**Bir Yürek Ailesi**
Boşanma, Elifi bir silindir gibi ezmişti. Kocasını gözünde öyle büyütmüştü ki bu ihaneti asla beklemiyordu. Ama o, en yakın arkadaşıyla Elifi aldatmıştı. Bir günde, kalbini emanet ettiği iki insanı kaybetmişti. Erkeklere olan inancı yerle bir olmuştu. Eskiden, “Bütün erkekler aldatır,” denildiğinde omuz silkerek, “Benim Emre öyle değil,” derdi. Şimdi ihanetin ateşi içini yakıyordu ve bir daha asla kimseye yüreğini açmamaya yemin etmişti.
Elif, kızı Defneyi tek başına büyütüyordu. Eski kocası nafakayı düzenli ödüyor, çocuğu ara sıra görüyor ama baba olmaya hiç niyeti yoktu. Elif, kaderine razı olmuştu: ömür boyu yalnızlık. Hatta bunda acı bir tat bile buluyorduerkekler olmadan hayat daha kolaydı. Ama kader, planları paramparça etmeyi sever.
Bir iş arkadaşının doğum gününde, İstanbulun küçük bir kafesinde, Volkanla tanıştıkutlamanın ev sahibinin abisiydi. O da boşanmıştı ve şaşırtıcı bir şekilde oğlu Doruk, annesiyle değil, onunla yaşıyordu. Volkan açıkladı: çocuk babasını seçmişti, eski eşiyse yeni bir aşka dalıp itiraz etmemişti. Bir ergen ona yük oluyordu.
Bu gece, Elifin içinde unuttuğu bir sıcaklığı uyandırdı. Genç bir kız gibi içinde kelebekler uçuşuyorduyıllardır hissetmediği bir duyguydu bu. Volkan da kayıtsız kalamadı. İkisi de boşanmanın izlerini taşıyor, yeni hislerden korkuyordu ama aralarında göz ardı edilemeyecek bir kıvılcım çakmıştı.
Volkan, Elifin numarasını kız kardeşinden aldı ve cesaretini toplayıp aradı. “Randevu” kelimesini kullanmaktan kaçındıyaşlarına göre fazla çocukçaydısadece buluşup konuşmayı teklif etti. Samimi bir mekânda sabaha kadar sohbet ettiler, zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar. Bir buluşma daha oldu, sonra bir tane daha
Bir gün, Defne babasında kalırken, Elif Volkanı evine davet etti. O geceden sonra bir daha ayrılmak istemediklerini anladılar. Yumuşak ve olgun aşkları, geçmişin yaralarına bir merhem gibiydi. Ama bir engel vardı: çocukları.
İkisinin de ergen çocukları vardı. Volkanın oğlu Doruk, Defneden bir yaş büyüktü. Farklı karakterler, farklı tutkular, farklı arkadaş çevreleri. Başlarda Elif ve Volkan, bazen çocuklarla birlikte görüşüyor ama Defne ve Dorukun birbirine kayıtsız kalmakla kalmayıp, gizlemeye bile çalışmadıkları bir antipati beslediklerini fark ediyorlardı.
Bir buçuk yıl sonra Volkan dayanamadı. Elife evlenme teklif etti. Onu o kadar çok seviyordu ki kendini çocuk gibi hissediyordu, ama bu kez gerçek bir aile istiyordueskisi gibi değil. Gizli buluşmalar ona yetmiyordu. Elif şaşkınlıkla kabul etti. O da sevdiği adamın yanında uyumayı, birlikte kahvaltı hazırlamayı, akşamları film izlemeyi hayal ediyordu.
Her şeyi konuştular. Küçük İstanbul dairelerinde yaşamak mümkün değildikarşı cinsten iki ergenin ayrı odalara ihtiyacı vardı. Mülklerini satıp Volkanın birikimini de ekleyerek İstanbulun dışında geniş bir ev aldılar. En zoru kalmıştı: çocuklara haber vermek.
Ayrı ayrı konuşmaya karar verdiler. “Volkanla ve oğluyla yaşamak istemiyorum!” diye isyan etti Defne. “Eskisi gibi görüşmeye devam edin! Bu evlilik ve bu evin ne gereği var?” Elif kızını anlıyordu, yüreği acıyla sızladı. Onun yüzünden Defne, yabancılara alışmak zorunda kalacaktı. Ama Elif biliyordu ki birkaç yıla kalmaz kızı yuvadan uçacaktı. O zaman ne olacaktı? Yalnızlık mı? Etrafında çocukları için kendini feda eden, sonra da aynısını bekleyen anneler görmüştü. Elif bu kaderi reddetti. Sert ama yumuşak bir sesle, “Kararımı verdim. Ama seni her zaman dinleyeceğim ve önceliğim hep sen olacaksın,” dedi.
Defne surat astı ama tartışmadı. Babası yakın zamanda yeniden evlenmişti ve onu giderek daha az arıyordu. Kendini terk edilmiş hissediyordu. Uzun bir konuşmanın ardından isteksizce kabul etti, annesinin onu asla satmayacağına güvenerek.
Dorukla konuşmak da kolay olmadı. “Niye bu kız ve annesiyle yaşayayım?” diye homurdandı. “Çünkü Elifi seviyorum,” diye sakince yanıtladı Volkan. “O zaman annemin yanına giderim!” diye çıkıştı Doruk. “İstediğini yap,” dedi Volkan. “Ama işler zorlaşınca kaçman beni üzer. Üstelik orada annenin küçük dairesinde sıkışıp kalırsın, burada evimiz var. Sana bir futbol kalesi almayı düşünüyordum, beraber oynardık.” Doruk sonunda pes etti. “Ama onu kız kardeşim gibi göreceğimi sanma.” “Sadece saygı bekliyorum,” diye noktayı koydu Volkan.
Defne de Doruka hiçbir şey borçlu olmadığını, bir daha asla konuşmayacağını söyledi. Düğünleri sade bir aile yemeğiyle oldu. Restoranda çocukların suratları asıktı, bu fikre olan nefretlerini açıkça belli ediyorlardı.
Bir hafta sonra aile yeni evlerine taşındı. Odalar herkesin zevkine göre düzenlendisahipleri kadar farklıydılar. Sabahçı Defne, şafak sökerken uyanır, evde herkes uyurken dolanırdı. Gece kuşu Doruk, bilgisayar başında sabahlar, hafta sonları öğlene kadar uyurdu. Defne balık yemezdi, Doruk




