Senin İçin Kedi, Yeğenden Daha Değerli!” Diye Bağırıyordu Anne

Bugün günlüğüme yazmak istiyorum çünkü içimde büyük bir acı var.

“Senin için kedi, yeğenden daha mı önemli?” diye bağırdı annem.

Çocukluğumdan beri bir kedi sahibi olmayı hayal ederdim. Nihayet 20 yaşımda, İzmir yakınlarındaki küçük bir kasabadan güvenilir bir yetiştiriciden bir yavru kedi aldım. Adını Pamuk koydum ve o benim en yakın dostum oldu. Tüm boş vaktimi ona ayırdım: onunla oynadım, onu besledim, ilgilendim. O sadece bir evcil hayvan değil, ruhumun bir parçası, zor günlerimde tesellim oldu. Ailem başta itiraz etmedi ama neden bu kadar önemli olduğunu hiç anlamadılar. “Çocuk yapsan daha iyi, kediyle uğraşacağına!” diye sinirle söylenirdi annem, Emine Hanım. Sözleri içimi acıtırdı ama kavga çıkarmamak için susardım.

Ablam, Selma, bir oğul doğurdu, Efe’yi. O günden sonra onunla ilgilenme görevi sık sık bana düştü. Ama dürüst olmak gerekirse, yeğenime karşı derin bir sevgi hissetmedim. Ablama yardım ediyordum: yemek yapıyordum, çamaşırları yıkıyordum, temizlik yapıyordum ama çocukla ilgilenmek benim için sadece bir yüktü. Bana mutluluk değil, yorgunluk getiriyordu. Selma yorulduğunda, Efe ile annem ilgileniyordu. Ben ise eve döner dönmez Pamuk’a koşuyordum. Onun mırıltısı, sadakati içimi ısıtıyordu. Bir gün annem dayanamadı ve bana çıkıştı: “Senin için bir hayvan, öz yeğeninden daha mı değerli?”

Dürüstçe cevap verdim: “Evet.” Bu doğruydu. Pamuk benim ışığımdı; Efe ise, yeğenim olsa da, bana yabancıydı. Annem öfkeden deliye döndü: “Nasıl böyle konuşursun? O senin kanın!” Selma ise gülerek bana “deli” dedi. Ama kararlıydım. Neden bir çocuğu sevdiğimi zorla hissetmeye çalışmalıydım ki? Onların tepkileri içimdeki isyanı körükledi. Onların onayını almak kendime yalan söylemek istemedim.

Annem, sanırım bana kin beslemeye başladı. Bir gün bir arkadaşımda kaldım ve eve dönmedim. Sabah eve geldiğimde Pamuk’u bulamadım. Annem umursamaz bir tavırla, “Bir şeyden korktu, kapı açıktı, kaçtı.” dedi. Kalbim durdu. Ağlayarak komşuları aradım, kayıp ilanları astım ama Pamuk bir daha geri gelmedi. Bu kayıp benim için bir yıkımdı. O benim dostumdu, yalnızlığımda sığınağımdı. Kısa süre sonra nişanlım Murat’la İzmir’e taşındım. Yeni bir kedi yavrusu aldık ama Pamuk’un yokluğunun acısı geçmedi.

Birkaç ay sonra memleketime, ailemi ziyarete gittim. Küçük kardeşim Can dayanamadı ve gerçeği anlattı. Meğer ben yokken annem ve Selma bana “ders vermek” istemişler. Pamuk’u evden atmışlar, çünkü onun Efe’den daha önemli olduğunu söylemiştim. Can başta onlardan yanaydı ama sonra işin renginin değiştiğini anladı. Bunu öğrendiğimde içim dondu. Kendi annem ve ablam beni ihanet etmiş, bana değer vereni elimden almışlardı. Sadece haklı olduklarını kanıtlamak için… Onlar için Pamuk sadece bir hayvandı; ama benim için bir aileydi.

Nasıl anlamazlardı ki? Pamuk en zor anlarımda yanımdaydı, onun sıcaklığı bana güç veriyordu. Efe ise, saygı duymama rağmen, bana uzaktı. Selma’ya sırf kız kardeşim olduğu için yardım ediyordum. Ama o, bu kadar acımasız bir şeyi yapabilecek kadar beni değersiz görmüştü. Annemle birlikte beni “düzeltmek” istediler, yeğenimi Pamuk’u sevdiğim gibi sevmeye zorladılar. Boyun eğmediğimde de beni cezalandırdılar. Bu sadece bir ihanet değil, beni yok etmeleriydi.

Pamuk’a ne oldu bilmiyorum. Onu iyi insanların bulduğuna, yeni bir yuva edindiğine inanmak istiyorum. Ama bu kaybın acısı hep içimde kalacak. Annem ve Selma güvenimi yıktılar. Bu hareketleri bana ne kadar az saygı duyduklarını, hislerimi ne kadar önemsemediklerini gösterdi. Artık onların dünyasının bir parçası olmak istemiyorum. Pamuk benim seçimimdi, benim mutluluğumdu ve kimsenin onu benden alma hakkı yoktu. Şimdi Murat’la ve yeni kedimle yeni bir hayat kuruyorum. Ve bir daha kimsenin beni sevdiklerim yüzünden suçlu hissettirmeyeceğine yemin ediyorum.

Bugün öğrendiğim ders şu: Sevgi, zorla olmaz. Kalbin kimi seçerse, gerçek odur.

Rate article
Lifequest
Senin İçin Kedi, Yeğenden Daha Değerli!” Diye Bağırıyordu Anne