Anneciğim, Seni Affediyorum!

Sevgili Günlüğüm,

Bu akşam üzeri evin içinde tek ses, annemin hıçkırık bir şekilde çığlığıydı. Elif, kızım, ölüm yaklaşıyor, sana her şeyi anlatmam lazım, dedi. Gözlerinden akan gözyaşlarıyla Acil servis çağırmayalım, sadece beni dinle, diye ısrar etti. O an, kalbimin kırıp parçalanacağını hissettim ama annemi dinlemek zorundaydım.

Annem, Ayşe Hanım, anlatmaya başladı: Uzun zaman önce, gençliğimde bir dostum vardı, adı Gül. O da benim gibi yetimhaneden çıkmıştık. Yetimhanede tanışıp, öğretmenlik okulu bitince köy okuluna atandık. Beni köy okulunun yanındaki dereli bir kulübeye, Gülü ise yaşlı çiftçilerin evine yerleştirdiler. Boş zamanlarımızı köy meyhanede akordeon eşliğinde dans ederek geçirirdik. Akordeon çalan genç, kahverengi gözlü Veli, benim hayatımın tek umudu gibi gözüküyordu.

Her cumaya Velinin çaldığı melodiyi dinlemek için meyhaneye koşardık. Gözüm ona takılır, kalbim onun bakışına tutulurdu. Fakat bir gün fark ettim ki Veli, gözlerini sürekli Güle çeviriyor, ona gülümsüyordu. Anladım ki, Veli beni değil, sakince ve alçakgönüllü Gülü tercih etmişti. O andan itibaren kıskançlık ve öfke içinde kıvranmaya başladım, Güle nefret ettim. Bir gün Gül, neşeyle şakalaşarak Ayşe, Veliyle evleniyoruz, dedi. İçim parçalandı, bir çukurun içine düştüm; yemek yemeyi unuttum, uyumadım, tek düşüncem Velinin sadece benim olmamasıydı.

Köydeki yaşlı bir kadının, Kadriye Ninenin, bir büyüye hâkim olduğu söylenirdi. Bana ne istediğini söyle, dedi Kadriye. Korkmuşken bile Veliyi geri kazanma isteğiyle karanlık bir işe koyuldum. Kadriye, bir şişe içinde aşk iksiri hazırladı, Bunu içtiğinde Veli sana bağlanacak, dedi ve Para lazım değil, sadece niyet yeter, diye kahkaha attı. Ben de ona 10 lira verip bir kez daha umutla bakmaya başladım.

Ertesi akşam Veli ve Gül evimize geldi. Masayı hazırladım, iksiri gizlice Velinin bardağına ekledim. Şarap gibi bir şey içtiğinde Veli bir anda değişti; Gül onu fark edip evine götürdü. Sabah olduğunda Veli kapımın önünde duruyordu, Sadece seninle olmak istiyorum, diye bağırıyordu. Kadriyenin sözleri doğru çıkmıştı; Veli artık benimdi. Hemen evlenip mutlu bir hayat kurduk. Veli bana bütün sevgisini verdi, ben de onsuz nefes almazdım. Peki ya Gül?

Gül, artık bizden uzak duruyordu ama zaman zaman karşılaşmak zorundaydık. Gözleri hâlâ hüzün doluydu, gözyaşları susamıştı. Gülün baktığı evin yaşlıları beni cadı dedi, dedikodular köyde dolaşmaya başladı. Söylendiğine göre Gül, Veliden hamile kalmış ve intihar etmeyi düşünmüş. Ona acıdım ama eşimi hayatımdan daha çok sevmiştim.

Bir gün köyün ileri kısmında yaşayan Dede Mehmet, Gülün yanına gelip: Benimle gel, dedi. Neden? diye sordum. Dostun ölüyor, diye yanıtladı. Dede Mehmet beni yanına götürdü. Evde bir bebek ağlıyordu, Gül zayıf bir şekilde yatıyordu, yüzü solmuştu. Kalbim acıyla sıkıştı, ama Gül gözlerini açıp kısık sesle Ayşe, ölmek üzeriyorum. Çocuğumu bana bırak, kızım Elifi al, dedi. Dede Mehmet, Ruhunun dileği yerine gelsin, diyerek bana bir paket verdi. O paket içinde, bir kız çocuğu vardı; Elif benim kızım değildi ama ona bakmak zorundaydım.

Elifin babası Veli, benim kararımı beğenmedi, sürekli bağırıp ağlıyordu. Veli içki içmeye başladı, evimiz bir anda harabe gibiydi. Elifi bir türlü sevemez oldum, ona karşı nefretim içimi kemiriyordu. Fakat bir süre sonra hamile olduğumu öğrendim. Veli, içkisini bıraktı ve bir çocuk beklemekle mutluluktan çılgına döndü. Doğuma bir gün kala korkunç bir kabus gördüm. Ormanda karanlık bir yaratık, dikenli pençeleriyle Beni tanıyor musun? Ben burada aşkı alacağım, diye bağırıyordu. Uyanınca ağrıyla çığlık attım, akşam olduğunda ölü bir bebek doğurdum. Veli, tekrar alkolle boğuştu ve kısa bir süre içinde soğuk bir çamur içinde hayatını kaybetti. Dede Mehmet ve Kadriye Nine de birer birer kayboldu. Geriye ben, Elif ve karanlık bir yalnızlık kaldı.

Elif, büyürken bana annesinin yasını hatırlattı; gözleri anneme benziyordu. Gerçeği söyleyip özür dilemeye çalıştım ama kelimeler boğazıma takıldı. Elif, bir gün evlenip bana muhteşem bir torun doğurdu. Şimdi hayatın yükünü tek başıma taşıyamam, bu ağır suçlulukla bu dünyadan ayrılmak beni korkutuyor.

Anne, seni affediyorum, dedi Elif bir gün gözyaşları içinde. Bu söz, kalbimin en derin yarasını bir nebze olsun sarstı. O gece, yanımda soğuk bir uyku geldi ve rüyamda gülümseyen bir yüz gördüm. Gözlerim kapanırken, bir son nefesle Seni affediyorum diye fısıldadım.

Belki bir gün, Allahın merhametiyle, bu acı dolu geçmişi geride bırakırım.

Ayşe.

Rate article
Lifequest
Anneciğim, Seni Affediyorum!