– Bugün seni ne tür bir tehlikeden kurtarmam gerekecek? – diye sordu Oleg, ikinci mivini hazırlarken.

Biri bana bugün seni neyden kurtarmam gerekecek? diye sordu Oğuz, ikinci hazır noodle’ını demlerken.

Püre ve köfte! diye neşeyle cevapladı Rıza.

Ah, yine mi? diye yapmacık bir gülümsemeyle sordu arkadaşı.

Yine!

Geçen hafta da bu kötü köfteler vardı! Daha ne kadar dayanacağım?

Ben de karıma aynısını soruyorum, ama dinlemiyor bile! Tamam, hadi atıştır!

***

Serkan, yeni iş arkadaşları, şaşkın şaşkın bakıyordu. Rıza’nın ev yemeğinden neden şikayet ettiğini anlayamamıştı. Oğuz açıklamaya karar verdi.

İşin aslı şu, Rıza abur cubur özlüyor. Hazır noodle, pizza, pide falan. Karısı ise her gün düzgün yemek hazırlıyor, sağlıklı beslenmesi için. Ben de ona yardım ediyorum. Çöpe mi atalım? O benim noodle’ımı yiyor, ben de onun karısının yaptığı yemeği mideye indiriyorum.

Yemekleri o kadar kötü mü? diye sordu Serkan, mikrodalgadan çıkardığı sandviçini yerken.

Yok, aslında gayet iyi. Ama sürekli köfte, şehriye çorbası, et yemeği falan yemek istemiyor adam! diye gülerek cevapladı Oğuz, arkadaşının yemek kabını açarken. İşte böyle, kardeşlik hakkına giriyorum.

Karısına söylesene, zahmet etmesin diye. Belki sevinecektir! diye ekledi Serkan.

Rıza denedi ama dinlemiyor!

Sen de bu işten memnunsun!

İyi yemek ziyan olmasın!

Keşke benim de bana öğle yemeği hazırlayan bir karım olsa, ben kimseye vermezdim onun yemeğini! diye hayallere daldı Serkan, sandviçinden bir ısırık alırken.

Sorun ne? Evlen o zaman! Kim engelliyor?

Doğru eşimi bulamadım daha!

Önemli değil, bir gün bulursun! diyerek omzuna vurdu Oğuz. Yeni taşındın ya bu şehre? Burada bir sürü güzel kız var!

Yemek molası bitti ve işlerine geri döndüler. Hepsi aynı mobilya şirketinde çalışıyordu, tabii farklı departmanlarda. Rıza satış müdürüydü, Oğuz montajcı, Serkan ise yeni işe girmiş bir depo çalışanıydı.

Serkan kehanet gibi konuşmuştu. O akşam markette otuzlarında, belki biraz daha genç, güzel bir kadınla karşılaştı.

Market rafında, yukarıdaki bir paket makarnaya uzanmaya çalışıyordu. Kısa boyluydu, belki bir buçuk metreden biraz fazla, ama çok şirindi.

Yardım edeyim mi? diye nazikçe teklif etti Serkan.

Kendisi ortalama üstü boyluydu ve rahatça erişebiliyordu.

Çok teşekkür ederim! diyerek gülümsedi yabancı güzel.

O gülümseme! Serkan’ın aklı başından gitti. Her şey birbirine karıştı. Düşünmeden makarnayı aldı ve kadın başka bir ürün aramaya yöneldi.

Kendine gelince peşinden gitti.

Ne yapacaksınız? diye sordMakarna demiştiniz de merak ettim, diyerek Serkan, kadının yanında yürümeye başladı.

Rate article
Lifequest
– Bugün seni ne tür bir tehlikeden kurtarmam gerekecek? – diye sordu Oleg, ikinci mivini hazırlarken.