Bir gün İstanbulda bir belediye otobüsünde, üniformalı bir polis memuru oturuyordu. Yanında, ön koltukta, sadık görev köpeği Zeytin adında akıllı bir Kangal oturmuş, sakin sakin camdan dışarıyı seyrediyordu. Yolcular için bu sıradan bir manzaraydıZeytin kimseyi rahatsız etmiyor, sadece yolun tadını çıkarıyor gibiydi.
Ama birden, yolun ortasında her şey değişti.
Zeytinin kulakları dikildi, gözleri alarm verir gibi oldu. Hafifçe inledi, sonra aniden yerinden fırlayıp şoförün yanına koştu. Kangal, patilerini gösterge paneline dayadı, burnunu ön cama dayayarak havlıyordu. Havlamaları keskin ve acildi, sanki bir şeyi uyarmaya çalışıyordu.
Şoför Mehmet Amca, ilk başta dikkat etmedi. Otobüs tıklım tıklımdı, dikkati dağıtmamalıydı. Ama Zeytin ısrarla havlıyor, pençeleriyle paneli tırmalıyor, bir yandan da yola bakıp geri dönüyordu.
Sonunda Mehmet Amca da fark etti.
Aman Allahım! diye bağırdı ve frenlere asıldı.
Otobüs lastiklerin çığlığıyla durdu. Yolcular silkindi, bazıları çığlık attı, ama Mehmet Amcanın gözünden kaçmadı: Önlerinde korkunç bir kaza vardı. Birkaç araba birbirine girmiş, bazıları devrilmiş, yol kenarında yaralılar vardı. Duman tütüyor, benzin kokusu her yeri sarmıştı.
Birkaç saniye daha geç kalsalardı, otobüs de o kazanın parçası olacaktı. İçindeki onlarca insançocuklar, yaşlılartehlikeden son anda kurtulmuştu.
Ve hepsinin sebebi Zeytindi.
Polis memuru, köpeğinin başını okşayarak, “Aferin aslanım, hepimizin canını kurtardın,” dedi. Otobüsteki herkesin gözünde Zeytin artık bir kahramandı.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



