsiz gidip tekrar reddedilmekten korkuyorum…

Rate article
Lifequest
Anne, Akıllı mısın? Kırk Beşinden Sonra Doğum Yapmak mı? Bu Tam Bir Çılgınlık!