Gelin Şartlarını Koyuyor
— Hayır, Mehmet Bey! Kesinlikle hayır! — diye masaya yumruğunu vurdu Ayşe, tabaklardaki fincanlar şıkırdadı. — Artık dayanamıyorum! Bıktım usandım!
Kayınpeder şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı, gazeteyi kenara bıraktı.
— Ayşe, ne oldu sana? Bir problem mi var?
— Problem şu ki ben sizin hizmetçiniz değilim! — Gelin ayağa kalkıp ellerini beline koydu. — Anneniz bana sürekli emirler yağdırıyor, sanki kölesiyim! Siz ise hiç sesinizi çıkarmıyorsunuz!
Tam o sırada kayınvalide Fatma Hanım mutfağa girdi, tartışmayı duyunca yüzü asıldı.
— Ne oluyor burada? Ayşe, neden bütün evi inletiyorsun?
— İşte! — Ayşe parmağıyla kayınvalidesini gösterdi. — İşte kendisi! ‘Ayşe, ekmek almaya git’, ‘Ayşe, çorba yap’, ‘Ayşe, yerleri sil’! Ben sizin hizmetçiniz miyim?
Fatma Hanım dudaklarını büktü, masaya oturdu.
— Peki kim yapacak? Ben yaşlıyım, sağlık sorunlarım var, Mehmet de işten çıkmıyor. Sen gençsin, sağlıklısın…
— Ben de çalışıyorum! — diye araya girdi Ayşe. — Mağazada sabah akşam ayakta duruyorum, bacaklarım ağrıyor, eve gelince yine yemek, temizlik, çamaşır!
Mehmet ensesini kaşıdı, bir annesine bir eşine baktı.
— Anne, Ayşe gerçekten yoruluyor olabilir…
— Ooo, demek öyle! — diye tepki gösterdi Fatma Hanım. — Şimdi sen de bana karşı! Kendi anneni bir…
— Bir ne?! — diye öfkelendi Ayşe. — Ben oğlunun hanımıyım, aklında olsun! Allah nasip ederse torunlarınızı da doğuracağım! Siz ise bana ‘bir şey’ diyorsunuz!
Kayınvalide pencereye döndü, sessiz kaldı. Mehmet ayağa kalkıp eşine yaklaştı.
— Ayşecim, biraz sakin ol. Annem yaşlı, tek başına zorlanıyor…
— Peki ben kolay mıyım? — Ayşe kocasından uzaklaştı. — Dinle Mehmet, açıkça söylüyorum: Ya bazı şeyler değişecek ya da bu evden gidiyorum!
Sessizlik oldu. Fatma Hanım yavaşça arkasını döndü.
— Nereye gideceksin? Kendi ailenin yanına mı? Orada seni kucak açarak mı bekliyorlar?
Ayşe’nin yüzü soldu. Gerçekten de ailesiyle özellikle de evliliğini hâlâ kabullenemeyen babasıyla arası iyi değildi.
— Kendime bir yer bulurum, merak etmeyin!
— Ayşe, saçmalama! — Mehmet eşinin elini tuttu. — Biz bir aileyiz. Ortak bir yol bulmalıyız.
— Aynen öyle! — Ayşe elini çekti. — Ortak yol! O halde şartlarımı dinleyin.
Fatma Hanım homurdandı.
— Şart mı koyarmış! Benim evimde!
— Bizim evimiz! — diye düzeltti Ayşe. — Mehmet, annene söyle, bu ev bizim de!
Mehmet duraksadı. Ev gerçekten de annesinin üzerineydi, dedesinden kalmıştı. Ama evlendikten sonra burada yaşıyorlardı, başka seçenekleri yoktu.
— Anne, teknik olarak…
— Teknik falan yok! — diye kesip attı Fatma Hanım. — Ev benim, kuralları da ben koyarım!
— Tamam! — Ayşe dolaba gidip bir defter ve kalem aldı. — O zaman kaydediyorum. Birinci şart: Haftanın üç günü ben yemek yapacağım. Salı, perşembe ve cumartesi siz ya da Mehmet yemek yapacak.
— Bu da neyin nesi? — diye çıkıştı kayınvalide.
— Çünkü ben aşçı değilim! — Ayşe deftere bir şeyler yazdı. — İkincisi: Temizliği sırayla yapacağız. Bir hafta ben, bir hafta siz.
— İyice küstahlaştın sen! — Fatma Hanım ayağa fırladı. — Mehmet, duyuyor musun bunları?
Mehmet başını öne eğmişti. Rahatsız olmuştu ama eşini de anlıyordu. Annesi gerçekten de Ayşe’ye fazla yükleniyordu.
— Üçüncü şart, — diye devam etti Ayşe, — odamıza izinsiz girilmeyecek. Eşyalarıma dokunulmayacak.
Bu hassas bir konuydu. Fatma Hanım bütün evi toplama huyuna sahipti, gençlerin odası da dahil. Ayşe’nin eşyalarını karıştırır, arkadaşlarından gelen mesajları okur, hatta mobilyaları kafasına göre yerleştirirdi.
— Peki süpürge yapacaksam? — diye sordu kayınvalide.
— Önceden haber vereceksiniz. Kapıyı çalıp izin isteyeceksiniz, — Ayşe not aldı. — Ve dördüncüsü: Haftada bir Mehmet’le sinemaya ya da misafirliğe gideceğiz. Sizsiz!
— Bu kadarı da fazla! — diye patladı Fatma Hanım. — Oğlumu benden koparıyorsun!
— Koparmıyorum! Kocamla vakit geçirmek istiyorum! Normal çiftler böyle yapar!
Mehmet başını kaldırdı.
— Anne, mantıklı aslında. Biz genç sayılırız, ara sıra eğlenmek isteriz…
— Demek öyle! — Fatma Hanım ellerini açtı. — Hepiniz bana karşı birleştiniz! Tamam, yaz şartlarını hadi!
Ayşe kayınvalidesine dikkatle baktı. Sesinden biraz şaşkınlık hatta kırgınlık seziliyordu.
— Fatma Hanım, size karşı değilim. Sadece hepimizin huzurlu yaşamasını istiyorum.
— Huzurlu… — diye mırıldandı kayınvalide ağır ağır sandalyeye otururken. — Peki oğlum benden uzaklaşırsa ben nasıl huzurlu olacağım?
Ayşe kalemi bırakıp karşısına oturdu.
— Kimse uzaklaşmıyor. Ama anlasanıza, bu evde benim de bir yerim olmalı. Ben yabancı değilim.
— Yabancı değilsin ama öz evlat da olmadın, — diye mırıldandı Fatma Hanım.
— Neden? — şaşırdı Ayşe. — Ben sizin gelAyşe, Fatma Hanım’ın elini tuttu ve “Artık aynı çatı altında gerçek bir aile olmayı öğreniyoruz,” dedi.




