Birine Gerekli Olduğunuz Anlar

— En azından biri için bir şey ifade ediyorsun.

— Oğluma ihtiyacın yok, hayatını mahveder.

— Yanılıyorsunuz, Ayşe Hanım. Neden Serhat hakkında böyle konuşuyorsunuz? O sizin tek çocuğunuz!

— İşte bu yüzden seni uyarıyorum. Oğlumu çok iyi tanıyorum, bu yüzden sözlerimden şüphe duymuyorum.

Ayşe Hanım yavaşça mutfaktan çıktı, Elif ise yeni aldığı gece elbisesiyle masada oturmaya devam etti. Elbiseyi özellikle giymişti; komşusuna göstermek için gelmişti, çünkü Serhat’ı bu elbiseyle kendine hayran bırakmak istiyordu.

Komşusunun oğluna yıllardır âşıktı. Bu hisler, daha küçük ve toy bir kızken başlamıştı ama o zaman bile güçlü bir bağ kurabileceğini göstermişti.

Serhat, Elif’ten yedi yaş büyüktü. Onlar ilk tanıştıklarında Serhat on yedi, Elif ise on yaşındaydı. Elif, ailesiyle birlikte Sivrihisar’a taşınmıştı, çünkü babasının köydeki işi bitmişti. Ayşe Hanım ise yıllardır burada oğluyla birlikte yaşıyor, onu tek başına büyütüyordu.

— Çok düzgün bir aile— dedi Elif’in annesi akşam eve döndüğünde.
Komşusu, Elif’in annesinden on beş yaş daha büyük olsa da, iki kadın arasında samimi bir dostluk başlamıştı. Böylece Elif ve Serhat daha sık görüşmeye başladı.

Tanışmalarından bir yıl sonra Serhat üniversiteye girmiş ve Sivrihisar’dan ayrılmıştı. Elif ise ailesiyle kalmış, Serhat’ı unutmamış ve Ayşe Hanım’ı sık sık ziyaret etmişti.

Serhat, üniversiteden hemen sonra evlenmiş ve bu haber Elif’i derinden yaralamıştı. Onun gerçek bir aşk yaşadığına inanmak istemiyordu. Elif, evliliğin bir ömür süreceğine inanıyordu. Kendi anne babası yirmi yıldır evliydi, dedesiyle nenesi de ölene kadar birlikte yaşamıştı. Hatta Ayşe Hanım bile, Serhat’ın babasıyla, onun savaşta kaybolana kadar evli kaldığını anlatmıştı.

— Oğlum beni eşiyle bile tanıştırmadı— diye sızlanmıştı Ayşe Hanım, Elif’in ailesine misafirliğe geldiğinde. — Şehirli bir kız, ukala.

— Git şehre, görüş gelininle— diye öğüt vermişti Elif’in annesi. — Bak oğlun nasıl yaşıyor, tanış.

Ayşe Hanım elini havada sallayarak geçiştirmişti:

— Ne gereği var? Serhat beni düğüne çağırmadıysa, demek ki doğru olan budur. Onun karısını tanımam gerekmiyor. Şehre gitmem.

Elif, Ayşe Hanım’a üzülüyordu ama daha çok, Serhat’ın bir daha Sivrihisar’a dönmeyeceğini düşünerek kahroluyordu. Fakat Serhat’ın evlenmesinden bir yıl sonra, oğlu birkaç eşyasıyla birlikte köye dönmüştü.

— Ayşe’nin oğlu geldi— diye haber vermişti annesi, işten döndüğünde.
Elif yerinden fırlamış, neredeyse annesini devirerek kapıya koşmuştu.
Saniyeler içinde Ayşe Hanım’ın evine varmış, tam da sigara içmek için dışarı çıkan Serhat’a çarpmıştı.

— Vay, Elifcim!— diye gülmüş ve göz kırpmıştı Serhat.
Elif onun ne kadar değiştiğini fark etmişti: Artık bir erkek olmuştu. Sakal bırakmış, şakaklarında birkaç beyaz tel belirmişti, oysa Serhat daha yirmi beşini yeni bitirmişti.

— Merhaba, Serhat— diye tatlı bir sesle konuşmuştu, yüzüne dokunma arzusunu bastırarak. — Döndün mü?

Serhat soğuk bir ifadeyle bakmış ve omuzlarını silkmekle yetinmişti:

— Bilmiyorum, göreceğiz. Karımdan boşandım, anneme dönmek zorunda kaldım. Kayınvalidemlerin evinde kalıyordum, ama sonra bir şeyler oldu. Şöyle yapmadım, böyle yapmadım. Canıma tak etti.

Elif gözlerini kırpmadan Serhat’a bakıyor, bu kadının onu nasıl kötü görebildiğini düşünüyordu. O ne muhteşem biriydi! Ne güzel, ne iyi, ne akıllıydı! Belli ki o şehirli kızda bir sorun vardı, Ayşe Hanım’ın onunla tanışmak istemesi boşuna değildi.

— Sinemaya gidelim mi?— diye sormuştu Elif, ama Serhat başını iki yana sallamıştı.

— Hayır, istemiyorum. İşlerim var, annem beni çalıştırıyor.

Elif üzülmüş ama belli etmemişti. Serhat’ın yanında olması ona yetiyordu: Aynı havayı soluyor, onunla konuşuyor, halini hatırını soruyordu. Belki bir gün, Elif’in en doğru kişi olduğunu anlardı?

Ayşe Hanım, oğlunun dönüşüne sevinmemişti. Onu kooperatifte çalıştırmaya çalışmış, sonra şehirdeki tanıdıklarına gitmiş, Serhat’a bir iş bulmak istemişti. Ama Serhat’a önerilen işler hiçbir zaman onun istediği gibi değildi.

— Sürekli şikayet etmekten yoruldum— diye açılmıştı bir gün Elif’e Ayşe Hanım. — Şimdi anlıyorum neden boşandı. Sorun karısında değil, oğlumdaymış.

— Yanlış!— diye atılmıştı Elif, Serhat’ı savunurken. — Serhat çok iyi biri, siz onu anlamıyorsunuz!

Ayşe Hanım sadece gülümsemişti:

— Tabii, kendi oğlumu tanımıyorum! O da babası gibi bencilin teki!

Ayşe Hanım bunu söylemiş ve susmuştu, gözlerini kaçırarak. Elif bir şeyler daha söylemek istemiş ama kendini tutmuştu, çünkü komşusu çok üzgün görünüyordu.

Bir türlü iş bulamayan Serhat, dönüşünden birkaç ay sonra, Elif’Elif, kızıyla birlikte küçük evlerinde mutlu bir hayat kurarken, Serhat’ın hayatında hep bir şeylerin eksik kalacağını bilmenin huzuruyla gülümsedi.

Rate article
Lifequest
Birine Gerekli Olduğunuz Anlar