Ona Sekiz Yıl Boyunca Bakıcılık Yaptım, Ama Kimse Bana Teşekkür Etmedi!

Ben, Ayşe Yılmaz, yetmiş iki yaşındayım. Rüyamda, sekiz yıl boyunca hastalığı bir sis perdesi gibi kaplayan Hakkı Şahini, kayınvalidemin babasını, bir köprü gibi titrek ellerimle tuttuğumu hatırlıyorum. O, hiç tanımadığım bir yabancıydı; ama bir yandan da beni doğup büyüyen toprakların bir parçası gibiydi. Kimse bana, o uzun çeken sisin içinde bir ışık yakmam için teşekkür etmedi; sadece sessiz bir çırpınış, bir fısıltı kaldı geride.

Eşim, eski zamanların bir gölgesi gibi, bir yıl önce vefat etmişti. Bir oğlu var, adı Mehmet; bir eşinin kızı, adı Elif Çelik, ve bir torunu, Ali. Elif, bir matematik öğretmeni olarak çalışıyordu; bir sabah hastalığın gölgesi üzerimize düştü ve Hakkı bir anda yatağın zincirlerine bağlandı.

Biz, o eski İstanbul evinde, Hakkıya tedavi için binlerce lira harcadık; paranın sesi, hastane koridorlarında yankılanan bir çan gibi çaldı. Elif, işine bir türlü ara vermedi; Ya çalış, ya git! diyerek kendisini bir çelik çarkın içine sıkıştırdı. Ben, Sabah bir kez gel, onu besle diyerek ona söz verdim; ama rüyamda zaman bükülürken, iki saatlik ziyaret bir günde bütün bir güne dönüşür. Güneşin altın ışıkları evin duvarlarını yırtıp, ben de ayaklarımın altındaki zemini hissederek Hakkının yanına yürürken bulurdum kendimi.

Mehmet, bir uçak kulübünde, iş sayfalarında kaybolmuş bir adam gibi, beni izlerdi; gözlerinde bir merhamet bulur, ama sesini kapatırdı. Elifin büyük kız kardeşi, Sibel, her akşam telefon çalar, Bana nasıl bakacaksın, nasıl yöneteceksin? diye seslenir, bir çırpınışta beni daha da yorar. Sibel bir gün Yeter artık, çocuğunla git, ben tek başıma hâlâ ayakta kalırım! dedi. O sözler, rüyamın duvarlarına çarpan bir taştan başka bir şey değildi.

Sekiz yılın sonunda, Hakkının nefesi bir rüzgar gibi dağıldı. Hiçbir kız çocuğu, hiçbir söz, bir teşekkür bile bırakmadı geride. En büyük kız kardeş, Bizi zorlamadın, sen istemiştin, diyerek bir perde çekti üzerime. Rüyam bu şekilde bitti: İyi bir şey yaptık, ama insanlar öyle bir soğuklukla, bir çöl gecesi gibi, minnet duygusunu unuttular.

İşte bu, sisli bir gecede, çırpınan bir göl içinde bir çocuğun sesini duyamayan bir kadının hikâyesi.

Rate article
Lifequest
Ona Sekiz Yıl Boyunca Bakıcılık Yaptım, Ama Kimse Bana Teşekkür Etmedi!