Artık anlıyorum ne yaptığımı. Otuz yıl birlikte yaşadığım eski eşimin yanına dönmek istedim, ama çok geçti…
Şimdi 52 yaşındayım. Ve hiçbir şeyim yok. Ne eş, ne aile, ne çocuklar, ne de işhiçbir şey…
Adım Vedat. Otuz yıl boyunca eşimle yaşadım. Hep ailenin geçimini sağlamak için çalıştım, eşim de evi çekip çevirirdi. Onun çalışmasını istemezdim. Evde kalması bana yetiyordu. Zamanla, bana sinir olmaya başladı.
Birbirimize saygı göstererek yaşıyorduk, ama aşk sönmüştü. Normal olduğunu düşündüm. Bana uygundu. Ta ki her şey değişene kadar. Bir akşam, bir barda Denizle tanıştım. Benden yirmi yaş gençti. Güzel, nazik ve eğlenceliydi. Rüya gibiydi.
Görüşmeye başladık ve kısa sürede o benim sevgilim oldu. İki ay sonra eşime yalan söylemekten bıktığımı fark ettim. İşten sonra eve gitmek istemiyordum. Denizi sevdiğimi ve onunla evlenmek istediğimi anladım.
Birkaç gün sonra eşime gerçeği söyledim. Sahne çıkarmadı. Sakin kaldı. Onun da beni sevmediğini düşündüm, bu yüzden bu kadar soğukkanlı davrandı. Ama şimdi anlıyorum ki Meryemi ne kadar incittiğimi o zaman göremedim.
Boşandık. Yıllarımızı geçirdiğimiz evi sattık. Deniz, eski eşime evi bırakmamam konusunda ısrar etti. Öyle yaptım. Meryem küçük bir daire aldı. Ben de birikimlerimle Deniz için iki odalı bir ev aldım.
Eski eşime yardım etmedim, tek kuruş bile vermedim. Parası olmadığını ve hemen iş bulamayacağını biliyordum. Ama o zaman umurumda bile değildi. Oğullarım benimle konuşmak istemedi. Annelerine ihanet ettiğimi hissetmişlerdi ve bunu affedemezlerdi.
O sırada bunlar beni ilgilendirmiyordu. Deniz hamileydi ve çocuğumuzun doğumunu dört gözle bekliyorduk. Kısa süre sonra bir oğlumuz oldu. Ama çocuk ne bana ne de Denize benziyordu. Arkadaşlarım onun benim çocuğum olup olmadığından şüphe ediyordu. Onları dinlemek istemedim.
Denizle hayatımız iyi gitmiyordu. Çok çalışmak, evi ve çocuğu idare etmek zorundaydım. Deniz sürekli para istiyor ve sık sık dışarı çıkıyordu. Ev dağınıktı, hiç yemek hazır olmazdı. Sabahın üçünde, dördünde sarhoş bir şekilde gelir, sebepsiz yere kavga çıkarırdı.
Sonunda işimi kaybettim. Yorgun, öfkeli ve işime odaklanamıyordum. Üç yıl boyunca böyle yaşadım. Sonra hiçbir zaman Denizi sevmeyen ve çocuğun bana ait olmadığından şüphelenen kardeşim DNA testi yaptırmam için ısrar etti. Sonuçta çocuk benim değildi.
Her şey ortaya çıkınca hemen boşandık. Bu sürede ne eski eşimle ne de oğullarımla iletişimim vardı. Denizden ayrıldıktan sonra ilk eşimin yanına dönmeye karar verdim. Çiçekler, şarap ve pasta alıp onun evine gittim. Meryem orada yaşamıyordu. Yeni ev sahibi bana yeni adresini verdi.
Oraya gittim. Kapıyı bir adam açtı. Meryem iyi bir iş bulmuş ve bir iş arkadaşıyla evlenmişti. Mutluydu ve hayatından memnundu.
Bir süre sonra bir kafede ona rastladım. Bana dönmesini istedim. Bana aptalca baktı ve uzaklaştı. Şimdi yaptığım hatayı anlıyorum. Ne istemiştim? Ne başardım? Neden eşimi bırakıp genç bir kızla evlendim?
Şimdi 52 yaşındayım. Ve hiçbir şeyim yok. Ne eş, ne iş, oğullarım bile benimle konuşmuyor. Hayatımda en çok değer verdiğim her şeyi kaybettim. Ve bu tamamen benim yüzümden. Ne yazık ki bu hatayı asla düzeltemeyeceğim…
Hayat bazen öyle dersler verir ki, geç anladığımızda pişmanlık ateşi içimizi yakar. Değerini kaybettikten sonra anladığımız şeyler, bize yaşamın en acı gerçeğini öğretir.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



