Hayatın Zor Olduğunu Düşünüyoruz, Ama Biz Onu Daha da Karmaşık Hale Getiriyoruz

Hayatı zor düşünüyoruz ama biz onu daha da karmaşık hâle getiriyoruz.

Sevda Çelik, lise yıllarında Kerem Yıldıza karşı hislerinin açık olduğunu fark eder. Kerem, on birinci sınıfta ders çıkınca onu bekler, yanına yaklaşır ve bir şövalye gibi onun yanında yürür. Esprili konuşur, Sevda yüksek sesle gülerek yanıt verir, ama ona sadece arkadaşça davranır.

Sınıf arkadaşları ilk başta ikisini dalga konusu yapar, Kerem yanlarında olmadığında sorarlar:

– Yalnız başına nereye gidiyorsun, koruman nerede?

Sevda omzunu silkeleyip gülerek Bilmiyorum der.

Sevda, Keremin ona aşık olduğunu anlar ve onunla istediği gibi takılır; birlikte derslerde oturur, Kerem sınavlarda ona yardım eder, akademik olarak çok iyi performans gösterir, Sevda ise notlarını geçmeye çalışır.

En yakın arkadaşı Rüya ile konuşurken, Rüya Keremin dürüst ve güvenilir bir genç olduğunu, onunla evlenirse iyi bir eş olacağını söyler. Sevda ise on birinci sınıfta şöyle der:

– Kerem çok mütevazı, annesiyle birlikte yaşıyor. Benden bir aile kurmasını beklemek zor, ben heyecan ve tutku istiyorum.

Rüya ona, Alparslan Korkmaz ile bir ilişkiyi gizlice göstermek doğru değil, sınıfta herkes senin ona karşı hislerini biliyor, der. Sevda ise Nereden biliyorsun, sen hiç birine takılmadın, sessiz bir kızsın, diye yanıt verir. Rüya ise Okulda film izleyip kitap okudum, annem de bana hep der ki, erkeğin senin peşinde koşsun, sen onun peşinde koşmasın, diyerek gülümser.

Sevda ve Rüya çocukluk arkadaşıdır; aralarında hiçbir sır yoktur. Sevda enerjik, Rüya ise sakin ve utangaçtır.

Mezuniyet balosunda Alparslan, göz alıcı bir elbise içinde Sevdayı görür, ona yaklaşır, elini tutar ve salonun ortasına götürür. İkisi birlikte dans eder, çift çok beğenilir. Kerem bir köşede hüzünle yalnızdır, Rüya ise ona bakıp anlayış gösterir.

Balodan sonra Alparslan Sevdaya şunları söyler:

– Seninle çıkmak istiyorum. Bugün sana bambaşka bir gözle baktım; güzelliğin ve gülüşün ışıl ışıl.

Sevda hemen Olur der, mutluluktan gökyüzünde süzülüyormuş gibi hisseder.

Alparslan uzun süredir Sevdayı seviyor, ama çevresindeki kızlar çoktur ve seçim yapması zor. O, geniş ve sevgi dolu bir kalbe sahiptir. O gece bütün sınıf birlikte sabaha kadar eğlenir, ardından Alparslan Sevdayı evine kadar yürütür. Kerem akşam erken evine gider; annesi hastadır ve başka sebepler de vardır. Sevda, Keremi akılsızca düşünmez.

Bu andan itibaren Sevda, Alparslanla evlilik planları yapar, ama aynı zamanda eğitimine de devam eder. Sevda Alparslana gelecekteki yaşamları hakkında hayallerini anlatır, Alparslan dinler ve başını sallar.

– Alparslan, ben tıp fakültesine gideceğim, ya sen? diye sorar Sevda.

Alparslan gülerek, Ben hiç bir yere kaydolmayacağım, ama askerlik yapacağım, sürücü kursuna gideceğim ve orduya katılacağım, der.

Sevda, Bekleyeceğim, hiç şüphe etme, diye cevap verir, Alparslan ise Aşkım, askerlikten dönünce evleniriz, diyerek onu sıkıca sarar.

Alparslan, Söz veriyorum, evleniriz, derken, Sevda ona Hayır, beklemeden evlilik başvurusu yapalım, anne beni böyle yetiştirdi, diye hatırlatır.

Alparslan bu teklifi kabul eder, ama Sevda bilmez ki Alparslan daha sonra özgür ruhlu Ayşeye gider ve sabaha kadar onunla vakit geçirir, sonra evine döner.

Sevda, Alparslanın askere gitmesini izler, Kerem ise sık sık ona yaklaşır.

– Alparslan senin hayatındaki doğru adam değil, ona inan, der Kerem, ama Sevda gülerek sadece bir arkadaş olduğunu söyler.

Kerem annesinin tek oğludur; annesi uzun süredir yatakta kalmaktadır. Kerem ona bakar, bazen komşu Vildanı çağırıp annesini yıkatır.

– Annem ayağa kalktığında daha fazla zamanım olur, diye düşünür Kerem, yerel bir meslek yüksekokulunda okur, başka bir şehre üniversiteye gitmez.

Zaman geçer, Alparslan askerlikten döner. Sevda ders çıkınca koşarak onun evine girer, ama onu başka bir kızın kollarında neşeyle gülüşürken görür. Şok olur, hızla dışarı çıkar, evine koşar.

Annesi teselli eder:

– Kızım, ben sana Alparslanın sana layık olmadığını söylemiştim, Kerem de sana bunu söylemişti. Sen inatçısın, Alparslan dışındaki kimseyi istemiyorsun.

Bir süre sonra Sevda, Ayşenin hamile olduğunu ve yakında evleneceklerini öğrenir. Sevda, Kereme gidip evlenmek istediğini söyler, Alparslana karşı bir intikam gibi. Kerem bu durumu sezmiş olabilir.

İki yıl geçer, Sevda ve Kerem mutlu bir şekilde yaşamaya başlar, tartışmazlar. Keremin annesi vefat eder, ikisi Keremin evinde yaşamaya devam eder. Sevda, Keremin kendisini bütün kalbiyle sevdiğini hisseder, daha fazlasını bekler ama kendini zorlayamaz, kabuğuna çekilir, zaman zaman dışarı çıkar, dünyaya kırgın bakar.

Kerem daha da yakışıklı ve olgunlaşır. Bir gün mağazadan çıkarken tesadüfen Alparslanla çarpışır. Alparslan elini tutar:

– Merhaba Sevda, seni kırdığım için özür dilerim.

Sevda, Artık affettim, ama yollarımız farklı, diye cevap verir ve kaçmak ister. Alparslan daha da yakışıklı görünür, Sevda kendini hâlâ onunla başa çıkamayacak gibi hisseder.

Alparslan ısrar eder: Bekle, sadece seni seviyorum. Askerlikten döndüm, Ayşeyle ayrıldık. Çocuğum benim değildi, o beni aldattı.

Sevda şaşkınlıkla, Gerçekten mi Alparslan? der, Alparslan da Sana yalan söylemek istemiyorum, der.

Sevda kapıyı kapatır ve hayatını kendisi karmaşık hâle getirir.

Hayatı alt üst olur. Alparslana olan aşkını düşünmeden bir şey yapamaz. Kereme itiraf eder:

– Alparslanı gördüm, boşandı. Onunla evlenmek istiyorum.

Keremin annesi: Sevda, ne yapıyorsun, pişman olacaksın, der, Kerem seni gerçekten seviyor, Alparslan buna layık değil. Kerem de aynı şeyi söyler:

– Sevda, kendini toparla, o zaten seni bir kez aldatmış, bir daha yaşama.

Sevda, Siz hiç anlamıyorsunuz, ona aşığım, der ve Alparslana gider.

Bir süre sonra Sevda, dünyanın en mutlu kadını olduğunu düşünür. Alparslan bazen işten hafifçe sarhoş gelir, Sevda bunu görmez, hâlâ pembe gözlük takar. Bir sabah Alparslan evine gelirken giysisinde yabancı bir ruj izi vardır.

– Alparslan, bu ne? diye sorar Sevda, izyi gösterir.

Alparslan bahane uydurur: Bilmiyorum, belki birisi bizi kavga ettirmek ister.

Alparslan bu davranışını sürdürür, rujlu kızlarla dolu akşamlar yaşar. Sevda artık evlilik başvurusunu geri çeker, ondan kaçar, annesinin yanına taşınır.

Annem ve Kerem beni uyarmıştı, ama ben aşkıma inandım, diye düşünür geceleri. Şimdi kendimi neden Keremi incittim? Kader mi bu?

Kaderi suçlamaz, kendi hatasını kabul eder, kapıyı kapatmıştır. Şimdi Keremi düşünür, ona itaat etmek ister ama gururu önüne geçer. Bir gün Kerem kapısında belirir.

Kerem, Sevda, belki bu iyi bir şey; sonunda beni gerçekten seven birini gördün, der.

Sevda, Teşekkür ederim Kerem, artık anladım, gerçek sevgi senin, diyerek ona sarılır.

Üçüncü kez evlenirler, bu kez kalıcıdır. Çocukları Gökhan doğar, ikisi de ona büyük bir sevgiyle bakar.

Beş yaşına geldiğinde Gökhanı okula götürürken eski bir tanıdık kadına rastlar:

– Sevda, Keremin seni aldatıyor mu? der.

Sevda şok olur, Nasıl olur? Hiç duymadım.

Kadın, Biliyor musun, Keremi komşum Vildanın evinde gördüm, çocuğuyla birlikte çıktı, diye söyler.

Sevda, Gökhanın elini tutup, Olmaz, olamaz, der, ama merak eder, izini sürer. Keremi küçük bir kızla birlikte görür. Ağlamadan çocuğunu alır, evine geri döner, Rüyanın evinde kalır ve hemen boşanma davası açar.

Zaman geçer. Kerem, annesinin öldüğünü ve Gökhanla nerede olduklarını bilmeden, bir gün Sevdanın geçici evine gelir.

– Sevda, konuşmamız lazım, der.

Sevda, Ne konuşacağız? diye sorar.

Kerem, Her şeyi yanlış anladım Ben de hatalıydım, fakat o kadın benim eski dostum İsmailin eşi, kaza geçirmiş, kanser teşhisi konmuş; kızını bakmam istenmişti. O zaman Gökhanı alıp ona bakmaya çalıştım. Şimdi her şeyi anlatmak istiyorum.

Sevda şok olur ama sakinleşir, Keremi sarar. Üç kez evlenirler, ama bu defa kalıcıdır. Alina adında bir kız çocuğu evlat edinilir, birlikte büyürler. Çocuklar büyür, eğitim alır ve aile kurar. Şimdi Sevda ve Kerem torunlarıyla zengin bir hayat sürer, sık sık evlerinde toplanır. Sevda, kaderine şükreder; aşk, mutluluk ve sevdiği eşi bulduğu için minnettardır. Üç kez evlenmiş ama hep aynı adama; bazen hayat böyle bir şey getirir.

Rate article
Lifequest
Hayatın Zor Olduğunu Düşünüyoruz, Ama Biz Onu Daha da Karmaşık Hale Getiriyoruz