Kocamın Ardından Sürekli Temizlik Yapmaktan Yoruldum

Erkeğimin temizlik yapmasını istiyorum, ama o temizlik yapmıyor! diye bağırarak İrem, canını sıkan bir ses tonuyla Seni evden atmak, boşanmak ve sonra evdeki düzeni sağlamak daha kolay olur. Sonra da yeniden evlenirim! dedi.

Canım, radikal kararlar almadan önce düşün! diye alaycı bir gülümsemeyle Can cevap verdi. Ben sadece oturuyorum, bir şey yapmıyorum!

İşte tam da o! Hiçbir şey yapmıyorsun! Yardım etmiyor olsan da en azından engel olmuyorsun! diye İrem, öfkeyle yanıtladı.

Ben nerede engel oluyorum? diye şaşkınlıkla sordu Can. Klavye başında fare gibi sıkıştım, bir şey bildirmiyorum!

İrem, klavyenin yanındaki masaya işaret ederek Şu fincan! dedi.

Ben çay içiyorum! diye Can, fincandan bir yudum alarak yanıtladı.

Peki ya ikinci fincan, monitörün arkasında? diye sesindeki sinir belli oldu. Sabahın erken saatlerinden senin fincanlarını topluyorum!

O benim kahvem, henüz bitirmedim! diye gülümseyerek Can, Endişelenme, içeceğim. Soğuk kahve de sıcak kahve gibi bana güzel, hatta daha iyi! Sonra, dürüst bir adam olarak, onları mutfağa götüreceğim! dedi.

Gerçekten mi? diye İrem şaşırdı.

Kesinlikle doğru! diye Can, Üstelik yıkayacağım! diye ekledi.

Sana inanmak istiyorum ama deneyimler bana yalan söylediğini söylüyor! diye kararlı bir sesle İrem, Hemen kahveyi bitir ve fincanı ver! diye talep etti.

Ben çay içiyorum, karıştırmak istemiyorum diye Can kafası karıştı.

İrem uzun bir iç çekti, ama fincanda ne kadar kahve kaldığını kontrol etmeye karar verdi. Üç damla kahve kalmışsa, belki de harcayabilirdi.

Can, şaka mı yapıyorsun? diye bağırdı İrem. Fincan sadece boş değil, kahve kalıntısı da kurumuş! Ne içmek istiyorsun?

Gerçekten mi? diye bir an şaşkınlıkla Can, Evdeki kuruluk nasıl olur? Dün hala kahve vardı! Bir nemlendirici almam gerek! dedi.

Can, senin temizlik yapmanı sağlayacak ne alalım? diye İrem, Canın oturduğu koltuğa yaslanarak sordu. Şimdi ne yapacaksın?! diye neredeyse kulağına fısıldadı. Bu ne?

Bu su bardağı! diye Can, Bana şişe getirmeye izin vermediğin için yarım bardakla yetiniyorum!

Gazlı içecek herkes içmek içindir, sadece senin için değil! diye yanıtladı İrem. Yanına bir şişe koyarsan, onu da bitirirsin! Fazla gazlı içecek sağlığa zararlı!

İşte bu yüzden su bardağı! diye Can,

İrem bilgisayarın yanında fincan toplamanın bir kez daha yapılması gerektiğini fark etti. Temizlik bitmemişti, yapacak bir şeyler vardı. Odayı terk ederken, Canın garip bir duruşuna dikkat etti.

Geri dönüp koltuğun kolunu tutup, Canı ve koltuğu birlikte dışarı itti.

Boşanma havası gibi! diye sert bir sesle ilan etti.

Bu sadece bisküvi, diye masum bir ifadeyle Can cevap verdi.

Üstüne tabakta bile değil, dizimde! Kırıntılar yere düştü! Ben zaten süpürgeyi çalıştırdım! diye sesini yükselten İrem, Ben alacağım! diye Cana bağırdı.

Can bisküviyi ayağından kaldırmak istedi ama o kayıp yere düştü ve parçalandı.

Can gözlerini kısarak bakmaya çalıştı. Bir süpürge, bir temizlik bezi, bir paspas ya da bir süpürgeyle temizleyeceklerini düşündü ama bir şey olmadı. Gözlerini bir açtı.

İrem kanepede oturmuş, başını elleriyle tutuyordu:

Bundan çok yoruldum, dedi acı bir sesle. Dairede dört kişi yaşıyor, ikisi çocuk!

En çok kir bırakan sensin, yetişkin, bağımsız, akıllı bir adam! diye ekledi. Örnek olmalısın! Ben sürekli ayaklarım çarpıyor, senin peşinden temizlik yapıyorum! Evde her yerde fincanlar, tabaklar, kepçeler! Şekerleme paketlerinden gelen kağıtlar kanepe yastıkları arasında belirmiş gibi! Masada sürekli kırıntılar! Bakalım, haşere mi var?

Ben bir sünger alırım! diye özür dileyen bir sesle Can, Melek, diye ekledi ama İrem duymadı.

Çöp atarken bile çöp kutusuna koyamıyorsun! Gözünün önünde mi, yoksa yok mu diye bakmak zor mu? Eğer yoksa, çöpü kutuya at! Eğilip al, sırtın kırılmaz!

İrem ellerini indirdi, Cana gözleriyle baktı:

Senin yastığın altına sakladığın çikolata? O çarşaf takımı asla affetmeyeceğim! O benim en sevdiğim çikolata! dedi.

Can kızardı, utanarak. Aynı zamanda bu durumdan dolayı acı çekiyordu.

Can! diye seslendi. Canım!

İremin yüzündeki kızgınlık kararlılığa döndü:

Bir hafta içinde tatile çıkıyorum! Üç hafta boyunca çocuklarla annemin evine gidiyorum. Eğer döndüğümüzde ev bir domuz çiftliği gibi olursa, seninle boşanırım! Artık daha fazla dayanamayacağım! Senin yüzünden temizlik bitince yeni bir temizlik başlatıyorum!

Can dehşet içinde eşine baktı.

Şimdi en azından fincanları topla, bisküvi kırıntılarını süpür! Lütfen!

Can hemen İremin söylediklerini yaptı. Başta onun üç haftada çocuklarla gideceğini sanmıştı, sadece korku amaçlıydı. Ama o gerçekten gitti! Geri dönüş bileti önceden almıştı. Üç hafta boyunca Can yalnız kalacak, bu yalnızlık onu korkuttu.

İrem, ayrılmadan önce evi tamamen düzenledi ve şöyle uyardı:

Eğer hâlâ dağınık olursa, boşanma davası açabilirsin! Sabrım tükendi!

***

Erkeklerin temizlik konusundaki anlayışı çok farklıdır. Bazı erkekler hijyene önem verir, sadece temizliği talep etmekle kalmaz, aynı zamanda bunu sağlarlar. Çoğu ise temizlik öncelik listesinde üst sıralarda yer almaz. Temizlik kavramı da geniş bir yelpazeye sahiptir.

Örneğin yere düşen bir kağıt, gözün önünde bir rahatsızlık yaratmazsa, planlı temizlik zamanına kadar yerde kalabilir. Ya da TVnin ekranındaki toz, ışık bir kere parladığında silinebilir. Yerdeki kum gibi ufak parçacıklar, terlikle dolaşırken çok da rahatsız etmez, kaymazsa.

Tabaklar, fincanlar, çatal bıçaklar ve tencereler lavabo önünde sıraya girdiğinde, bunlardan bahsetmek bile gerekmez.

Tek bir şey için çılgınca bir çaba harcamak ne anlam taşıyor? Toplayıp bir kahramanlık gibi, Herkülün bir işini yapar gibi yapmalıyız! gibi bir söylem çıkar.

Eşyaların yerinde olmaması üzerine tartışma ömür boyu sürebilir. Belki de eşya yeni bir adrese taşınmıştır. Çekmece üzerindeki pantolon nerede? Dolapta sıkılmış, hüzün içinde kalıyor olabilir.

Can, erkeklerin büyük bir kısmından biriydi; temizlik konusundaki tutumu tamamen farklıydı ve eşi ona domuz gibi diyordu!

Can yemek yapar, tamir eder, temizlikte de isteyerek çalışırdı; hatta bazen keyfe göre yapar, bir anda işe koyulurdu. Ancak isteği her zaman gerçekleşmezdi. Örneğin ocak temizlemek isterken, İrem bir şeyler kaynatmış olur, bir yandan bir şeyle uğraşmak zor olurdu. Bir diğer iş de o kadar cazip gelmezdi.

İrem, Candan aktif bir tutum sergilemesini isterdi, ama Canın motivasyonu eksikti. Can, hâlâ işten yorgun, keyifli bir gün geçirmiyordu; bu yüzden İremin talebine cevap vermesi zorlaşıyordu.

Buna rağmen Can harika bir aile babasıydı. İyi bir işte çalışır, maaşını eve getirir, eşini sever, çocuklarını şımartır, ek işlerden de ek gelir elde ederdi. Tek kötü alışkanlığı bilgisayar oyunlarıydı, ama İrem gerektiğinde onu kolaylıkla başka bir şeye yönlendirebilirdi.

İrem kadın olduğun için diye bir şey yaptığında, Can felsefi bir tavırla sen kadınsın! derdi. İrem işten geldiğinde moral bozuk olduğunda, Can daima dinler, empati kurar, hatta eşinin mesai arkadaşlarını bile eleştirirdi, ama onları görmezden gelirdi.

Aile her zaman iyiydi, tek bir eksik vardı: Canın temizlik anlayışı. Kendisi temizlik yapmazken, her şeyin İreme düşmesi söz konusuyuydu. Çocuklar da aynı şekilde, sadece oyun oynar, temizlik işini anneye bırakırlardı.

Bu duruma dayanamayan İrem, ya Canı temizlikte eğitecek ya da kendi sinirlerini koruyup, temizlikten vazgeçecek bir karar vermeye karar verdi.

***

Dönüşten bir hafta önce, İrem Canı aradı ve sordu:

Nasıl gidiyor?

İyiyim, diye cevap verdi Can.

Bir hafta var! Şunu hatırlatıyorum, bir şey olursa! dedi İrem.

Tamam, her şey yolunda, dedi Can.

Üç gün kala, iki gün kala, bir gün kala yine aradı; Eğer hâlâ temizlik yapmadıysan, hâlâ zamanın var diye hatırlattı.

Üç hafta boyunca İrem Canı çok özledi. Evlenmeden beri bir haftadan uzun bir süre birbirlerinden ayrı kalmamışlardı; ama şimdi tam üç hafta!

İrem, boşanma düşüncesiyle değil, sadece temizlik konusunda bir uyarı yapıyordu. Boşanma düşünmüyordu, affedecek kadar hazırlıklıydı, ev hâlâ bir domuz çiftliği olsa bile.

Sonunda, çocukları oyun parkına bırakıp, arkadaşlarıyla tatil anılarını paylaşarak daireye çıkıp:

Konstantin, beni şaşırttınız! diye sevinçle bağırdı İrem.

Sen beni şaşırtmadın, İrem! diye sertçe cevap verdi Can. Bu bir fıkra gibi mi?

Nasıl bir fıkradan bahsediyorsun? diye şaşırdı İrem.

Can, Üç hafta tek başıma yaşadım! Sadece bir tencere ve bir tavayı kullandım, yemek yapmadan önce yıkadım. Bir tabak, bir çatal, bir kaşık da yemeğe başlamadan önce yıkadım! Çay için bir fincan, kahve için bir tane daha kullandım! Bunları sadece kirlenince yıkadım. Su, gazlı içecek ve meyve suyu şişelerden içtim, şişeleri işe giderken attım! Bu senin bana yıllar içinde öğrettiklerin! dedi.

Şimdi ne demek istiyorsun? diye temkinli bir sesle sordu İrem.

Evi dağınık yapan benim değilim! diye cesurca ilan etti Can. Tatlıyı seviyorsunuz, çocuklar da seviyor! O çikolata sen diyet yaptığın bir gün sakladın, ben sessiz kaldım!

Ama sen de bıraktığın şeyler var diye İrem bir tutam kağıtla yaklaştı.

Eğer sen temizlik yapmama müdahele etmeseydin, sorunlar ortaya çıkmazdı! diye Can savundu.

Ertesi gün dairede yine aynı dağınıklık vardı, ama İrem temizlik yaparken artık Canın en büyük sorumluluğu olmadığını biliyordu.

Çocuklar da katkı sağlıyor, diye düşündü İrem. Onları da temizlik sürecine dahil etmeliyiz; çöp atma işini onlar yapar, temizlik işini de anneler!

Rate article
Lifequest
Kocamın Ardından Sürekli Temizlik Yapmaktan Yoruldum