Gece yarısı uyandığımda, yanımdaki boşluğu hissettim. Şaşkınlıkla elimi uzattım, eşim Emre’nin sıcaklığını aradım. Ama uyku geri gelmiyordu ve Emre de yatağa dönmek için hiç niyetli görünmüyordu, en az on beş dakikadır ortalarda yoktu. Kalbim hızla çarpmaya başladı, oturdum ve odanın karanlığına baktım. Ya bir şey olmuşsa? Belki de rahatsızlandı?
Kendimi sakinleştirmeye çalıştım, belki de uykusuzluk çekip işleriyle uğraşıyordur, diye düşündüm. Ama içimdeki endişe dinmek bilmiyordu.
Boş yere kendimi üzmek istemiyordum, yavaşça yataktan kalktım ve yatak odasının kapısını sessizce açıp mutfağa doğru parmak uçlarımda yürüdüm. Birkaç adım kala durdum.
Eşimin sesini duydum. Telefonla konuşuyordu. Hoparlör o kadar açıktı ki karşıdaki kadının sözlerini net duyabiliyordum.
“Evet, sevgilim, Türkiye’ye uçak biletlerini ayarlattım,” dedi Emre, heyecan dolu bir tonda. “Harika bir tatil geçireceğiz. Kimsenin haberi olmayacak.”
Yerler ayağımın altından kaydı gibi oldu. Dünyam bir anda yıkılmıştı. Her kelime, her cümle bıçak gibi saplanıyordu. Kaç yıldır birlikteydik? Ne hayaller kurmuştuk, ne acılar paylaşmıştık. Nasıl yapabilirdi bunu?
Yatak odasına geri döndüm. Karanlıkta yatarken, yanaklarımdan süzülen gözyaşlarını hissettim. Kalbim paramparça olmuştu, içim öfke, kırgınlık ve acıyla doluydu.
Sonunda kararımı verdim. Kalktım, dolaba yöneldim ve eşyalarını bir valize yerleştirmeye başladım.
Emre odaya girdiğinde, valizle beni görüp şaşkınlıkla sordu:
“Ne oluyor?”
Ona hayal kırıklığı ve kararlılık dolu gözlerle baktım.
“Valizini hazırladım,” dedim sakin bir sesle. “Türkiye’ye giderken yanında götürürsün.”
“Ne diyorsun sen?” diye gergin bir gülümsemeyle karşılık verdi.
“Numara yapma, Emre. Mutfaktaki telefon konuşmanı duydum.”
Emre’nin elleri titremeye başladı, bir şeyler söylemek istedi ama sözünü kestim.
“Geri kalan eşyalarını kendin toplarsın. Şimdi valizini al ve bir otelde ya da nerede istersen orada kal. Tatilin bittiğinde de bir daha bu evde seni görmek istemiyorum.”
O gece hayatım tamamen değişti.
Emre gittikten sonra tekrar yatağa uzandım, ama uyuyamayacağımı biliyordum. Aklımdan tek bir düşünce geçiyordu: Artık her şey farklı olacak. İllüzyonlar bitecek, ihanetin acısı son bulacak. Sonunda özgürdüm.
Sizce doğru bir karar mıydı? Yoksa susup beklemeli miydim? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşın!
Arkadaşlar, daha fazla hikaye okumak istiyorsanız yorum bırakmayı ve beğenmeyi unutmayın. Bize yazma motivasyonu veriyorsunuz!




