Geleceğin Kaynanası Tatili Kabusa Çevirdi: Tayland Seyahatinde Birlikte Olmanın Gerçek Yüzü, Aile Planları, ve Bitmeyen Sürprizler

Gelecekteki kayınvalidem tatili mahvetti

Bugün günlüğümü biraz hayal kırıklığıyla açıyorum. İçimde büyüyen bu duyguyu başka nasıl anlatabilirim, bilmiyorum. Her şey, Burakla ve onun kardeşi Emir ile Emirin eşi Merveyle çok önceden planladığımız harika tatil hayalimizdi. Neredeyse altı aydır bu tatilin planlarını konuşuyor, her detayı inceliyor ve sonunda birlikte Keyifli bir Akdeniz kasabasında güzel anılar biriktireceğimiz günü bekliyorduk. Geçen yıl beraber iki defa kısa tatile gitmiş, ikisinde de çok mutlu olmuştuk. Dördümüzün anlayışları ve eğlence anlayışı öyle uyuşuyordu ki, ister bir meyhanede sabahlara kadar sohbet edelim, ister antik kentlerde dolaşalım hiç sorun olmuyordu.

Ama bazen hayat seni hazırlıksız yakalıyor. Merve, tam tatile gideceğimiz hafta rahatsızlandı. Emirin elbette tek başına onu bırakıp bizimle gelmesi mümkün değildi; insanın vicdanı elvermez. Kimse de onu böyle düşünmeye zorlamadı tabii. Ama iptal edilen bunca plan ve harcanan onca para için üzülmemek de elde değil. Rezervasyon için ödediğimiz tüm parayı geri almak imkânsız, sadece kısmı kurtarabileceğiz. Bütün hayaller bir anda bitti, daha başlamadan içimde buruk bir his oluştu. Bunu yaşamak hakkım değil mi?

O akşam Burak’ın annesi, Nazan Hanım misafirliğe geldiğinde bu durumu hemen sezdi ve her zamanki neşesiyle harika (!) bir öneride bulundu:

“Bak kızım, yalnız başıma ya da sadece Defneyle (küçük kızı) tatile gitmekten açıkçası korkuyorum. İki kadın, yabancı bir ortam, başımıza bir şey gelse dil bilmeyiz, ne yaparız? Ama siz ikiniz olunca daha güvende hissederim. Hem birlikte oluruz, başımıza bir şey gelirse yardım edersiniz.”

Ah, ben bu “birlikte olma”nın gerçekte neyi ifade ettiğini o gün tam anlayamamışım. Keşke önceden her detayına kadar düşünseydim de teklifi nazikçe geri çevirseydim! İşte insan bazen böyle anlarda kendine şaşırıyor.

Aslında Nazan Hanıma karşı önyargılı değildim. Burakın annesiyle ilişkileri hep yakındı. Ziyaretleri -ki haftada neredeyse dört kez uğrar- bana başlarda tuhaf gelse de zaman içinde alıştım. Geleneksel bir Türk kayınvalidesi gibi zaman zaman bana hayatla ilgili öneriler sunar ama samimi olarak kötülük istemez. Hatta ondan duyduğum bazı temizlik ve yemek tüyoları işime bile yaradı! Yani diğer arkadaşlarımın anlattığı gibi zalim bir kayınvalide asla değil.

Nazan Hanım, Emir ve Merveden kalan tatil hakkını kendine ve Defneye aldı. Ben, Burak, kayınvalidem ve onun genç kızı Defne, bu nedenle Antalyanın yolunu tuttuk. Kulağa kötü gelmiyor, değil mi? Ama yanılgım başta bunu fazla hafife almak oldu. Arkadaşlarım bile “Aklını mı kaçırdın, kim kayınvalidesiyle tatile gider?” diye uyardı. “Bütün tatili seni çekiştirir, oğlunu etrafında döndürür, seni de hizmetçi gibi kullanır,” dediler. Defneyi eğlendirmek işi de sana kalacak, dediler.

Ama ben cevap verdim: “Defne zaten on dokuz yaşında, kendi arkadaş çevresi var, çocuk değil ki onu oyalarım. Zaten sıradan günlerde Defne ile konuştuğum bile sayılıdır. Merhaba, hoşça kal ve sofrada tuzu uzatmak dışında sohbetimiz yok.” Doğrusu, tatilde de birbirimize yapışık olacağımız mümkün görünmüyordu.

Nazan Hanıma gelince Kırklarında, neşeli bir kadın. O elbette tura katılacak kadar enerjik değil ama programı ona göre planlarsak hiçbir sorun olmaz, ancak küçük tatsızlıklar olursa da iki haftacık sabretmek sorun değildir deyip kendimi teselli ettim. Hem bayan büyüklerimize yer vermek, onlara saygılı davranmak bizim ailede değer verilen şeylerdir. Hiç denemeden “asla” demek bana hiç yakışmazdı!

Dostlarım, kendi kayınvalideleriyle yaşadıklarını bana anlatsa da, Nazan Hanıma hiç şans tanımadan ön yargılı olmak istemedim. Ama, faturanın bana kesileceğinden de haberim yokmuş

İlk uyarı uçakta geldi. Defne cam kenarını kaptı. Ben zaten sık sık iş seyahatine çıktığım için cam kenarında büyülü hiçbir şey bulamam. Burak ekranında dizi izlemeyi sever, pencereye bakmaz. Ben de koridor tarafına oturmayı tercih ediyorum, tuvalete kalkarken insanları rahatsız etmemek için. Koridorun diğer yanında Nazan Hanım vardı; uçaktan korktuğu yüzünden belli oluyordu ve uçağın türbülansa girdiği an gözlerinden yaşlar süzülecek sandım.

Tabii ki, onun Burakın yanında oturmak isteğini kırmadım; kendini daha iyi hissetmesi için yerimi verdim. Ama türbülans geçince hiç kimse yerini değişmek için uğraşmadı. Üstelik Nazan Hanım, sanki ilgileniyormuş gibi Burakın ekranındaki filme baktı, sonra da oğlunun omzuna başını koyup uyudu! Kendi kendime, “Sinirlenme, bu yorgunlukla ve korkuyla senin de aklın yerinde olmazdı,” dedim. Üstelik uyuyan birini kaldırmak da hoş olmaz.

Yine de içimden bir ses, yemek servisine başlanınca Nazan Hanımın anında uyanmasını hayretle karşıladı. Ayrıca, neden yerini Defneyle değil de ille benimle değiştirdiğini anlamadım. Defne, çoktan perdeyi çekmiş, aynı Burak gibi ekrana dalmıştı bile. Aile sıcaklığı derken, o an kendimi iyice fazla ve gereksiz hissetmeye başladım.

Ve havaalanına geldiğimizde, Burakın bana dönüp bakmadan ilk iş annesinin bavulunu taşımaya, ona su bulmaya koşması iyicene canımı sıktı. Sanki ben bu geziye fazlalık olarak katılmışım gibi. Görünmez biriyim, varlığım ya da yokluğum fark etmiyor.

Burak, “Canım, neden alınıyorsun ki? Kimse seni dışlamıyor. Sadece annem ilk defa yurtdışında, uçaktan korktu, yanında durmamı istedi,” diye açıklayınca sustum. Ama içimden “Senin annen böyle yerlerde olmak istemiyorsa neden geldi?” diye geçirdim. Annem bana hep büyüklere yer vermeyi, onların yanında olmayı öğretti. Ben de, kayınvalidem şoktan çıkamamışken ona anlayış göstermenin doğru olacağını düşünüyorum, Burak da bunu yaptı işte. Ama yine de, annesine ilgi gösterip bana olan ilgisini azaltması içimi burktu.

Fakat, başıma geleceğin esas başlangıcı uçak ve havaalanındaki anlar değilmiş. Asıl tatsız sürpriz, ikinci akşam kapı çaldığında oldu. Nazan Hanım çantalarını toplamış, seremonik bir şekilde bizim odaya taşınmaya karar vermişti… Bunun devamının tatilde nereye gideceğini az çok tahmin edebilir, tüm anılarımı şimdilik burada bırakıyorum. Şu an hissettiğim tek şey, insan en yakın sandığı insanları bile tanımak için birlikte tatil yapmayı denemeliymiş… Neyse ki evlenmeden önce bu gerçek yüzleri gördüm.

Kapatıyorum… Derin bir nefes alıp kendime tekrar tekrar sabretmem gerektiğini söylüyorum. Herkesin tatil hayali gerçek olmuyor, bazen kendi aileni de bir tatil testinden geçirmek gerekiyormuş.

Rate article
Lifequest
Geleceğin Kaynanası Tatili Kabusa Çevirdi: Tayland Seyahatinde Birlikte Olmanın Gerçek Yüzü, Aile Planları, ve Bitmeyen Sürprizler