Sen bana eş değilsin: Zaten hiç nikâh kıymadık, değil mi?

“Sen bana karı değilsin ya, nikah masasına hiç oturmadık değil mi?”
“Ne karısıyım ben sana? Nikah mı kıydık? Yüzük mü taktın parmağıma?”

Leyla gözlerini yere dikti. Bunların hepsini hayal etmişti ama yıllar geçiyor, hayat resmiyetsiz akıp gidiyordu.

“Hayır! Hayır! Ve hayır!” diye bağırdı Murat. “Sen benim hiçbir şeyimsin! Kendine nasıl ‘karı’ dersin?”

“Murat’ım, lütfen konuş benimle!” diye yalvardı, eline dokunmaya çalışırken.

“Ekleyecek bir şeyin mi var?” diyerek çekildi. “Zaten gereksiz lafların yetmedi mi?”

“Ben bir şey demedim ki” diye mırıldandı Leyla.

“Kafana kazı: Sükût altındır! Özellikle senin için!” diyerek pencereye döndü.

“Küsme artık, canım!” diyerek yanına sokuldu.

“Keşke dilini tutsaydın!” Murat ellerini havaya kaldırdı. “Siz kadınlar nasıl tek lafla her şeyi mahvedebiliyorsunuz? Okulda mı öğretiyorlar adamı çileden çıkarmayı?”

Leyla, sabahki kavganın etkisinde olduğunu düşündü: Murat iki bardağı kırmıştı hem kendininkini hem de onunkini.

“Nasıl yaparsın bunu?” diye öfkelendi Leyla. “Normal insanların elleri var, seninkiler süpürge sapı gibi! Kendininkini kırdın, tamam, benimkine ne oldu? Sevdiğim bardak kalmasın diye mi?”

Sıradan bir ev kavgasıydı. Böyle şeyler genelde kulak ardı edilirdi. Ama Murat somurtarak işe gitti ve akşam buz gibi bir sessizlikle döndü. Onu görmezden geldi, akşam yemeğine gelmedi üç kez çağırmasına rağmen. Barışma vakti gelmişti.

“Boş ver, Cumartesi Kapalıçarşıdan yeni bardaklar alırız! Ellerine gelince idare edersin artık!”

“Hangi bardakmış?” Murat gözlerini kıstı. “Senin o geveze ağzın neler yaptı, hiç farkında mısın?”

“Özür dileyebilirim” diye kekeledi Leyla. “Kızma bana!”

“Özür mü?” diye acı bir kahkaha attı. “Keşke ‘özür’le silinebilseydi dediklerin, şu an yedinci kat gökte olurdum! Ama sen beni bitirdin işte!”

“Allah aşkına, ne dedim ki ben?” diye sordu, sonunda bardaklarla ilgisi olmadığını anlamıştı.

“Bugün patronuma ‘Dimitrinin eşiyim’ diyen kim?” diye öfkeden titredi.

“Duştaydın, telefon çaldı” diye mırıldandı. “Açtım, beklesin dedim. Kim olduğumu sordu, ‘eşiyim’ dedim. Sen almak için geldiğinde kapatmıştı zaten. Bunun nesi suç?”

“Sen hâlâ soruyor musun?” Muratın yüzü kıpkırmızı oldu, şakaklarındaki damar zonkladı. “Ne karısıyım ben sana? Nikah mı kıydık? Yüzük mü taktın parmağıma?”

Leyla yutkundu. Bunu hayal etmişti ama

“Hayır! Hayır! Ve hayır!” diye bağırdı. “Sen hiçbir şeyim değilsin! Kendine nasıl ‘karı’ diyebilirsin?”

***
“Bu sirk ne zamana kadar sürecek?” diye alaycı bir gülümsemeyle sordu Necla Hanım.

“Anne” diye buruk bir sesle cevap verdi Leyla. “Zaman değişti. Sen mi yargılayacaksın? Babamdan sonra sen de kimlerle takılmadın ki!”

“Annesine yalan söyleme!” diyen Necla Hanım gülümsemesini korudu. “Benim yaşımda dedikodu yapışmaz artık. Ama sen gençsingeleceğini düşün!”

“Anne, elli beş yaş genç sayılır! Seni de bir gün gene everirler!”

“Adam gibi biri çıkarsa, neden olmasın?” diyerek saçındaki beyaz tutamı düzeltti. “Şimdilik yalnızlığıma alıştım.”

“Vay sen de!” diyerek güldü Leyla.

Annesi ciddileşti:

“Leyla, anlıyorumşimdilerde birçok çift birlikte yaşıyor, çocuk yapıyor. Ama yasal olarak bu ‘resmi olmayan birliktelik’. Hiçbir güvence yok!”

“Sevgi varsa, güvenceye gerek yok.”

“Sevgi gider, geriye boşluk kalır. Resmi nikâhlı eş olsan, nafaka hakkın, mal paylaşımın olur. Ama böylemahkeme bile sana bir şey veremez!”

“Bizim Muratla her şey harika! Altı yıldır birlikteyiz. Niye nikâh? Maaşlarımız da eşit zaten.”

“İkna edici değil!” diyerek parmağını salladı. “İmâlar yap! Ona ‘kocacığım’ de, ‘hanımefendi’ diye şaka yap. Alışsın. Sonra nikâh masasına!”

“Ya kaçarsa?” diye başını salladı Leyla. “Mutluluk kırılgankaderle oynama!”

“Senin hayatın,” diye iç çekti Necla Hanım. “Ama unutma: sorumluluk, olgunluğun göstergesidir. Sizinkiyse tam bir çocukluk!”

***
Annesinin sözleri kafasına takılmıştı. Evlilik, kadın için bir güvencedi. Arkadaşı İpek de ısrar ediyordu:

“Düşünsene, ev kredisi çekeceksiniz. Muratın üstüne olacak. Ayrılırsanız ne yaparsın?”

“Biraz iyimser ol!”

“Farz et ki evi yeğenine vermek istedi. Senin tek kelime hakkın olmaz! Nikâh yoksa mahkeme boşuna zaman kaybı!”

“Fişleri biriktiririm, tanık bulurum!”

“Ya da” diyerek kurnazca güldü İpek, “direkt nikâhlanıverin.”

“Annem de ‘kocacığım’ diye şakalaşmamı söyledi. Yavaş yavaş alıştır diyor.”

“İşte, harekete geç o zaman!”

***
Leyla, Murata her fırsatta “kocam” demeye başladı. O da önce gülüp geçti ama zamanla alıştı. Leyla bile bu oyuna inanmıştı ta ki patronuna o kader sözü “Onun eşiyim” diyene kadar.

***
“Altı yıldır birlikteyiz!” diye sesi titredi. “Aile oldu

Rate article
Lifequest
Sen bana eş değilsin: Zaten hiç nikâh kıymadık, değil mi?