Eve Döndüğünde Gördükleriyle Şok Olan Kadın

Zihninde düşünceler birbirine karışıyor, kalbinde kıskançlık ve kırgınlık kaynıyordu. Neden ona böyle yapmışlardı? Kocasını sevmiyor muydu? Yoksa kötü bir eş, oğluna kötü bir anne miydi?

Ama sonra olanlar hiçbir şekilde anlaşılır değildi.

Elif, kocasıyla kaderin birleştirdiği iki insan olduklarına inanıyordu. On yıldan fazladır mutlu bir evlilik yaşamaları da bunun kanıtıydı.

Bugün, iki gün önce çıktığı iş seyahatinden dönüyordu. Patronu onu çağırmış ve “Şubenin sorunlarını ancak sen çözebilirsin,” demişti.

“Üç günlük iş, fazla değil. Hazırlan Elif, bahaneler üretmeyi aklından bile geçirme. Yarın yola çıkıyorsun,” diye eklemişti sertçe.

Elif’in planları vardı, ama patrona karşı çıkılmazdı. Gençlerin seyahat ettiği bir firmada, otuz beş yaşından sonra bile neden hâlâ ona görev verildiğini sorguladı. Ama itiraz etmedi.

“Can, iş için gidiyorum. Üç gün sürer. Eren’e ders çalıştır, son zamanlarda hep kaçıyor. Ben de iyi para ödüyorum hoca için. Bir de sağlıklı beslenmesine dikkat et, bıraktığım yemekleri yesin, cipslere saldırmasın,” diye tembihledi.

“Tamam, hallederim, merak etme,” diye mırıldandı kocası, gözünü telefonundan ayırmadan.

“Hepsi bu mu?” diye şaşırdı Elif. “Yoksa benim gitmem seni hiç üzmüyor mu? Telefondan başını kaldır artık!”

“Üç gün sonra döneceksin zaten. Oğlumuzla idare ederiz,” diyerek sonunda başını kaldırdı ve gülümsedi.

“Neden seni yine gönderiyorlar? Artık seyahat etmene gerek yok ya,” diye sordu.

“Tecrübeli bir eleman lazımmış. Hem patron öyle dedi. Tecrübeli ve kararlı biri!” diyerek gururlandı.

İş seyahatindeyken, fazla çalışıp bir gün erken dönmeye karar verdi. Evde geçireceği bir gün, kendine ayıracağı bir gün olacaktı.

Tren, şehrin eteklerine yaklaşırken içi heyecanla doldu. Boş bir eve dönecek, özgürce vakit geçirecekti. Kocası işte, on yaşındaki Eren okulda…

Önce köpüklü bir banyo yapacak, ardından cilt bakımı. Belki biraz uyuklayabilirdi—uzun zamandır böyle bir lüksü yoktu. Sonra Eren okuldan gelecek, ona yemek yapıp derslerine yardım edecekti. İş yoğunluğundan ona vakit ayıramıyordu, vicdan azabı çekiyordu.

Döneceğini kocasına söylememişti—belki unutmuştu, belki de bilerek yapmıştı. Şimdi önemi yoktu. Ona sürpriz olacaktı. Eve geldiğinde sıcak bir akşam yemeği, bitmiş ödevler ve sevgi dolu bir karşılaşma bekliyordu.

Yolda, kocasıyla nasıl tanıştıklarını düşünerek duygulandı. Bir markete girip bir şişe şarap ve kocasının sevdiği pastadan aldı. Bugün romantik bir akşam olsun istiyordu. Son zamanlarda birbirlerinden uzaklaşmışlardı; o işe gömülmüştü, kocası da telefonuna…

Kapıyı açtığında evde birinin olduğunu hemen anlamadı. Girişteki yabancı kadın botlarını görünce kanı çekildi. Sonra dolapta asılı hafif bir manto… O keskin, ağır parfüm kokusu midelerini bulandırdı.

Belki de kokudan değil, başına gelecekleri düşünmekten fenalaşmıştı. Beklediği rahat akşam yerine, hayatını değiştirecek bir ihanetle karşılaşacaktı.

Kendini toparladı. Gözünde küçük düşmeyecekti. Ne kocasına ne de bu cesaretli kadına.

Yatak odasından gülüşmeler ve fısıltılar geliyordu. Elinde ne varsa ikisine de vurmak için arıyordu.

“Tanrım, nasıl bunu göremedim? Niye anlamadım?” diye mırıldandı.

Sesini yükseltmeden içeri daldı. Yatak odasının kapısı sıkıca kapalıydı.

Yolda uzun ayaklı bir abajura takıldı. Masada şampanya ve meyveler duruyordu. Demek önce bir şeyler içmişlerdi…

Abajurun gürültüsüyle yatak odasındakiler irkildi. Kapı açıldı ve çarşafa sarınmış biri belirdi…

“Deniz?!” diye haykırdı Elif. “Sen mi? Tanrım, bu iğrenç parfüm kokusu neden tanıdık geliyor sandım!”

Deniz şaşkınlıkla, “Elif? Sen ne arıyorsun burada? Seyahatte olduğunu sanıyordum!”

“Erken döndüm. Kocam da sanırım bunu beklemiyordu, değil mi?” diye alaycı bir tonla sordu. “Sevgili kocam, çık ortaya! Saklanma!”

“Elif, yanlış anlıyorsun, lütfen sakin ol,” diye mırıldandı Deniz.

“Hayır, bunu bana o söylemeli! Çık dışarı!” diye bağırdı.

“Orada Can yok!” diye itiraf etti Deniz.

Elif dondu. “Ne? Kim var peki?”

“Ozan…”

Nefesi kesildi. Kocasının kardeşi mi? İçeri daldı. Gerçekten de Ozan, giyinmiş, pencereden dışarı bakıyordu.

“Ozan, burada ne işin var? Delirdin mi sen?”

Şimdi mutfaktaydılar. Elif açıklama istiyordu. Kocasıyla konuşacaktı, ama önce bu ihanetin nasıl olduğunu anlamalıydı.

“Deniz’le bir yıl önce Can’ın doğum gününde tanıştık. Sonra tesadüfen karşılaştık, eşimle kavga etmiştim…”

Elif gözlerini devirdi. “Peki neden buradasınız? Oteller var, gidin oralarda buluşun!”

“Beni herkes tanır. Belediyede çalışıyorum. Burayı güvenli bulduk…”

Çabucak ikisini evden kovdu. Planladığı rahat akşam yerine, derin bir temizliğe girişti. Aklında tek bir düşünce vardı: Ailesini kurtarmak.

O gece, Can eve döndüğünde Elif’in ona hazırladığı sürpriz akşam yemeği ve samimi konuşma, ikisinin de yüreklerindeki yaraları sarmaya başladı.

Rate article
Lifequest
Eve Döndüğünde Gördükleriyle Şok Olan Kadın