Aile Sırrı: Annemin Nefis Yemek Tarifleri

**Aile Tarifi**

“Gerçekten internette tanıştığın bir adamla evlenmek mi istiyorsun?” diye sordu Gülnur Hanım, gelin adayını şüpheyle süzerken, sanki kadın eve sahte bir banknot sokacakmış gibi bakıyordu. Ağır ve yargılayıcı bakışları, Elifin sade saçına, mütevazı elbisesine kaydı. “Birbirinizi doğru düzgün tanımıyorsunuz bile!”

Elif, sırtına yayılan ürpertiyi hissetti. Mertin büyüdüğü eski bir apartman dairesinin mutfağındaydılar. Küçücük ama tertemiz, vanilya kokan bir mutfak. Parkelerin yıllanmış huzuru hissediliyordu.

“Anne, yeter artık,” diye araya girdi oğlu Mert, Elifin omzuna dokunarak. “İnternette değil, kitap kulübünde tanıştık. Sadece önce online konuştuk. Altı ay oldu! Elif harika biri!”

Tanışmaları şöyle olmuştu: Elif, unutulmuş eski kitaplar hakkında küçük bir blog tutuyordu. Yazılım mühendisi olan Mert ise klasiklere tutkulu biriydi ve bir gün Elifin “Suç ve Ceza” üzerine yazdığı yazıya denk geldi. Tartışmaları özel mesajlara, sonra uzun telefon konuşmalarına dönüştü. Aynı şakalara gülüyor, sessizliği, dürüstlüğü, kitap tozunun kokusunu seviyorlardı. Dostoyevski heykelinin önündeki ilk buluşmaları bir randevu değil, sohbetin devamı gibiydi. Mert, Elifin yanında kendini evindeymiş gibi rahat hissediyordu. Elif ise onda derin bir iç dünyası olan utangaç bir adam görmüştü.

“Harika biriymiş…” diye burun kıvırdı Gülnur Hanım, çay bardağını kasıtlı olarak şıkırdatarak. “Hem başka şehirden, burada işi yok, kim bilir aklından neler geçiyor… Oğlumu büyüttüm, okuttum, şimdi bir de baktım ki birisi gelmiş…”

Elif dişlerini sıktı ama sesini çıkarmadı.

Anlamıştı ki kaynanası onu bir insan olarak değil, bir tehdit olarak görüyorduoğlunu annesinin kanatları altından çekip almak isteyen yabancı bir kız. Gülnur Hanımın hayatı katı kurallar ve zaaflara karşı amansız bir mücadeleyle örülüydü. Kocasını kaybettikten sonra, tek oğluna olan düşkünlüğü daha da artmıştı.

Elifin kaynanasıyla yakınlaşma çabaları boşa çıkıyordu.

Bir gün, elinden geleni yaparak tarçınlı ve anasonlu elmalı kek yaptığında, Gülnur Hanım küçük bir parça koparıp şöyle mırıldanmıştı:

“Çok tatlı olmuş. Bizim ailede böyle yapılmaz.”

Temizlik yardım teklif ettiğinde ise kuru bir cevap gelmişti:

“Gerek yok, her şeyin yerini ben bilirim. Sonra arayıp durmayalım.”

Mert, odasında Elifle yalnız kaldığında ellerini açıp şöyle demişti:

“Üstüne alma. Annem böyle işte. Sevgi doludur ama kirpi gibi dikenlidir.”

“Elimden geleni yapıyorum,” diye fısıldadı Elif, pencereden dışarı bakarken. “Ama soğuk savaş havasında yaşamak çok yorucu. Hem ondan ayrı eve çıkmamız da yakın değil.”

Ama Elif pes etmedi. Her kalenin bir gizli kapısı olduğuna inananlardandı.

Bir cumartesi sabahı, Gülnur Hanım rafları silerken eski bir albümü çıkardı. Elif izin isteyip yanına oturdu. Kaynanasının sararmış bir fotoğrafa uzun uzun baktığını fark ettigenç ve gülümseyen Gülnur, yanında uzun boylu, kara saçlı bir adamla duruyordu.

“Bu kim?” diye cesaretle sordu Elif.

Gülnur Hanım irkildi, sanki yasak bir şey yakalanmış gibi.

“Kardeşim, Cemal,” diye iç çekti ve sesindeki sertlik yerini yorgun bir hüzne bıraktı. “Küsüz… Yirmi yıldır belki daha fazla.”

“Neden?” diye sordu Elif, bu nadir samimiyeti bozmamak için yavaşça.

“Saçmalıktan. Anne babamızdan kalan arsayı paylaşamadık. İkimiz de inatçıyız. O bana kırıcı sözler söyledi, ben de ona… Ve öyle kaldı. Aynı şehirdeyiz ama ayrı dünyalardayız.”

Elif suskun kaldı ama aklında bir plan belirmişti. Mertin bir keresinde annesinin bu kavgadan sonra daha içine kapanık olduğunu söylediğini hatırladı.

Bir hafta sonra, meraklı komşu Ayşe Teyzeyle karşılaştığında, kocasının ailesi hakkında konuşmayı “kaza eseri” açtı.

“Ah, Gülnur ile kardeşi mi?” diye elini ağzına götürdü Ayşe Teyze. “Ayrılmaz ikiliydiler! Cemal Bey şimdi şu yeni semtte yaşıyor. Geçen yıl çok hastalandı, kalp ameliyatı oldu. Çocukları İstanbulda, yapayalnız kaldı.”

O akşam Mert kitap okurken, Gülnur Hanım çorap örüyordu. Elif yavaşça konuyu açtı:

“Gülnur Hanım, kardeşinizin geçen yıl kalp ameliyatı olduğunu biliyor muydunuz?”

Örgü şişleri havada kaldı. Gülnur Hanımın yüzü bembeyaz oldu:

“Ne?! Nereden biliyorsun bunu?”

“Ayşe Teyze anlattı bugün. Çok yalnızmış, çocukları uzakta, yardıma ihtiyacı varmış…”

Gülnur Hanım cevap vermedi. Sessizce odasına çekildi. Elif, duvarın ardındaki huzursuz adımları duyuyordu. Akşam boyunca ağır bir sessizlik çöktü eve.

Ertesi sabah, genelde geç kalkan Gülnur Hanım erkenden hazırdı.

“Arkadaşıma uğrayacağım,” diye mırıldandı, en iyi mantosunu giyerken.

Akşama doğru döndüğünde gözleri kıpkırmızıydı, ama bakışlarındaki buzlar erimişti. Yüzünde şaşkın, yumuşak bir ifade vardı. Mutfakta Elifi görünce kapı

Rate article
Lifequest
Aile Sırrı: Annemin Nefis Yemek Tarifleri