Kaç, geç olmadan…
Bütün kızlar büyük ve saf bir aşk hayal eder. Başının dönmesini, yüreğinin nazik kucaklamalarla çarpmasını ister. Erkeğinin en beklenmedik anda güzel ve alışılmadık bir evlilik teklifi yapmasını, herkesin görüp imrenmesini arzular. Düğününün muhteşem olmasını, damadın şık takım elbisesiyle, yanında havadar beyaz gelinliğiyle ışıldayan narin gelinin durmasını hayal eder. Neredeyse bebekliğinden beri her kız böyle bir düğün hayal eder. Elif de bir istisna değildi.
Okul yılının ortasında dokuzuncu “A” sınıfına yeni bir öğrenci geldi: Can Demir. Teneffüste herkes etrafını sarıp nereden geldiğini, neden yıl ortasında geldiğini sordu.
“Babam asker, yeni bir görev yeri çıktı, bu yüzden taşındık,” diye açıkladı Can.
“Silah kullanabiliyor musun?”
“Kullanırım.”
“Hangi silahla?”
“Tabancayla…” Sorular ardı ardına geliyordu.
Can hemen Elif’i fark etti. Uzakta durmuş, onunla hiç ilgilenmiyormuş gibiydi. Okul çıkışında onu evine kadar geçirdi. Tesadüf bu ya, aynı yöne gidiyorlardı. O, okulu ve sınıfını anlatırken, Can da babasının görev yaptığı şehirlerden ve askerî birliklerden bahsetti.
Elif’in doğum gününde sınıfa bir gül getirdi ve herkesin önünde ona hediye etti. Başka bir erkek olsa alay edilir, ucuz şakalar yapılırdı, ama Can’ın bu hareketi hem saygı uyandırdı hem de kızların kıskançlığını tetikledi.
Elif gülü alırken sanki her gün kendisine çiçek veriliyormuş gibi davrandı. Bakışları şunu söylüyordu: “Bakın, yeni gelen peşimde. Kıskandınız mı? Daha neler olacak!” Can’a umursamaz davranıyordu, halbuki hoşuna gidiyordu.
Mezuniyet sınavlarına az kala Elif, yaşça büyük bir sporcuyla tanıştı. Sakarya Nehri kenarında kürek yarışları vardı. Arkadaşıyla birlikte izlemeye durdular.
“Kızlar, buraya gelin. Buradan daha iyi görünüyor,” diye seslendi yakışıklı biri.
“Yarışıyor musunuz?” diye sordu Elif, kalabalığı yararak yanına gitti.
“Hayır, ben güreşçiyim. Yarışan arkadaşım. İşte, ikinci sırada,” diyerek suya işaret etti, ama gözlerini Elif’ten ayırmıyordu, onu diğerlerinden açıkça ayırıyordu.
Kerem adındaki bu yeni tanıştığı adam, Elif’i eve kadar geçirdi.
“Kerem isminin ne anlama geldiğini biliyor musun?”
Elif biliyordu ama şimdi tüm bildikleri aklından uçup gitmişti.
“Güçlü olan. Hayatta hep güçlüyüm.”
Ondan hoşlanıyordu. Elif, yeni hislerine kulak verdi; onu çeken, heyecanlandıran ve biraz da korkutan duygular. Aklı karışmıştı. Can bir anda unutulmuştu. Kerem DemirElif, yıllar sonra Can’ın sadakatini ve sabrını fark ettiğinde, gerçek aşkın gösterişsiz ama derin olduğunu anladı.




