Rahatsız Edici Kız

Bugün günlüğüme bir şeyler yazmak istiyorum. Hatırlıyorum da, bir zamanlar annemle aramızda geçen bir konuşma vardı.

“Leyla, yine o bez parçalarını eve mi getirdin?” diye suratını ekşitmişti annem, kapıda karşılarken beni.

“Bez parçası değil anne. Kadife kumaşlar. Zaten çöpe atılacaktı…”

“İyi ya, atılacaktı işte! Kaç kere söyleyeceğim: dikiş dikmek meslek değil, oyuncak! İkinci vardiyaya girseydin keşke. Belki bir çamaşır makinesi alırdık.”

Susmuştum. Ceketimi çıkarıp odama geçtim. Annem mutfakta homurdanmaya devam ediyor, ikiz kardeşlerim Derya ve Sibel telefonlarına bakarak kıkırdıyordu.

“Yine kumaş bebeklerle oynuyor!” diye bağırdı Sibel.

“Leyla Saint Laurent!” diye ekledi Derya, kahkahayı bastı.

Pencere kenarına oturdum, çantamdan ince mavi kadifeyi ve altın rengi tül parçasını çıkardım. Parmaklarımla dokundum – kumaş su gibi yumuşaktı. Gözümde zaten şekillenmişti elbise: akıcı, omuzları açık, asimetrik etek uçlu. Gerçek. Büyüleyici.

Gündüzleri mobilya fabrikasında çalışıyordum. Resmi olarak montajcıydım. Gayri resmi olarak ise “fabrikanın tuhaf kızı”: cebinde her zaman iğneler, kulağının arkasında kalemler, üzerinde kendi yaptığım broşla süslenmiş iş önlüğü.

“Leyla, yine kendin mi yaptın bu broşu?” diye sormuştu bir gün Nazlı, ustabaşı.

“Evet. Plastik bir tıpa ve boncuklarla.”

“Ellerin altın gibi. Keşke değerini bilen olsa.”

“Önemli değil. Ne istediğimi ben biliyorum.”

Hızlı çalışıyordum. Mesai bitince, arkadaşım Zeynep’e giderdim – o da alışveriş merkezindeki fotoğraf stüdyosunda çalışıyordu.

“Leyla, tam zamanında geldin! Işığı ayarlıyordum.”

“Elbise hazır.”

Üzerimde, o mavi kadife etekli elbise vardı. Eteği su gibi akıyor, omuzlar açık, belinde el işlemeli bir kemer. Leyla bu elbisenin içinde sadece güzel değil – başka bir dünyadan gibiydi.

Zeynep fotoğrafları çekti, fısıldadı: “Peri gibi oldun!” Sonra bloguna yükledi.

“Ne hashtag koyalım?”

“#fabrikanınprensesi,” diye şaka yaptım. “Zaten hepsini fabrikada dikmiştim.”

Birkaç gün sonra Zeynep fabrikaya koşarak geldi.

“Leyla! Bu ne ya! Kısacası, İstanbul’dan bir tasarımcı yazmış. Senin elbiseni görmüş. Seninle görüşmek istiyor!”

“Ne?.. Ciddi misin?”

“İşte!” Zeynep telefon ekranını gösterdi. “Adı Emre Valenti. Showroom’u var, ünlülerle çalışıyor. Senin tarzının taze olduğunu söylüyor, iletişim bilgini istiyO gün anladım ki, hayallerimden vazgeçmeyerek sadece kendime değil, bana inanan herkese ışık oldum.

Rate article
Lifequest
Rahatsız Edici Kız