Statüsüz Eş

**Statüsüz Eş**

Ayşegül, koridordaki aynına yaklaştı, saçlarını düzeltti ve kendini bir kez daha eleştirel bir gözle süzdü. Yeni elbisesi — koyu mavi, şık, ama zarif — tam da üzerine göreydi. Topuklu ayakkabılar, elbiseyle uyumlu çanta. Her şey kocasının iş arkadaşlarıyla buluşmaya uygundu.

“Burak, hazırım!” diye seslendi çalı odasına doğru.

“Geliyorum, geliyorum!” diye karşılık verdi kocası, ancak odadan gelen sesler hâlâ telefonda konuştuğunu gösteriyordu.

Ayşegül içini çekti. Yine geç kalacaklardı. Oysa ne kadar da iyi bir izlenim bırakmak istemişti Burak’ın yeni şirketindeki bu insanlara. Daha üç ay önce müdür yardımcılığına terfi etmişti, ancak Ayşegül hâlâ iş yemeklerinde kendini güvensiz hissediyordu.

“Ayşe, dinle,” diyerek Burak sonunda koridora çıktı, ceketini giyerken. “Serkan Bey ve eşi de gelecek, hatırlarsın, ondan bahsetmiştim. Çok etkili bir isim, onun görüşü önemli. Eşiyle iyi anlaşmaya çalış.”

“Tabii, elimden geleni yapacağım,” diye başını salladı Ayşegül. “Peki hanımefendi ne iş yapıyor?”

“Tam bilmiyorum. Ev hanımıdır herhalde. Ya da bir hayır işiyle uğraşıyor. Sohbet edersin, öğrenirsin.”

Burak telaşlı konuşuyordu, aklı başka yerdeydi. Ayşegül detay alamayacağını anladı ve sessiz kaldı.

Restoran loş ışıkları ve hafif müziğiyle onları karşıladı. Büyük masada zaten birkaç çift oturuyordu. Burak hemen erkeklerin yanına gitti, Ayşegül’ü eşler arasında tek başına bıraktı.

“Sanırım Ayşegül Hanım?” diyerek zarif, ellili yaşlarda, pahalı bir kıyafet giymiş bir kadın ona döndü. “Ben Aylin Serkan, Serkan Bey’in eşiyim. Burak bize sizden bahsetti.”

“Çok memnun oldum!” diyerek elini uzattı Ayşegül. “Neler anlatmış acaba?”

“Öyle genel şeyler. Onu her konuda destekleyen harika bir eş olduğunuzu,” diye gülümsedi Aylin Hanım, ancak gözlerinde bir değerlendirme ışığı vardı.

Ayşegül onun yanına oturdu, hafif bir gerginlik hissetti. Masadaki diğer kadınlar da Aylin Hanım’la aynı yaşlardaydı, hepsi pahalı ve şık giyinmişti.

“Ayşegül Hanım, siz ne iş yapıyorsunuz?” diye sordu zayıf, esmer bir kadın, kendisini Aslı olarak tanıttı.

“Çevirmenlik yapıyorum,” diye yanıtladı Ayşegül. “Serbest çalışıyorum, genelde teknik doküman çevirisi.”

“Ah, ne kadar ilginç!” diye coşkuyla atıldı Aylin Hanım, ama ses tonu tam tersini söylüyordu. “Hangi diller?”

“İngilizce ve Almanca.”

“Anladım. Peki çocuklarınız var mı?”

“Henüz yok,” derken Ayşegül yüzünün kızardığını hissetti. Bu soru her zaman onu rahatsız ederdi.

“Önemli değil, daha zamanınız var!” diye müsamahakar bir tavırla ekledi üçüncü bir kadın, dolgun yapılı bir sarışın. “Ben üç çocuk büyüttüm, hepsi büyüdü. En büyüğü Amerika’da yaşıyor, kendi işini yapıyor.”

Sohbet alışılmış bir yöne kaydı. Kadınlar çocuklardan, torunlardan, lüks tatillerden ve alışverişlerden bahsediyordu. Ayşegül dinledi, ara sıra bir şeyler ekledi ve giderek bu ortamda daha fazla yabancı hissetti.

“Ayşegül Hanım, siz hangi firmada çeviri yapıyorsunuz?” diye aniden sordu Aslı.

“Farklı müşterilerle çalışıyorum. Serbest, diye bilirsiniz.”

“Ah, freelancer,” diye başını salladı Aslı. “Evden çalışmak rahat olmalı. Ama gelirler düzensizdir herhalde?”

“Gayet iyi kazanıyorum,” diye biraz sertçe yanıt verdi Ayşegül.

“Elbette, tabii,” diye gülümsedi Aylin Hanım, o anlamsız gülümsemesiyle. “Biz kız arkadaşlarla bir hayır kurumu kFakat o akşam, eve dönerken Ayşegül için artık her şey netleşmişti: kendi ayakları üzerinde durmak, birinin gölgesi olmaktan çok daha değerliydi.

Rate article
Lifequest
Statüsüz Eş