“Anne, Bizimle Kal”: Kayınvalidenin Ziyareti Her Şeyi Değiştirdi
Rahime Hanım, kızı ve damadını ziyarete geldi.
— Anneanne geldi! — diye sevinçle bağırdı beş yaşındaki torunu Alp, kapıdan adımını atar atmaz.
Koridorda hemen kızı ve damadı belirdi. Masada oturdular, sohbet ettiler, gülümsediler, her şey normal görünüyordu. Akşama doğru Rahime Hanım, biraz dinlenmek için kızının ayırdığı odaya çekildi. Birkaç saat sonra susadığını hissedip mutfağa gitti.
Kapıya yaklaştığında damadının sesini duydu. Alçak ama sert bir sesle torunuyla konuşuyordu ve duydukları Rahime Hanım’ı şoke etti.
Rahime Hanım hiçbir zaman başkalarının aile hayatına karışmazdı. Fikirlerini dayatmaz, eleştirmezdi. Sadece sorarlarsa gerçekleri söylerdi. Ama son zamanlarda kimse ona bir şey sormuyordu. Şimdi ise, torununa pastayı yasaklayıp ona “Okan” diye seslenen ve sürekli nasihat çeken damadını duyunca anladı: Artık susamazdı.
Rahime Hanım – zarif, bakımlı bir kadındı. Tüm hayatını kızını tek başına büyütmekle geçirmişti. Eşinden ayrıldıktan sonra kimseyi hayatına sokmamıştı. Elif’i tek başına yetiştirmiş, adeta arkadaş gibi olmuşlardı. Her şeyi birbirlerine anlatırlardı. Elif büyüdü, üniversite için şehre taşındı. Mezun olunca orada kalmaya karar verdi. O zaman Rahime Hanım yazlığını, arabasını sattı, tüm birikimini verdi ve ona şehrin kenarında iki odalı bir daire aldı. Merkez değildi belki ama güzel bir tadilatı vardı.
Kızı çok mutluydu. Kısa süre sonra tanıştırmak için bir erkek arkadaşını getirdi – Eren. Görünüşte kibar, bakımlı biriydi. Ama Rahime içinde bir şeylerin yanlış olduğunu hissetti. Fazlasıyla keskin bakışları ve kontrolcü tavırları vardı. Haklı da çıktı.
Eren, kıskanç, cimri ve baskıcı biriydi. Elif’i, ablasının neredeyse hiç giymediği gelinliğiyle evlenmeye zorladı – “Neredeyse yeni sayılır.” Düğünü Eren’in ailesinin bahçesinde yaptılar. Ev yemekleri, çadırlar, ev yapımı içkiler. Balayını da orada, çatı katında geçirdiler. Rahime’nin hediyesi ise nakit para oldu. Eren açıkça, “Nakit daha iyi,” demişti.
Rahime sadece başını sallamıştı. Yorum yapmak istemişti ama kendini tuttu. Gençlerin hayatıydı, onlar yaşayacaktı.
Torunları doğdu. Adını dedesinin anısına Alp koydular. Ama Eren, “Ben ona Okan diyeceğim, daha çok hoşuma gidiyor,” dedi. Rahime bu durumdan rahatsız oldu. Torununa bakmak için kalmayı teklif etti ama Eren rahatsızlığını gizlemedi bile.
— Gerek yok, anne. Kendi başımıza idare ederiz. Birkaç gün kalıp gidersiniz, — diyerek sırıtıyordu, Elif ise hipnotize olmuş gibi başını sallıyordu.
Yıllar geçti. Beş yılda Rahime torununu ancak birkaç kez görebildi. Yüreği yanıyordu ama kendini zorla kabul ettirmek istemiyordu.
Sonra şehre tahlil yaptırmaya gelmesi gerekti. Rahime, istemese de kızında kalmaya karar verdi. Ziyaret beklenmedik şekilde soğuk geçti. Eren hiçbir şey söylemedi ama yargılayan bakışlarla süzdü. Torunu eski kıyafetler içindeydi, sadece yulaf lapası ve sebze yiyordu.
— Alp neden et yemiyor? — diye şaşırdı Rahime.
— Eren, çocuklar için zararlı olduğunu söylüyor. Doğal beslenme: lapalar, kuruyemişler, salatalar, — diye fısıldadı kızı.
Rahime dehşete düştü. Torununa her şey yasaktı. Anaokuluna bile gitmiyordu. Yeni kıyafetler konusunda ise kuru bir cevap aldı:
— Eren çocuklara para harcamanın saçma olduğunu söylüyor. Her şey bedavaya bulunabilirmiş. Para biriksin diyormuş.
Üçüncü gün Eren açıkça konuştu:
— Odalara girmeyin, yemeğimize dokunmayın. Ayrıca konaklama için ödeme yapacaksınız.
Rahime donakaldı. Eren gider gitmez kızına döndü.
— Elif, ciddi misin? Balkonda oturayım, portatif yatakta uyuyayım, bir de üstüne para mı ödeyeceğim? Her şeyi kendim alıyorum! Buzdolabında ot ve lapa var, çocuk eski kıyafetler içinde! Daha ne için ödeme yapmalıyım?
Elif, Eren’in şaka yaptığını mırıldandı. Ama son nokta, Rahime’nin torununa pasta ikram etmesiyle konuldu. Koridorda bir çığlık yükseldi:
— Ne yedin? Kim verdi sana? Sen Alp değilsin, Okan’sın! Kaç kere söyleyeceğim?
Eren pastayı çocuğun elinden çekip aldı. İşte o an Rahime daha fazla sessiz kalamadı.
— Dinle, Eren. Bu dairenin kimin parasıyla alındığını unuttun mu? Burası kızıma ait! Sen burada hiçbir şeysin! Utanmıyor musun? Çocuk otla lapa yiyor, başkalarının kıyafetlerini giyiyor! Bir de benden para mı istiyorsun? Yetti artık! Alp, hadi gidiyoruz, anneannen sana gerçek yemeğin ne olduğunu gösterecek!
— Pizza lezzetli mi? — diye şaşırdı çocuk.
— Çok lezzetli! Hadi gidiyoruz.
Yolda ona yeni bir takım elbise ve spor ayakkabı aldı. Kafede Alp öyle bir iştahla yedi ki Rahime gözyaşlarını tutamadı.
— Anneanne, sen kalacak mısın? Çünkü ben çok acıkıyorum ama babam yemek yememe izin vermiyor.
— Tabii ki kalacağım. Anneanne artık burada her şeyi düzeltecek.
Eve döndüklerinde Eren gitmişti. ERahime Hanım, kızı Elif ve torunu Alp’le birlikte yepyeni bir hayata başladı.




