– Nasıl yani hasta mı? Ne durumda?” diye şaşırdı kayınvalide. “Uyuyor. Ama merak etme, hafif ateşi var, her şey normal, kış başladı işte.

Nasıl yani, hasta mı? Ne durumda? kaynanası şaşkınlıkla sordu. Uyuyor. Ama önemli değil, hafif ateşi var, her şey normal, kış başladı ya. Bu öyle sıradan bir kış değil! Senin işte, kasadan her şeyi eve getiriyorsun! Kaç kere söyledim, işini değiştir diye!

Elif uyuyordu ki birden kapının açılma sesiyle uyandı! Gözlerini ovuşturup saate baktı daha sabahın sekiziydi!

Ömer, canım, sen misin? şaşkınlıkla sordu Elif, evdeki seslere kulak kabartarak.

Cevap yoktu. Sadece banyonun kapısının açıldığını duydu, sonra sessizlik

Elif hızla sabahlığını giyip yalınayak banyoya koştu.

Kapıyı açınca donup kaldı.

Ömer aynanın karşısında durmuş, dudaklarını gererek diline bakıyordu.

Elif, hasta olan insanın dili beyaz olurmuş, doğru mu? diye sordu.

Sen hasta mısın yoksa? uykulu bir sesle sordu Elif.

Galiba öyle, dedi Ömer ve endişeyle alnına dokundu. Termometre lazım. Nerede duruyordu? Uzanayım bari. İşten bile erken gönderdiler. Doktor çağırmak gerek galiba.

Elif termometreyi getirdi. Tüh, 37.2. İşte başladı, kış geldi, Ömer hasta düştü. Doktor bir saat sonra geldi, rapor yazdı.

Elif annesini aradı:

Selimi anaokulundan alabilir misin? Eve getirme sakın, Ömer hasta.

Annesi sevinmişti torununa bayılıyordu, yalnız yaşıyordu, Selim onun için bir neşe kaynağıydı.

Ömere ne oldu, ciddi bir şey mi?

Yok canım, önemli değil. Doktor geldi, rapor verdi, dinleniyor şimdi.

Peki sen nasılsın? annesi endişelendi.

Ben iyiyim! İkinci vardiyada işe gideceğim, kaynanama söyleyeceğim, akşam uğrasın, Ömerle ilgilensin. Hafta boyu ikinci vardiya olacak. Neyse, sağ ol anne, anlaştık.

Şimdi ne yapsam? Tavuk suyuna hafif bir çorba yapayım, markete de uğramam lazım, eczaneden başka. Derin dondurucudan tavuk but çıkarayım, havuç ve patates alayım.

Eczaneden gereken her şeyi aldı. Öğlen olunca kocasını uyandırdı.

Ömer, kalk, çorba iç, diyerek omzundan salladı.

Şaşkın Ömer yatakta doğruldu.

Off, midem bulanıyor! Çorbayı yatakta içebilir miyim, mutfağa gidemeyecek haldeyim.

Bu kadar kötü mü? Tamam, getireyim. Sonra ateşini ölçersin

Çorbayı içti, ateşini ölçtü yine 37.2. Elif ilaç verdi. Ömer yüzünü duvara dönüp tekrar uykuya daldı. Haydi hayırlısı. Kendisi hastalanmasın Ömerin raporu tam ücretliydi, ama Elifin mağazada böyle bir imkânı yoktu. Üstelik krediler var, hastalanamaz. Kaynanasını aradı:

Hülya Hanım, Ömer hasta. Akşam uğrar mısınız, bir kontrol edersiniz. Akşam müşteri çok oluyor, ona ulaşamıyorum.

Nasıl yani, hasta mı? Ne durumda? kaynanası şaşkınlıkla sordu.

Uyuyor. Hafif ateşi var, her şey normal, kış başladı ya.

Bu öyle sıradan bir kış değil! Senin işte, kasadan her şeyi eve getiriyorsun! Kaç kere söyledim, işini değiştir diye!

Hülya Hanım, ben hasta değilim! Siz de biliyorsunuz, Ömer çocukken hemen hasta olurdu. Havalar soğudu, benimle ne ilgisi var

Kaynanasıyla konuşmayı uzatmamak için hızlıca kesti. Hülya Hanım pireyi deve yapmayı severdi, bir saat içinde kapıda olabilirdi. Neyse, görsün, zaten Elifin işe gitme vakti gelmişti.

Tahmin ettiği gibi, kaynanası oğlu için çeşit çeşit bitki çaylarıyla geldi, “zararı olmaz” diye. Neyse, bilir tabii. Ömerin ıslak tişörtünü değiştirirken söylendi:

Bak şu ıslak tişörtle yatıyor, daha beter olacak. Nasıl fark etmedin?

Hülya Hanım, uyuyordu, ne yapabilirdim?

Elif işe gitti. Birkaç saat sonra kendini halsiz hissetti. İşte o da hasta! Ama belli etmemeli, vardiyayı bitirmeli. Akşam ateşini ölçtü Ömerinkinden yüksek. Ömere şikâyet etmek istedi ama o kendine odaklanmıştı.

Üşüme hissediyorum, halsizim. Annem ahududu çayı yaptı, biraz iyi geldi, ama akşam yine kötüyüm. Ne içsem acaba?

Biliyor musun, bende de bir şeyler var

Sen de bir şeyler al o zaman, dedi Ömer ve tekrar aynada diline baktı. Hâlâ beyaz, görüyor musun?

Evet, hastalanamaz! Şikâyet edecek kimsesi de yok: annesine derse, beş dakikada bir arayıp öğüt yağdırır, kaynanasına derse suçlar, kocası zaten kendi dünyasında.

Karar verdi şikâyet etmeyecek, sessizce ilaç alıp işe gidecekti. Krediler beklemeyecek

Bütün hafta Ömer hastalığın keyfini çıkardı, dünyanın en zavallı insanıymış gibi davrandı termometre 37 bile gösterdiğinde, “Çok kötüyüm” diyordu.

Kaynanası sık sık gelip çeşitli karışımlar getirdi. Elif, onunla evde karşılaşmak istemiyordu, üstelik kendisi de iyi görünmüyordu.

Kocası hiçbir şey fark etmedi ya televizyon izliyor, ya telefonda. Eve geldiğinde ateşini ölçtü, dördüncü gün normale döndü.

Halsizlik vardı ama idare etti. Ömer çok daha uzun süre yattı, istekleri de arttı yemeği yatakta, ateşini ölç, su getir.

Kaynanası, onun ç

Rate article
Lifequest
– Nasıl yani hasta mı? Ne durumda?” diye şaşırdı kayınvalide. “Uyuyor. Ama merak etme, hafif ateşi var, her şey normal, kış başladı işte.