Eski Bir Fotoğrafın Sırrı

Eski Fotoğrafın Sırrı

Deniz ve Aylin aynı sınıftaydılar. Kız herhangi bir kız gibiydi, özel bir şey yoktu. Ancak belki âşık olma zamanı gelmişti, belki de Aylin’de bir şeyler değişmişti; bir gün Deniz ona öyle bir baktı ki, tanıyamamış gibiydi. Dünya baş aşağı döndü, her şey sevdalı gencin gözünde yeni bir şekle büründü.

Derslerden sonra Aylin’i üniversitenin girişinde bekledi. Ama o yanından hızla geçip gitti, onu fark etmeden genç bir adama yöneldi ve birlikte uzaklaştılar. Deniz, çift gözden kaybolana dek öylece bakakaldı, içindeki hayal kırıklığını ve öfkeyi bastırmaya çalışarak.

Ne bekliyordu ki? Onun fark etmesini bekleyecek miydi? Aylin gibi bir kızın sevgilisinin olmaması tuhaf olurdu.

Bir gün Aylin, gözleri ağlamaktan kıpkırmızı gelmişti. Bütün gün sessiz ve dalgındı. Deniz yine üniversitenin önünde onu bekledi. Bu sefer kimse karşılamamıştı, cesaretini toplayıp yanına gitti.

“Eve mi?” diye sordu.

“Hayır, büyükanneme. Şimdi onun yanında kalıyorum. Hastalandı.”

Aylin, büyükannesinin tansiyonunun yükseldiğini ve eklemlerinin ağrıdığını anlattı. İlkbaharda hep kötüleşirmiş. Dışarı bile çıkamaz hale gelmişti.

Deniz onun yanında yürürken, mutluluktan uçuyordu. Kalbi sevinçle atıyor, kafasında en güzel isim yankılanıyordu: Aylin, Aylin, Aylin…

Evleri üniversiteden üç durak uzaktı.

“İçeri buyur edemeyeceğim. Büyükannem iyi değil,” diye özür diledi Aylin, evinin önünde.

Ertesi gün Deniz ona büyükannesini sordu.

“İyi sayılır. Ama annem dün gece yeni kocasıyla geldi. Büyükannem tansiyon krizi geçirdi, ambulans çağırmak zorunda kaldık. Keşke hiç gelmeseydi,” dedi Aylin.

“Anlaşıldı. Üvey babayla arası iyi değil. Belki de büyükannesinin yanına taşınmasının asıl sebebi buydu?” diye düşündü Deniz ama soru sormadı.

Yaz sınavları yaklaşırken Aylin’in büyükannesi öldü. Deniz hep yanındaydı, onu teselli etti. Cenazeden sonra Aylin, büyükannesinin evinde kalmaya devam etti.

“Büyükannenin hayaletinden korkmuyor musun?” diye şaka yaptı Deniz bir gün.

“Hayır. Meleklere pek benzemezdi ama bana hep iyi davrandı.”

Bir gün Deniz cesaretini toplayıp merak ettiği soruyu sordu: “Üniversitede seni bekleyen o adam nereye gitti?” Aylin’in yüzü değişti, buruşturarak yanıtladı: “Annemle evlendi.”

“Hayal edebiliyor musun, artık üvey babam,” dedi Aylin, başını eğip yüzünü sakladı.

İlk sınavdan sonra Aylin, Deniz’i evine davet etti. Eski, ağır mobilyalarla dolu ve soluk duvar kâğıtları olan bu tuhaf ev Deniz’in hoşuna gitti. Masada eski bir fotoğraf albümü duruyordu.

“Bakabilir miyim?” diye sordu Deniz.

“Tabii. Mezara koymak için büyükannemin fotoğrafını seçiyordum…” Aylin, Deniz’in yanına oturdu ve aile fotoğraflarını birlikte incelediler.

“Bu benim küçüklüğüm. Bu da annemle babam, daha ben doğmamışım.”

“Anne baban boşandı mı?” diye sordu Deniz, Aylin’in annesinin yeni evlendiğini hatırlayarak.

“Evet, annemin öfkeli karakterine dayanamadı babam. Boşandıklarında çok küçüktüm. Şimdi başka bir ailesi var. Onunla konuşmuyoruz.”

“Bu kim?” diye sordu Deniz, sert ve asık suratlı yaşlı bir kadının fotoğrafına bakarak.

“İşte büyükannem, olduğu gibi. Son zamanlarda hep böyleydi.” Aylin albümün sayfasını çevirdi.

“Bu da gençliğinde. Güzel, değil mi?” diyerek başka bir fotoğrafı işaret etti.

Deniz, gülümseyen genç bir kızın siyah gözlerine baktı. Hafif, desenli bir elbise giymişti. Bunun aynı insan olduğuna inanamadı ama yorum yapmadı.

Aylin sayfayı çevirdi.

“Bekle, geri dön,” diye atıldı Deniz. “Bu da büyükannen mi?” dedi, genç kızın kolunda bir adamla durduğu fotoğrafı göstererek. “Peki yanındaki kim?”

“Bilmiyorum. Belki bir arkadaşı ya da akrabasıdır. Büyükannem albüme hiç bakmazdı. Sorma fırsatım olmadı.” Aylin, Deniz’in gözlerini fotoğraftan ayıramadığını fark edince, “Deniz, ne oldu?” diye sordu.

“Gitmem lazım,” dedi Deniz ani bir hareketle albümü kapayarak. “Yarın ararım,” diye ekledi kapıda. Bir an durdu, sanki bir şey söyleyecekti ama vazgeçip çıktı.

Aylin’in evinden çıktıktan sonra Deniz, kendi evine değil, şehrin diğer ucunda yaşayan dedesine gitti. Yol boyunca camdan dışarı boş gözlerle baktı.

“Deniz mi? Beklemiyordum. Uzun zaman oldu gelmeyeli. Gir içeri,” dedi dedesi sevinçle.

“Dersler nasıl? Sınıfta kalmadın herhalde? Aşk hayatın?” diye sorular yağdırdı, Deniz ayakkabılarını çıkarırken.

“Her şey yolunda dede. Bugün ilk sınavımı verdim, pekiyiyle.”

“Aferin o zaman. Çay demirleyelim, bu başarını kutlayalım.” DedesDeniz dedesinin anlattıklarından sonra Aylin’e büyükannesinin hikâyesini anlatmaya karar verdi, çünkü gerçeklerin gölgede kalmaktansa aşklarını güçlendireceğine inanıyordu.

Rate article
Lifequest
Eski Bir Fotoğrafın Sırrı