Oğlum uzun yıllar kendisine uygun bir eş bulmak için uğraşmıştı. Hiçbir zaman kararlarını sorgulamadım. Nihayet, otuz yaşına bastığı zaman, ideal eşi ona göre Nihal adıyla karşısına çıktı. O günden sonra neredeyse her gün oğlumdan Nihalin ne kadar iyi kalpli, ne kadar güzel olduğuna dair sözler duydum. Gerçekten ona âşıktı. Nihali ben de sevmiştim. Oğlum, kendi arkadaşlarına ve bana onun faziletlerinden bahsederdi; Nihal onun için adeta kusursuzdu ve evlenme kararını da hiç geciktirmedi. Sevgi dolu bir anne olarak onun kararını destekledim elbette.
Düğün hazırlıkları cidden zahmetliymiş, yeni anladım. Fakat dostlarım sağ olsun, her konuda büyük destek verdiler. Gelinin ailesi de çok iyi insanlardı, en başından beri aramızda sıcak bir dostluk kuruldu. Her şey harika başlamıştı. Gelgelelim, zamanla işler değişti. Aralarında ufak tefek anlaşmazlıklar çoğaldı, evliliklerinde huzursuzluk baş gösterdi. İlk senelerini yaşıyorlardı ve ben zamanla düzelir diye umut ediyordum. Fakat yine de oğlum ve Nihal için endişeliydim; onların mutlu bir yuvası olmasını istiyordum.
Bir gece yaşananlar beni fazlasıyla üzdü. Gece yarısına doğru oğlum elinde birkaç parça eşyasıyla kapımı çaldı; eşi evden kovmuş ve gidecek başka yeri kalmamıştı. Birkaç gün benimle kaldı ama Nihal onu arayıp sormadı bile; ne bir barışma girişimi ne de gönül alma çabası oldu. Bu durum, ne yazık ki, defalarca tekrar etti.
Bir gün gelinim Nihalin hamile olduğunu öğrendiklerinde, onlarla konuşmak istedim. Belki bir iki öğüdüm olur, ileride tartışmaların önüne geçerim diye düşündüm. Ama niyetim iyi olsa da, belki de hata yaptım; aralarındaki anlaşmazlıklar daha sık yaşanır oldu. Oğlum giderek daha çok bana sığınmaya başladı, mutsuzluğu gözlerinden okunuyordu. Eski neşesinden eser yoktu; yüzüne derin bir hüzün çökmüştü.
Oğlumun böyle kötü bir ilişkide sürünmesini görmek ağır geliyordu. Ona, iyice düşünüp taşınmasını söyledim: Belki de ayrı yaşamak daha iyi olurdu, o yine de iyi bir baba olabilirdi. Sonunda, kısa süre sonra, oğlum mahkemeye gidip boşanma davası açtı.
Az bir zaman geçmişti ki Nihal bu defa yardım isteme için bana geldi. Benden, oğlumu ikna etmemi istedi; boşanma davasını geri çekmesini istiyordu çünkü ailesinin yok olmasına gönlü razı olmuyordu. Ben de ona hep âileyi bir arada tutmanın, yuvayı sahiplenmenin ne kadar değerli olduğundan bahsetmişimdir. Ama işler başka türlü gelişti ve herkes bir köşeye çekildi. Oğlumla aramızda da mesafeler oluşmaya başladı, gelinim ise bana küs kaldı. Şimdi bazen düşünüyorum, belki de oğlumu boşanmaya zorlamamalıydım. Bilemiyorum, belki hâlâ birbirlerini seviyorlardır. Ayrı yaşamak da zor, birlikte olmak da kolay değilmiş meğerse Şimdi geriye dönüp bakınca, hayatın ne kadar karmaşık olduğunu daha iyi anlıyorum.




