Kocası, Annesinin Tavsiyesiyle Hasta Eşini Terk Edilmiş Bir Köye Götürdü… Bir Yıl Sonra Geri Döndü – Kadının Serveti İçin!

**Günlüğümden Bir Sayfa**

Annesinin tavsiyesi üzerine, kocası hastalıktan bitkin düşmüş karısını terk edilmiş bir köye götürdü Bir yıl sonra geri döndüğünde ise sebep, kadının servetiydi.

Valide, Artunla evlendiğinde henüz yirmi iki yaşındaydı. Genç, ışıltılı, büyük gözleri ve ev hayalleriyle doluydu. Taze börek kokan, çocuk kahkahalarıyla çınlayan, sıcak bir yuva kurmayı hayal etmişti. Kaderi sanıyordu bunu. Artun daha yaşlı, mesafeli ve suskun bir adamdıama o sessizliğinde Valide bir bağ hissediyordu. Öyle sanmıştı, işte.

Kaynanası ilk günden itibaren güvensizce bakmıştı ona. Gözleri her şeyi anlatıyordu: “Sen oğluma layık değilsin.” Valide var gücüyle çabaladıtemizledi, yemek yaptı, uyum sağlamaya çalıştı. Ama asla yeterli değildi. Çorba ya fazla suluydu, ya çamaşırları yanlış asmıştı, ya da kocasına fazla sevgiyle bakmıştı. Her detay kaynanasını rahatsız ediyordu.

Artun sustu. Annesinin sözünün kutsal olduğu bir ailede büyümüştü. Karşı çıkmaya cesaret edemiyordu. Valide ise katlandı. Kendini güçsüz hissettiğinde, iştahını kaybettiğinde, yataktan kalkmak bile zor geldiğindehepsini yorgunluğa yordu. Asla içinde iyileşmez bir kötülük olduğunu düşünmemişti.

Teşhis beklenmedik geldi. Son evre. Ameliyat edilemez. Doktorlar başlarını salladı. O gece Valide yastığa gömülüp ağladı, acısını kocasından sakladı. Sabah yine gülümsedi, ütü yaptı, çorba kaynattı, kaynanasının sözlerine katlandı. Artun ise giderek uzaklaştı. Artık gözlerinin içine bakmıyor, sesi buz gibiydi.

Bir gün kaynanası odasına girdi ve fısıldadı:

“Sen daha gençsin, önünde bir hayat var. O ise sadece bir yük. Bunun sana ne faydası var? Onu köye götür, Hala Eminenin yanına. Orada sessizlik var, kimse yargılamaz. Dinlenirsin. Sonra yeni bir hayata başlarsın.”

Artun cevap vermedi. Ama ertesi gün, sessizce Validenin eşyalarını topladı, arabaya bindirdi ve ülkenin kuytu bir köşesine doğru yola çıktıyolların bittiği, zamanın yavaş aktığı bir yere.

Yol boyunca Valide sustu. Ne soru ne gözyaşı. Gerçeği biliyordu: onu öldüren hastalık değil, ihanetti. Ailesi, aşkı, umutlarıhepsi o an yıkıldı, motor çalıştığında.

“Burada huzur bulacaksın,” dedi Artun bavulu indirirken. “Böylesi daha kolay.”

“Geri gelecek misin?” diye fısıldadı Valide.

Cevap vermedi. Sadece kısaca başını salladı ve uzaklaştı.

Köylü kadınlar bazen yemek getirdi, Hala Emine ara sıra uğradıyaşıyor mu diye bakmaya. Valide haftalarca yattı. Sonra aylarca. Tavanı seyretti, çatıdaki yağmur damlalarını dinledi, rüzgarda sallanan ağaçlara baktı.

Ama ölüm acele etmedi.

Üç ay geçti. Sonra altı. Bir gün köye genç bir sağlık görevlisi geldi. Sıcak bakışlı, nazik bir delikanlıydı. Onu ziyaret etmeye başladı, serum verdi, ilaçlarını düzenledi. Valide yardım istemedisadece artık ölmek istemiyordu.

Ve mucize oldu. Önce küçük adımlarlayataktan kalktı. Sonra verandaya çıktı. Daha sonra bakkala kadar yürüdü. Köylüler şaşırdı:

“İyileşiyor musun, Validecim?”

“Bilmiyorum,” dedi. “Sadece yaşamak istiyorum.”

Bir yıl geçti. Bir gün köye bir araba geldi. Artun indi. Solgun, gergin, elinde evrakla. Önce komşularla konuştu, sonra eve yürüdü.

Verandada, battaniyeye sarılı, elinde çayla Valide oturuyordu. Canlı, pembe yanaklı, berrak gözlerle. Artun donup kaldı.

“Sen sen yaşıyorsun?”

Valide sakince baktı.

“Başka ne bekliyordun?”

“Senin”

“Öldüğümü mü?” diye tamamladı. “Neredeyse. Ama sen bunu istedin, değil mi?”

Artun sustu. Sessizlik her şeyi anlatıyordu.

“Gerçekten ölmek istedim. Çatısı akan, ellerimin soğuktan donduğu, kimsenin olmadığı o evdeher şeye son vermek istedim. Ama birisi her akşam geldi. Kar fırtınasından korkmayan, karşılık beklemeyen biri. Sadece görevini yaptı. Sen ise beni bıraktın. Yanımda olamayacağın için değilistemediğin için.”

“Kafam karışmıştı,” diye mırıldandı Artun. “Annem”

“Annen seni kurtaramaz, Artun,” dedi Valide yumuşak ama kararlı bir sesle. “Ne Tanrı katında, ne kendi vicdanında. Evraklarını al. Mirastan pay yok. Evimi, hayatımı kurtaran adama bıraktım. Sen ise beni gömdün. Daha yaşarken.”

Artun başını eğdi, sonra sessizce arabasına döndü.

Hala Emine eşikten izliyordu.

“Git oğlum, bir daha da dönme.”

O gece Valide pencerede oturdu. Dışarıda sessizlik, içinde huzur. Hayatın ne garip işlediğini düşündü: bazen seni öldüren hastalık değil, yalnızlıktır. Ve iyileştiren ilaç değil, bir insanın sıcak bakışıdır.

Artunun gidişinden bir hafta sonra. Hiçbir şey söylemedensadece gitti. Valide ağlamadı. Sanki içinde bir şey kopmuştuona duyduğu son sevgi kırıntıları da sönmüştü. Sadece derin bir sessizlik kaldı, fırtına sonrası orman gibi: her şey durulmuş, ama hava hâlâ titreşiyordu. Geçmişi geride bırakarak yaşamaya devam

Rate article
Lifequest
Kocası, Annesinin Tavsiyesiyle Hasta Eşini Terk Edilmiş Bir Köye Götürdü… Bir Yıl Sonra Geri Döndü – Kadının Serveti İçin!