**Günlük**
“Zenginliğin hediyelerine yansımalı,” diye çıkıştı kayınvalidem.
“Sophie’den daha zenginsiniz, o yüzden hediyeleriniz de ona göre olmalı,” diye homurdandı.
“Anneme ne alacağımı gerçekten bilmiyorum,” diye düşünceli bir şekilde mırıldandı Levent, karısıyla birlikte kanepede yığılırken.
Elif omuz silkti. Kayınvalidesi için hediye seçmek her zaman zordu ona göre.
Valide Hanım’la ilişkileri neredeyse ilk günden beri gergindi.
Levent, annesinin tavrını anlamıştı, ama eşiyle konuşup mesafeli durmaya karar verdiler.
Kimse kimseden bir şey beklemiyordu. Nadir telefon görüşmeleri ve aile toplantıları, tüm ilişkilerini oluşturuyordu.
Bu yıl, Valide Hanım doğum gününü kutlamaya karar verdi ve ailenin büyük bir kısmını davet etti, genç çift de dahil.
“Aslında annem, herhangi bir hediye ile mutlu olacağını söyledi,” diye hatırladı birden Levent.
“Hep öyle der, sonra surdüğünü görürsün,” diye karşılık verdi Elif, eski anıları hatırlayarak. “Senin kız kardeşin ona ne verse kabul, ama bizimkiler asla!”
Valide Hanım’ın her hediyelerine yaptığı eleştirileri net hatırlıyordu.
“8 Mart’ı hatırlıyor musun? Ne almıştık ona? Pahalı bir kozmetik seti, peki tepkisi ne oldu? Gözyaşları ve ‘Beni yaşlı ve çirkin mi görüyorsunuz?’ sitemleri,” diye iç geçirdi Elif. “Beğendiği tek hediye altın ya da teknolojik şeyler oldu, çünkü fiyatını biliyordu.”
“Belki arayıp ne istediğini sorsam?” diye tereddüt etti Levent.
“Nasıl istersen,” diye cevap verdi karısı, başını sallayarak.
Kolayına kaçan Levent, annesini arayıp ne hediye istediğini sordu.
“Oğlum, bana hiçbir şey gerekmez. Sadece gelin, bu bile hediye olur,” dedi Valide Hanım utangaç bir sesle.
“Anne, emin misin? Bize kızmaz mısın?” diye ısrar etti Levent.
“Tabii ki hayır! En ufak bir şey bile beni mutlu eder,” diye güldü. Levent sözlerine güvendi.
“Annem, ne istersek alabileceğimizi söyledi,” dedi karısına.
Elif ona kuşkuyla baktı. Kayınvalidesinin sözlerine pek güvenmiyordu.
Yine de Levent ısrar edince, Elif pes etti.
“Bütçemize göre bir robot süpürge alalım, böylece hortumla koşturmak zorunda kalmaz,” diye önerdi Elif.
Çift anlaştı. Valide Hanım’a 10.000 liralık bir hediye alıp huzur içinde kutlamaya gittiler.
Doğum günü ev sahibi, oğlu ve gelinini mutlu bir yüzle karşıladı, ama robot süpürgenin kutusunu görünce suratı asıldı.
“Niye?” diye homurdandı iç çekerek. “Oğlum, bunu odanın bir köşesine koy.”
Elif, birkaç saniye kayınvalidesine şaşkınlıkla baktı.
Kısa süre sonra, Levent’in kız kardeşi Sibel kocasıyla daireye girdi. Annesine sarılıp, neşeyle bağırdı:
“Anneciğim, bu senin için!”
“Teşekkürler canım! Daha iyisini seçemezdiniz!” diye haykırdı Valide Hanım, kızını sıkıca kucaklayarak.
Merak eden Elif, kayınvalidesini bu kadar mutlu eden hediyenin ne olduğunu görmek istedi.
Şaşkınlıkla, Sibel’in annesine sadece 200 liralık bir kozmetik kutusu verdiğini gördü.
Levent’le şaşkın bir bakıştılar. O da kız kardeşinin hediyesini görmüştü.
Levent’in ifadesinden, annesinin tepkisinden derinden hayal kırıklığına uğradığını anladı.
Birkaç saat boyunca öfkesini tutan Levent, Valide Hanım kızının hediyesini yeniden övmeye başlayıca patladı.
“Anne, seninle konuşabilir miyim?” diyerek onu bir kenara çekti.
“Ne oldu oğlum? Bir sıkıntı mı var?” diye sordu kadın.
“Sıkıntı şu anne! Sana hediye sormuştum. Cevabını hatırlıyor musun?” diye sitem etti.
“Tabii ki hatırlıyorum.”
“O zaman bizim hediyemize niye yüzün asıldı? Hem de ucuz bir kozmetik setini öve öve bitiremiyorsun?” diye ekledi Levent, hayal kırıklığıyla. “Beni hayal görüyorum diye kandırma!”
“Yalan söylemeyeceğim. Sibel’den daha zenginsiniz, hediyeleriniz de ona göre olmalı,” diye homurdandı Valide Hanım.
“Yani bizim verdiklerimiz değersiz mi? Sırf sen mutlu ol diye her hediyenin fişini mi koyalım?” diye çıkıştı Levent, kaşlarını çatarak.
“Yeter artık,” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı. “Sibel’in hediyesi bana daha çok hitap etti, ne yapayım?”
“Çünkü bizimkinin fiyatını bilmiyorsun, değil mi?” diye alay etti Levent. “Öğrenmek istiyorsan, 10.000 lira!”
“Bu kadar mı?” diye şaşırdı Valide Hanım, rol yaparak.
Ama hemen bu zor durumdan sıyrılmak için bir yol buldu.
“Biliyor musun, Sibel’in ailesinin hediyelerini daha çok takdir ediyorum çünkü onlar güçleri yettiğince veriyor. Ama siz öylesine alıyorsunuz,” diye sertçe konuştu.
“Anne, ciddi misin?” Levent ellerini başına götürdü.
“Şaka mı yapıyorum sanki? Gelirinize göre bana bir kaplıca tatili hediye edebilirdiniz,” diye gururla başını kaldırdı.
Levent, annesinin sözleri karşısında donakaldı, birkaç saniye gözünü kırpmadan ona baktı.
“Gerçekten Elif’le benim paramız ağaçtan mı düşüyor sanıyorsun?” diye haykırdı aniden.
Levent’in bağırışı, karısıyla kız kardeşini şaşkına çevirdi.
Sibel, durumu daha hızlı kavradı ve hemen annesini savundu:
“Anne robot s




