Bir yıl boyunca torunlara para vererek kredi ödeyecektik! Artık bir kuruş daha vermeyeceğim!
Ben ve eşim yalnız bir çocuğumuz, yetişkin bir oğlumuz var. O da kendi ailesini kurmuş; biz ise büyükannelik ve dede olmuş durumdayız.
Ben, 1970li yılların siyasi çalkantılarının hâlâ etkili olduğu dönemde büyüdüm, otuzlu yaşlarımda evlendim. O zamanlar hâlâ genç bir dul kadındım ve herkes hemen bir çocuk beklerdi. Çocuk sahibi olmamak, o yıllarda veba salgınına yakalanmak gibi algılanırdı.
Nihayet eşimle bir oğlumuz oldu ve yeterli olduğunu düşündük. Eğitimli insanlar olarak, bir çocuğun bakımının çok para harcadığını biliyorduk. Çocuk sayısı arttıkça, harcama da artar.
Bu yüzden tek bir çocuğun yeterli olduğu kararını aldık. Oğlumuzu büyütüp, ona iyi bir eğitim sağladık ve hayatımızı düzene soktuk.
Fakat oğlumuzun düşündükleri çok farklıydı. Evlilikten kısa bir süre sonra eşi Gülçin hamile kaldı ve torunumuz doğdu. Genç çiftin kendi evleri yoktu, bir kredi çektiler. Biz de her ay o kredinin bir kısmını ödüyor, hatta bir kısmını tamamen karşılıyorduk. Ardından Gülçinin tekrar hamile olduğu haberini aldığımda, İki çocuğu nasıl geçindirecek ve kredi borcunu nasıl ödeyecek? diye sordum. Çift buna aldırmadı ve Sorun olmayacak, halledeceğiz dedi. Ben de Başarabilirseniz iyi olur dedim.
Bir süre bu durum sürdü. Ancak Gülçin işine devam edemedi, oğlumuz işten çıkarıldı. Ne yapacaklarını bilemediler. Sonunda bizim kiraladığımız İstanbuldaki dairemizde kalmaya karar verdiler. Eşim, genç çiftin krediyi kapatmalarına yardım edeceğini söyledi. Böylece Mehmet ve ben, bir yıl boyunca onların konut kredisini ödedik. Çocuklara büyük bir destek olacağımızı düşündük; fakat durum öyle olmadı.
Kısa bir süre önce, kredi hâlâ ödenmemişti; altı ay geri kalmıştı. Bu paranın nereye gittiğini merak ettik. Eşim sinirlenip Bir daha dayanamayacağım dedi. Ben ise şok içinde, ne söyleyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim. Çocuklara yardım ettik, fakat onlar sadece rahat ettiriyor ve bizi zor durumda bırakıyorlardı. Şimdi ne yapacağız?
Bu deneyim, iyi niyetin bile sınırlarını ve sorumlulukları paylaşmanın önemini gösterdi. Yardım ederken, karşı tarafın da çaba göstermesi gerekir; aksi takdirde, iyilik bir borç haline gelir ve kimse mutlu olmaz.




