Annem bana kızıyla kıyas yaparak beni çıldırtıyor, şimdi de torunları karıştırdı!
Ben, Elif, eşim Emre ile sekiz yıldır evliyim ve bu süre boyunca kayınvalidem, Neriman Hanım’la adeta bir savaşın içindeyim. Ne yapsam bir kusur buluyor, bir yandan da kızı Aysel’i göklere çıkarıyor. Başlarda sabrettim ama artık haddini aştı: çocuklarımızı bile karşılaştırmaya başladı. Sabrım taştı ve oğlum söz konusu olduğunda asla sessiz kalmayacağım!
Emre’yle üniversiteden hemen sonra evlendik. Samsun yakınlarında küçük bir kasabada yaşıyorduk, paramız yetmiyordu ama kayınvalidemin yanına gitmeyi de istemiyordum. Neriman Hanım daha ilk günden bana soğuk davrandı. Emre, “Annem bütün kız arkadaşlarıma böyle yapıyor, kimsenin bana layık olmadığını düşünüyor” diyerek beni teselli etmeye çalışıyordu. Bu pek işe yaramıyordu. Önce yurtta kaldık, sonra bir ev kiralamaya başladık, her kuruşumuzu biriktiriyorduk. Kayınvalidem ev kiraladığımızı öğrenince büyük bir kıyamet kopardı: “Paranızı neden böyle boş yere harcıyorsunuz? Benim yanımda kalsaydınız, kendi evinizi alana kadar biriktirirdiniz!” Tam dört yıl boyunca bu kararımızı yüzümüze vurdu, sanki suç işlemiştik.
O sıralarda Aysel, Emre’nin kız kardeşi evlendi. O da kayınvalidesiyle yaşamak istemedi ve işte mucize! Neriman Hanım onların ayrı eve çıkmasını destekledi: “Aferin size, kayınvalideyle sıkışıp kalmayın,” dedi. Emre şaşkına dönmüştü. “Anne, biz Elif’le ayrı yaşayınca kötü, Aysel’ler ayrı yaşayınca mı iyi oluyor?” diye sordu. Kayınvalidemin cevabı ise bardağı taşıran son damla oldu: “Onların kayınvalidesi öyle biri ki, rahat yaşamalarına izin vermez.” O an bağırmamak için kendimi zor tuttum: “Sen bana rahat yaşama fırsatı mı veriyorsun?” Bu bir tokat gibi yüzüme çarpmıştı; anladım ki onun gözünde hep kızından daha aşağıda olacaktım.
Aysel’le iyi anlaşıyorduk aslında, fakat annesinin huylarını almıştı: hep öğüt verir, hiçbir şeyden memnun değildir. Neriman Hanım’la kavga etmemeye çalışıyordum ama o sanki bilerek beni kışkırtıyordu. Öfkesini dökmek zorundaydı, yoksa içi rahat etmezdi. Hamile kaldığımda, neredeyse Aysel’le aynı zamanda, kayınvalidem bütün çirkinliğiyle ortaya çıktı. “Aysel iyi yapıyor, genç yaşta çocuk sahibi oluyor. Sen ise benim oğlumu çalıştırmaktan yoruyorsun,” diyordu. Hamileliğin getirdiği yorgunluğa bir de onun sözleri eklenmişti, adeta kamçı gibiydi. Aile yemeklerinde Aysel’in tabağına en iyi lokmaları koyar, “Ye kızım, güçlenmelisin,” derdi. Bana ise “Çok kilo aldın, doktorlar ne diyecek acaba?” diye çıkışırdı. Doktorlar her şeyin normal olduğunu söylese de. Dişimi sıktım, dayandım ama sonunda daha fazla katlanamayıp hasta olduğumu bahane ederek gitmemeye başladım.
Aysel’le bir hafta arayla doğum yaptık, ikimizin de oğlu oldu. Kayınvalidem hemen ilan etti: Aysel’in oğlu tıpkı Emre’ye benziyordu, bizim Can ise hiçbir akrabasına çekmemişti! Bu beni pek etkilemedi, kendimi anneliğe vermiştim. Fakat Neriman Hanım çocukları kıyaslamaya başlayınca damarlarımdaki kan kaynadı. Artık sadece bana değil, oğluma da laf atıyordu. Can’ın ikinci sınıf gibi hissetmesini istemiyordum. Emre abarttığımı düşünse de ben görüyordum: kayınvalidem Aysel’in oğlunu göklere çıkarırken, bizimkini zar zor fark ediyordu.
Can dört yaşına geldiğinde durum daha da kötüleşti. Kayınvalidem, “Aysel’in oğlu şimdiden okumaya başladı, sen ise çocukla hiç ilgilenmiyorsun,” diye söylenip duruyordu. Can’ı anaokuluna yazdırdığımda bana “İşine gelince çocuğu kenara atıyorsun! Aysel ise evde oturup çocuğunu büyütüyor,” dedi. Bu sözler yüreğimi dağlıyordu. Emre bile artık annesinin haksız olduğunu görmeye başlamıştı. Şimdilik susuyorum ama bu uzun sürmeyecek. Eğer o annesiyle konuşmazsa, ben kendim köşe bucak hesabını sorarım.
Neriman Hanım’ın beni Aysel’le kıyaslamasına katlanabilirdim. Ama oğlumu aşağılaması bardağı taşırdı. Can onun da torunu, ama onun gözünde hep daha değersiz kalacak. Barış içinde yaşamak için sarf ettiğim çabalar boşa gidiyor, artık iyi olmaya niyetim yok. Kayınvalidem bu kıyaslamalarla hayatımızı zehir ediyor ve çocuğumu küçük görmesine izin vermeyeceğim. Gerekirse sert bir konuşma yaparım, ailemiz dağılsa bile. Yüreğim acıyla dolu ama Can için sonuna kadar savaşacağım. O, sevilmeyi hak ediyor, sadece kızını ve onun çocuğunu gören bir büyükannenin umursamazlığını değil.




