Ankara, 2020.
Eski ve sessiz bir çiftlikte, kırsalın ortasında, 71 yaşındaki emekli çiftçi Ali Yılmaz yaşıyordu. Karısını on yıl önce kaybetmişti ve o günden beri dünyası evi, bahçesi ve bir gün süt şişesi kadar küçükken bulup büyüttüğü bir kangurudan ibaretti.
Ona “Yaman” adını vermişti.
“O bir evcil hayvan değil,” derdi Ali. “O benim hayat arkadaşım.”
Yaman hızla büyüdü. Etrafta özgürce zıplar, ama her akşam verandanın yanında uyurdu. Ali radyo dinlerken, Yaman onun yanına uzanırdı. Ali toprağı kazarken ya da çitleri tamir ederken, Yaman sessiz bir gölge gibi peşinden gelirdi.
Bir sabah, ahırda çalışırken, Ali gevşek bir tahtaya takılıp düştü. Düşüşü kötü oldu. Çok kötü. Sırtına aldığı darbe onu hareketsiz bıraktı. Eski Nokia telefonu evdeydi ve kimse iki gün boyunca uğramazdı.
“Yaman” diye inledi, dişlerini sıkarak. “Yardım et, oğlum.”
Yaman yaklaştı, yüzünü kokladı. Ali zorlukla onun ayağını tuttu ve evi işaret etti.
“Git. Yardım bul git.”
Saçma görünüyordu. Bir kanguru bunu nasıl anlayabilirdi ki?
Ama Yaman gitti. Eve doğru zıpladı. Ali kaçtığını düşündü.
Ta ki on beş dakika sonra tanıdık bir ses duyana kadar.
“Ali Amca! İyi misiniz?!”
Bu, zaman zaman Ali’nin baktığı hayvanları kontrol etmeye gelen genç veteriner Ayşe’ydi. Yaman, yolun kenarına, Ayşe’nin minibüsünün yanına kadar koşmuş, patilerini yere vurup garip sesler çıkararak ona bakmış, gidip geri dönmüştü. O kadar ısrar etti ki, Ayşe onu takip etti.
“Hiç böyle davrandığını görmemiştim,” demişti sonradan. “Sanki bana sessizce bağırıyor gibiydi.”
Ali hastaneye kaldırıldı. Üç kaburga kırığı ve kalça yaralanması vardı. Eğer Yaman yardım bulmasaydı, orada bir günden fazla, susuz ve yalnız kalabilirdi.
Hikaye yerel gazetelere düştü. “Kahraman kanguru” diye yazdılar. Yaman, boynunda kırmızı bir bandana ile ulusal televizyona bile çıktı.
Ali iyileşti. Ama bakışları artık eskisi gibi değildi.
“Ben onu kurtardığımı sanıyordum,” dedi titrek bir sesle. “Ama o bana, sevgi gerçekse, kelimelere ihtiyaç olmadığını öğretti. Sadece cesur zıplayışlar yeter.”
Şimdi çiftliğin girişinde el yapımı bir tabela duruyor:
“Burada bir adam yaşıyor ve onu yalnız ölüme terk etmeyen bir kanguru.”
Eğer gün batımında sessizce geçersen, belki Yaman’ı verandada, gözleri yarı kapalı, kendisine ikinci bir şans veren yaşlı adamı korurken görebilirsin ve bilmeden, o şansı ona geri veren kanguruyu.




