Bugün, günlüğüme bir şey yazmak istiyorum.
Bir anın hayatınızı değiştirebileceğine hiç inanmazdım, ama yanılmışım.
Efe’yle yıllarca dua ettik, bir ailemiz olsun diye. Her negatif test, her hayal kırıklığı içimize küçük bir hüzün bıraktı. Ama bir öğlen vakti her şey değişti. Ultrason ekranında beş minik kalp atışı gördük. Beşizler. Doktor da bizim kadar şaşırmıştı.
Bu bir mucizeydi. Beş bebeğe hazırlanmak için evimizin her köşesini düzenledik. Uykusuz geçen geceler, bitmek bilmeyen biberonlar Ama hepsi buna değerdi, çünkü içimizde büyüyen sevgi, yorgunluğumuzdan daha güçlüydü.
Sonra bir telefon araması her şeyi altüst etti. Efe bir trafik kazasında hayatını kaybetti ve ben, beş bebekle tek başıma kaldım. Hastane, yapılacak bir şey kalmadığını söyledi. Günlerim ağrı ve sorumluluk yükü altında geçti, ama yine de devam ettim, ne olursa olsun.
Evden metin yazarı olarak çalışıyordum ve zar zor kiranın altından kalkıyordum. Para sıkıntısı her hafta beni zorluyordu.
Bir gün, alışveriş yaparken şok edici bir şey oldu.
Haftalık alışverişimi yapmıştım: ekmek, süt, pirinç, elma Hesabım 1.850 TL tutmuştu, dikkatlice hesaplamıştım.
Ama kasiyer, 2.150 TL dediğinde yüreğim sıkıştı. 300 TL eksiğiniz var, dedi ve bu, arkamdaki adamın iç çekmesine yetti. Utanç kapladı içimi. Ürünleri geri koymaya başladım, ama kasiyer durdurdu ve kenara çekilmemi söyledi.
Sonra arkamdan sakin, kararlı bir ses duydum. Şok olmuştum.
Arkamdan konuşan adama döndüğümde, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle bana bir avuç banknot uzattığını gördüm.
Al bunu, dedi basitçe. Her şey yoluna girecek.
Ona baktım, şaşkınlıkla, tereddütle Ama adamın samimiyeti, sanki benim ne yaşadığımı biliyormuşçasına duruyordu. Cidden mi? diye sordum, hâlâ şoktayken.
Başını salladı ve gözlerinde bir huzur vardı, sanki bu nezaket onun için en doğal şeydi. Dert etme, dedi. Bu küçük bir jest.
O kalabalık markette, bir yabancının yardım eli, insanlığa olan inancımı geri getirdi. Titreyerek, ama minnettarlıkla aldım. Böyle küçük bir hareketin bu kadar etkili olabileceğini hiç düşünmezdim.
Eve giderken, o ana, o beklenmedik iyiliğe dair düşünmeden edemedim.
Önemli olan paranın miktarı değildi. Önemli olan, bu beklenmedik karşılaşmanın bana hatırlattığı şeydi: Hayat devam ediyor, acı ve zorluklara rağmen. Hâlâ, istemeden yardım elini uzatan insanlar var.
Bu yardımla haftalık ihtiyaçlarımı alabildim, ama daha da önemlisi, karanlık bir tünelin içinde bir ışık bulmuş gibi hissettim. Tıpkı yıllar önce yaşadığım gibi, küçük bir mucizeydi bu.
Belki de hayat, hikayelerimizi yeniden yazacak sürprizlerle dolu. Kim bilir?
Bugün öğrendiğim şey şu: Bazen en beklenmedik anlarda, en beklenmedik insanlar, size umudu hatırlatıyor. Ve bu, her şeye değer.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



