Kaderin Oyunları…

**Kader…**

**Ezgi**
Mayısın sonu, ama hava iki haftadır yaz sıcağı gibi kavuruyordu. Ezgi otobüse bindiği an pişman oldu. Kalabalık, tıklım tıklım, nefes alacak yer yok. Etrafından sıkıştıran bedenler, terden yapışan elbise… Sırtına birisi sertçe itti.

“Geçin öne, herkesin işi var! Senin gibilerin yürümesi lazım, bu kadar yer işgal ediyorsun!” diye homurdandı yaşlı bir kadın sesi.

“Sen de pek sıska sayılmazsın! Kıpırda biraz!” diye bağırdı boğuk bir çocuk sesi, ve Ezgi’yi öyle sıkıştırdılar ki nefesi kesildi.

“Aman, ezdin beni, Allah belanı versin!” diye zırladı arkadaki kadın.

Kapılar gürültüyle kapandı, otobüs hareket etti. Arkada kadınla boğuk sesli biri itişip duruyordu.

“Ana, bu kadar sinirli olmaya ne gerek var?”

“Sen sus! Zaten nefes alınamıyor, bir de senin ağzın alkol kokuyor!” diye karşılık verdi kadın.

Ezgi konuşanları göremiyordu, başını çeviremiyordu bile. Burnu birinin omzuna dayanmıştı, tutunacak bir yer de yoktu. Sıkışmıştı, adeta sandıktaki bir karpuz gibiydi.

Otobüs sarsıla sarsıla gidiyor, fren yapıp duruyor, sonra birden hızlanıyordu. İnsanlar bir o yana, bir bu yana savruluyor, ama düşmüyorlardı, çünkü zaten sıkışıklıktan hareket edemiyorlardı. Pencere açıksa bir nebze serinleyebiliyorlardı, ama her trafik ışığında kavga patlak veriyordu.

Ezgi karışmıyordu, dudağını ısırmış, bir an önce inip temiz havaya kavuşmayı düşlüyordu. Eve gidip, terden yapışan elbiselerden kurtulup serin bir duş alacaktı. Otobüs yeniden hareket etti.

“Hey, şoför bey, dikkat etsene! Odun mu taşıyorsun!” diye bağırdı boğuk sesli. “Sen rahat klimanın keyfini sürersin, biz de burada fırında pişiyoruz…”

Otobüs yine dur-kalk yaptı.

“Boş ver şu durağı, kimse binemez zaten! Birbirimizi ezeceğiz! İnen var mı?” diye sordu.

“Ben! Ben ineceğim! Kapıyı açın!” diye bağırdı Ezgi, artık dayanamıyordu.

Kapı zorlukla açıldı, önce kadın, sonra boğuk sesli, sonra Ezgi çıktı. Kadın son bir kez omzuna yumruk attı.

“İnek! Bir durak için otobüse doluştun.”

Ezgi cevap veremedi. Kadın kalabalığa karıştı, otobüs kapıyı kapattı, uzaklaştı. Ezgi bir kez daha beklemeye katlanamadı, eve yürümeye başladı. Kulaklarında hâlâ o iğrenç ses çınlıyordu: **”İnek!”**

Onu her zaman böyle çağırmışlardı. Okulda, sokakta… Alışması gerekirken bir türlü alışamamıştı. Suçu neydi ki? Doktorlar “sağlıklı” diyordu.

“Anne, niye beni doğurdun? Kim ister benim gibi şişko birini?” diye ağlardı okuldan dönünce. “Zayıf bir adamla evlenseydin, ben de senin gibi incecik olurdum!”

“Sen şişko değilsin, iri yarısın. Kalp neye düşerse onu seçer. Baban da iri yarıydı, yakışıklıydı. Kadınlar ona bakardı. Sen ona çektin. Bakalım sen kimi bulacaksın,” diye terslerdi annesi.

“Ben evlenmeyeceğim! Kim beni sever ki?” diye hıçkırırdı Ezgi.

“Sevecek biri çıkar merak etme. Her erkek sıska kız istemez. Hem doğumdan sonra zayıflar da şişmanlar,” diye avutmaya çalışırdı annesi.

Ezgi diyet yaptı, aç kaldı, ama dayanamadı. Vücudu isyan ediyordu. Koşmaya bile çalıştı. Zarif kızlar onu görünce gülüşürdü.

“Yolda kayganlık var sandım, meğer yağ erimiş!” diyen erkek sesini duyunca koşmayı bıraktı.

Aynalardan kaçtı.

Sonra annesi hastalandı, öldü. O günlerde hiç yemek yememişti, ama yine de kilo veremedi.

Otuz üç yaşındaydı ve hayatında ne aşk vardı, ne aile… “Bir daha asla otobüse binmeyeceğim,” diye yemin etti.

Ertesi gün durağa neredeyse boş bir otobüs geldi. Şans işte. Bindi, kartını çıkardı, tam okutacakken otobüs aniden hareket etti. Tutunamadı, geriye savruldu. **”Düşüp kafamı kıracağım…”** diye düşündü…

**Emre**
Sabah Emre her zamanki gibi arabasına bindi, kontağı çevirdi, ama araba çalışmadı. Beş dakika uğraştı, nafile. Çaresiz çekici çağırdı, arabayı tamirciye götürdü.

İşe taksiden gitti, epey geç kaldı. Eve dönmek için acele etmesine gerek yoktu, zaten bekleyen yoktu. Ama bu sefer durağa yarı boş bir otobüs yanaştı. Emre ne zamandır toplu taşıma kullanmadığını bile hatırlamıyordu. Böyle bir fırsatı kaçırmadı. “24 numara tamirciye kadar gidiyor, arabadan haber alırım,” diye düşündü.

Sonra o günü hep hatırlayacaktı. **Kaderin bir oyunuydu bu.** Arabasının bozulması, bu otobüse binmesi, tamirciye yönelmesi—

Rate article
Lifequest
Kaderin Oyunları…