Annen bu, o zaman senin sorumluluğun!” dedi, ama artık dayanacak gücü kalmamıştı

“Bu senin annen demek ki bu senin sorumluluğun!” dedi, ama Leyla’nın sabrı taşmıştı. Oğlunun montunu düğmelerken, öfkesini kontrol etmek için dişlerini sıktı. Önünde, hiçbir zaman anlaşamadığı kayınvalidesinin evine yapılacak bir ziyaret daha vardı. Aralarındaki gerilim en başından beri böyleydi.

Güler Yılmaz çoktan kararını vermişti: Leyla, oğluna layık bir eş değildi. Leyla ne yaparsa yapsın, Güler bir eleştiri, bir suçlama bulurdu.

“Leyla, yine mi?” diye iç çekti Mehmet, onun asık yüzünü görünce. “Gitmek istemiyorsun, değil mi?”

Leyla küçümseyerek başını salladı.

“Cidden bunu mu soruyorsun? Hakikaten, Mehmet? Neden gitmek istemediğimi çok iyi biliyorsun!”

Gözleri öfkeyle parladı.

“Yine bana akıl verecek, laf yetiştirecek, olmayan şeyleri sorun edecek! Yine çocuğumu kötü yetiştirdiğimi söyleyecek! Umurunda bile değil ki çalışıyorum, evin tüm yükünü ben taşıyorum, yemek yapıyorum, temizliyorum, faturaları ben ödüyorum! Bu aileyi ben geçindiriyorum, Mehmet!”

“Ama bütün gün evdesin işte…” diye omuz silkti Mehmet.

Leyla gözlerini kıstı.

“Öyle mi sanıyorsun? Duvar mı seyrediyorum sanıyorsun? Yoksa para kendiliğinden mi hesaba düşüyor?”

“Ben de çalışıyorum,” diye homurdandı, alınmıştı. “Benim suçum değil, daha az kazanıyorum.”

Gerçek şuydu ki, Leyla bir grafik tasarımcı olarak ondan üç kat fazla kazanıyordu. Ailenin maddi yükü tamamen onun omuzlarındaydı.

“Belki sen tek başına gidebilirsin?” diye umutla sordu.

“Leyla, bugün Anneler Günü! Onu böyle görmezden gelemezsin!”

Dudaklarını ısırdı ve oğlunu giydirmeyi tamamladı. İki saat sonra Gülerin evindeydiler.

Salonda, her zamanki gibi, Mehmetin yeğeni Burcu bekliyordu. Leyla uzun zamandır fark etmişti ki Güler, Burcuyu prenses gibi şımartırken, kendi torununu neredeyse yok sayıyordu. Ama bunda şaşılacak bir şey yoktuBurcunun ailesi beş yıl önce bir kazada ölmüş, Güler onu yanına almıştı.

Etraflarında Gülerin kız kardeşleri oturmuş, kahvelerini yudumluyor, yüksek sesle gülüşüyorlardı.

Ve sonra her şeyi değiştiren o sözler duyuldu.

“Kararımı verdim,” diye açıkladı Güler. “Evimi Burcuya bırakıyorum. Mehmet, senin zaten kendi evin var.”

Mehmet hiç tepki vermedi. Sadece başını salladı.

Birkaç gün sonra tüm evrak işleri tamamlandı. Ev artık Burcunun üzerineyditabii Güler öldükten sonra taşınabilmesi şartıyla.

Ama kaderin başka planları vardı.

Bir felç, Güleri tamamen çaresiz bıraktı.

“Ona taşınmalıyız,” dedi Mehmet. “Kendi başına yaşayamaz.”

Leylanın midesi düğümlendi. Bunun ne anlama geldiğini biliyordu.

Artık Güleri o besleyecek, altını değiştirecek, yıkayacaktı… hem de çalışmaya ve çocuk yetiştirmeye devam ederken.

Ama hiçbir şey söylemedi.

Haftalar geçti, Leylaya bir an bile soluklanma fırsatı verilmedi.

Sonunda, bir akşam, patladı.

“Mehmet, annenin evi Burcunun. Belki de ona bakması gereken o?”

“Burcu üniversitede, Leyla. Bir de erkek arkadaşı var. Onu buraya getiremez ki!”

Leyla acı bir kahkaha attı, inanmazlıkla.

“Mehmet, ben artık dayanamıyorum!”

O, kollarını bağladı.

“Demek yetti ha?”

Elleri titriyordu.

“Boğuluyorum artık! Sen, annen, çocuğum, işim… BU KADARI ÇOK FAZLA!”

“Ama evden çalışıyorsun işte…” diye alaycı bir gülümsemeyle karşılık verdi.

Leylanın bakışları buz kesti.

“Ne fark eder? Bu gerçek bir iş değil mi sanıyorsun?!”

Kalbi deli gibi çarpıyordu.

“Biliyor musun? Artık annene SEN bakacaksın!”

“O benim annem, ama senin kayınvaliden! Bu senin görevin! Onu ben mi yıkayayım?!”

Sessizlik.

Sonra Leyla soğuk, ama keskin bir tonla konuştu:

“Sana hiçbir borcum yok.”

Mehmet burun kıvırdı.

“O zaman bir bakıcı tut!”

“Öyle mi? Peki parasını sen mi ödeyeceksin?”

“Ben neden ödeyeyim ki?!”

“O zaman bakıcı olmayacak.”

Kollarını bağladı.

“Annenin emekli maaşıyla ödersin. Ya da… kendi maaşından?”

Mehmetin yüzü öfkeyle gerildi.

“O zaman benim karıma ne gerek var?!”

İşte o andı.

Leylanın içinde bir şey kırıldı ve bir daha asla tamir edilemedi.

Her şey netleşmişti.

Mehmet, yıllardır onu kullanıyordu.

Peki ya Burcu? Bir kez bile gelip halasını görmedi.

O gece Leyla gözünü kırpmadı.

Sabah olduğunda ne yapması gerektiğini biliyordu.

Mehmet işe gidince bavulları hazırladı, oğlunu aldı ve gitti.

Sadece bir mesaj bıraktı, sonra numarasını engelledi:

“Artık bu yükü tek başıma taşımayacağım.”

Akşam Mehmet öfkeyle kapısına dayandı.

“Ya geri dönersin, ya boşanırız!”

Leyla hafifçe gülümsedi.

“Evrakları hazırla. Zaten ben de öyle yapmayı planlıyordum.”

İlk kez Mehmetin dili tutuldu.

Ama o artık özür beklemiyordu. Karar verilmişti.

Bir ay sonra boşandılar.

Mehmet asla hatasını kabul etmedi.

Peki ya Leyla?

Bir an bile pişman olmadı.

Altı ay sonra…

Haberi aldı.

Güler ölmüşt

Rate article
Lifequest
Annen bu, o zaman senin sorumluluğun!” dedi, ama artık dayanacak gücü kalmamıştı