Köpeğimi Gizlice Barınağa Veren Annem: “Bir Çocuk Sahiplenmeliydin!

Beş yıllık evliliğimizin ardından, eşimle biraz nefes almak için küçük bir tatil yapmaya karar verdik. Yurtdışına ya da lüks bir otele değil, sadece hava değişimi için dağlara gittik. Gündelik koşuşturma, iş stresi ve ev kredisi yükünden uzaklaşmak istedik. Tek endişemiz, sevgili köpeğimiz Kaya’yı kime emanet edeceğimizdi. Onu iki yıl önce bir barınaktan almıştık. Bizim için bir evlat gibiydi—sadık, akıllı ve sevgi dolu.

Arkadaşlarımız bakamayacağını söyledi, kayınvalidemin eşinin şiddetli alerjisi vardı, son çare olarak annemi aradım. Biraz tereddüt etse de kabul etti. O güne kadar köpeğimizi kabullenmiş gibiydi. Hatta bazen ona ödül maması getirir, onunla oynardı. Kaya’nın yemeğini, oyuncaklarını, yatağını ve kaselerini toplayıp anneme bıraktım.

İçim rahat bir şekilde tatile çıktım. Ancak bir hafta sonra eve döndüğümde ilk fark ettiğim şey, evin sessizliği oldu. Kaya yoktu. Kaseleri, oyuncakları, yatağı—hiçbiri yerinde değildi. Panikle annemi aradım. Uzun süre açmadı, en sonunda telefonu kaldırdığında ise soğukkanlı bir sesle, sanki bir eşyadan bahsediyormuş gibi dedi ki:

“Onu tekrar barınağa bıraktım. Çocuk yapmanızın zamanı geldi, köpekle vakit geçirmenin değil.”

O an kalbim paramparça oldu. Yer yarılmış da içine girmişim gibi hissettim. Hayatım boyunca güvendiğim annemin bize ve Kaya’ya bunu yapabileceğine inanamadım. Sormadan, uyarmadan, bizi ihanete uğratmıştı.

Telefonda, artık uğraşacak bir “dikkat dağıtıcımız” olmadığını, “annelik içgüdümüzü” çocuk sahibi olmaya yönlendirmemiz gerektiğini anlatmaya çalışıyordu ama artık onu duymuyordum. Telefonu kapattım ve eşimle hemen barınağa gittik.

Bize soğuk davrandılar. Annemin barınak çalışanlarına, çocuk beklediğimizi ve köpekle baş edemediğimizi hikâye ettiğini öğrendik. Uzun süre açıklama yaptık, yalvardık, fotoğraflarımızı, veteriner kayıtlarımızı gösterdik. Sonunda bize inandılar. Kaya eve döndü. Ürkek, şaşkın, bana hemen yaklaşamadı. Ama sonra kucağıma atladığında, hayatımda hiç bu kadar ağlamamıştım. Barınak çalışanları, ara sıra haber almak için telefon numaramızı istedi.

O günden beri annemle konuşmuyorum. Nasıl affedebilirim ki? Bizim için bir aile üyesi, onun içinse sadece “torunlara engel” olan bir varlıktı.

Daha yirmi beş yaşındayım. Eşimle birbirimizi seviyoruz, dürüstçe yaşıyoruz, çalışıyoruz, ev kredimizi ödüyoruz. Mükemmel bir hayatımız yok, ama mutluyuz. Şimdilik çocuk yapmayı düşünmüyoruz—çünkü hazır olmak istiyoruz. Duygusal olarak, maddi olarak, bedenen. Çocukları “annenin keyfi için” istemiyoruz.

Köpeğimize gelince… Evet, belki bazıları için sadece bir hayvan. Ama bizim için Kaya ailenin bir parçası. Şu an bir çocuğa annelik yapmaya hazır değilsem, bu sevgim, şefkatim ve sorumluluk duygum olmadığı anlamına gelmez. Tüm bunları Kaya’ya veriyorum. Bu, bize engel değil, aksine hazırlık. Bize, tamamen size bağlı bir canlının sorumluluğunu almanın ne demek olduğunu öğretiyor.

Annem bunu görmek istemedi. Onun kalıplarına göre, evlendik—çocuk yapacaksınız, yapmadınız—suçlusunuz. Bizim kendi kurallarımızla, birbirimize saygı duyarak, şiddetsiz, sağlam bir temel atıyor olmamız onun için önemli değil.

O günden beri birkaç kez konuşmaya çalıştı. Mesaj attı, aradı. Hatta eve kadar geldi. Ama kapıyı açmıyorum. Hazır değilim. Belki bir gün affederim. Ama şimdi değil. İhanet, birinin hata yapması değildir. Bilinçli, soğukkanlı ve size zarar verecek şekilde hareket etmesidir. Annem böyle yaptı. Ve bu acıyla henüz başa çıkamadım.

Kaya şu an dizlerimin üzerinde uyuyor. Tekrar gülümsemeye başladı. Ben de öyle. Yeniden bir aileyiz. Ve bir gün, zamanı geldiğinde, çocuğumuz onun yanında büyüyecek. Çünkü Kaya, bizim ilk oğlumuz. Bize sorumluluğu, bağlılığı ve koşulsuz sevgiyi öğreten köpeğimiz.

Rate article
Lifequest
Köpeğimi Gizlice Barınağa Veren Annem: “Bir Çocuk Sahiplenmeliydin!