Anne dedi ki, «Hesaplarını kendin öde» – kocası fısıldadı

– Anne sana faturalarını kendin öde demişti – diye bağırdı kocası.

Ayşe banyodaki aynada yüzüne krem sürerken durur. Yaz sabahı henüz yeni başlar, ama dairede hâlâ bunaltıcı bir sıcaklık hisseder. Pencerenin dışındaki temmuz güneşi asfaltı kavurur, fakat evde klima sayesinde serin kalır.

Yine yeni krem mi? der Mehmet, gazeteyi çevirirken Ayşeyi izler.

Yeni değil, sakin bir sesle karşılık verir Ayşe. Geçen ay kullandığım aynı.

Mehmet başını sallar ve okumasına geri döner. Bu tür konuşmalar ailede artık rutin hâlini almıştır. Mehmet, Ayşenin harcamalarını merak eder ama sınır koymaz. Aile bütçesi ortak olduğu için herkes ihtiyacına göre harcama yapar.

Ayşe, büyük bir inşaat şirketinde muhasebeci olarak çalışır. Maaşı iyi, istikrarlıdır. Mehmet ise bir fabrikada tekniker olarak çalışır; biraz daha az kazanır ama yine de rahat bir geliri vardır. Çift, yılda bir kez tatile çıkıp, günlük küçük keyiflere de bütçe ayırarak konforlu bir yaşam sürer.

Evliliklerinden beri Ayşe, kişisel ihtiyaçlarını kendisi karşılamayı alışkanlık haline getirmiştir. Bu, Mehmetin zorlamasından değil, doğru olduğunu düşündüğü için yapılır. Şampuan, saç kremi, kozmetik, kıyafet gibi her şeyi kadın kendisi alır. Mehmet ise bunu doğallaştırarak hiç itiraz etmez.

Bugün manikür salonuna gideceğim, der Ayşe kahvaltı sırasında.

Tamam, der Mehmet, ekmeğe tereyağı sürerken. Ben işten sonra Tolgayla garaja gideceğim, motoru kontrol ederiz.

Bu, sıradan bir evli çiftin günlük sohbetidir. Ayşe, üç yıldır haftada bir kez manikür randevusu almıştır; çünkü müşterilerle görüşürken ellerinin bakımlı görünmesi ona önemlidir.

Mehmet bu ziyaretleri hiç eleştirmez, aksine güzel bir eşe sahip olmaktan gurur duyar. Ayşe, spor salonuna haftada iki kez gider, kozmetologda düzenli bakımlar yaptırır, kaliteli kıyafetler alır; otuz beş yaşındaki bir kadın, yaşıtlarından daha genç görünür.

İlk uyarı, kayınvalidesi Eminenin ziyaretiyle gelir. Emine, hafta sonu misafir olur; her konuda fikir sahibi, otoriter bir yapısı vardır.

Ayşe yine salona mı gidiyor? sorar Emine, Ayşe duş alırken.

Evet, maniküre, yanıtlar Mehmet.

Her hafta? kaşlarını çatar. Çok mu sıkıcı geliyor?

Anne, ne sorun? Ayşe çalışıyor, kendine harcama yapabilir.

Belki yapabilir, der Emine. Ama bu kadar sık ne gerek? Ben bütün hayatım boyunca tırnaklarımı kendim boyadım, hâlâ güzel görünüyorum.

Mehmet omuz silker. Daha önce hiç eşinin salon ziyaret sıklığını sorgulamamıştır.

Hangi kozmetikleri alıyor? ekler Emine. Banyoda üç bin lira tutan kavanozlar gördüm.

Anne, bu ne? hafif sinirli bir sesle yanıtlar Mehmet.

Ortak bütçeden bahsediyorum. Sen yoruluyorsun, ama bu paralar boşa harcanıyor.

Sözler biter, ama Eminenin şüphesi ekilir. Mehmet, eşinin harcamalarına artık daha dikkatli bakmaya başlar; Eminenin sözleri aklında döner.

Ayşe gerçekten pahalı kozmetik alır; kremler, serumlar, maskeler yüksek tutarlıdır. Kıyafetleri de ucuz değildir; marka olmasa da kaliteli.

Neden üç çift yazlık ayakkabı almaya ihtiyaç var? sorar Mehmet bir gün, yeni bir çifti gördükten sonra.

Neden? şaşırır Ayşe. Renkleri farklı, farklı kıyafetlerle uyumlu.

Tek bir çift alabilirdin.

Alabilirdim, ama bunlar hoşuma gidiyor.

Mehmet susar, içindeki garip bir rahatsızlık büyür. Daha önce eşinin alışverişlerine takılmazken, şimdi fazla harcadığını düşünmeye başlar.

Eminenin bir sonraki ziyareti durumu daha da kötüleştirir. Yaz ortasında, aşırı sıcak bir günde gelir.

Seni çok şımarttın, söyler Emine, akşam yemeğinde. Her hafta manikür, kozmetolog Evde de iş çok.

Anne, ne iş? Daire temiz, Ayşe yemek yapıyor.

İş her zaman yeterli, söyler Emine. Para da uçup gidiyor. Aylık ne kadar salonlara harcanıyor, hesaplayın.

Mehmet düşünür; hiç hesaplamamıştır. Manikür haftada 1.500 TL, ayda 6.000 TL eder. Kozmetolog iki haftada bir 3.000 TL, başka 6.000 TL. Toplamda ayda 12.000 TL güzellik harcaması olur.

Fazla, itiraf eder Mehmet.

İşte, onaylar Emine. Sen susuyorsun. Eşi yönlendirmelisin, hezeyanlarına boyun eğmemelisin.

O akşam Mehmet, aile bütçesini ilk kez dikkatle inceler. Ayşe gerçekten çok harcama yapıyor, ama maaşı da iyidir, neredeyse Mehmete eşittir.

Ayşe, konuşabilir miyiz? der Mehmet, kayınvalidesi gitmişken.

Tabii, yanıtlar Ayşe, bulaşıkları dolaba yerleştirirken.

Salonlara çok sık gidiyor musun, hiç düşünmedin mi?

Ayşe durur, ona bakar.

Ne demek çok sık?

Haftada bir manikür, iki haftada bir kozmetolog Belki daha seyrek gidebilirsin?

Neden? şaşkınlıkla sorar Ayşe. Görünüşümden memnunum ve param var.

Para var ama daha tasarruflu olabilir, temkinli bir öneri getirir Mehmet.

Tasarruflu mu? kaşlarını çatar. Ne kadar tasarruf ediyorum? Bira akşamları mı? Balık tutma mı? Garaj için yeni aletler mi?

Mehmet yanaklarının kızarmasını hisseder. Kendi harcamalarını hiç lüks olarak görmemiştir.

Başka şeyler, mırıldanır.

Nasıl başka şey? ısrar eder Ayşe.

Erkek ihtiyaçları.

Benim ihtiyaçlarım da değil mi? sesi soğur.

İhtiyaçlar, evet ama kelimeleri tutar.

Ayşe kısa bir cevap verir ve mutfaktan çıkar.

Sohbet bir tırnak kırıntısı gibi kalır. Mehmet, annesinin sözlerini hâlâ aklında taşır. Belki de Ayşe gerçekten fazla harcama yapıyor mu?

Zamanla Mehmet, yeni bir kalıba takılır. Yeni bir ruj, yeni bir manikür Yine salon? diye sorar.

Evet, der Ayşe.

Faturalar ödenmedi.

O zaman öde, şaşkınlıkla yanıtlar Ayşe.

Paralar nerede? Güzellik için harcadın.

Ayşe, çantasını tutarak donar.

Hangi güzellik? Manikür 1.500 TL, fatura 800 TL. Ne alakası?

Boş harcama, homurdanır Mehmet.

Boş mu? sessizce sorar Ayşe.

Belki de başka bir yol bulabilirsin, ekler Mehmet.

Ayşe sessizce odadan çıkar, Mehmet ise galibiyet kazanmış gibi hisseder. Ancak bu zafer boş bir kutuya benzer. Ayşe artık içine kapanır, tek kelimelerle yanıt verir ve salon harcamaları için artık para istemez. Mehmet başlangıçta sevinir, sonra endişelenir.

Nereye gidiyorsun? sorar koca, yeni bir manikür görürken.

Gidiyorum, onaylar Ayşe.

Hangi para?

Kendime.

Kendi parası mı? Bütçem ortak.

O zaman tamamen ortak değil, sakin bir tavırla yanıtlar Ayşe.

Mehmet ne demek istediğini anlamaz, tartışmaz. Tek değişen, Ayşe artık ortak parayı gereksiz şeylere harcamaz.

Fakat bir gün, Mehmet Ayşeye kozmetolog için para gönderdiğinde, Ayşe başını sallar.

Boş şeylere para gönderemem, der.

Ne boş şey? şaşkınlıkla sorar Mehmet.

Sen de boş şeyler diyorsun.

Ben masajcıya giderim, altı aydır, seans başına 3.000 TL.

Mehmet kafası karışır. Altı aydır masaj yapmaktadır; işten kaynaklı sırt ağrısı doktor tavsiyesiyle gelen tedavidir.

Tedavi! savunur Mehmet.

Benim kozmetologum da tedavi, karşılık verir Ayşe. Cilt problemi profesyonel bakım ister.

Aynı değil!

Neden? merakla sorar Ayşe. Sen sırtı tedavi ediyorsun, ben cildi. Fark nedir?

Mehmet mantığını kaybeder, ama geri adım atmaz.

Farklı şeyler, ısrar eder.

Tamam, kabul eder Ayşe. O zaman masajı sen öde.

Böylece Ayşe, ortak bütçeyi gerekli olmayan harcamalardan çekilir. Yeni kulaklıklar, yeni bir kafe buluşması, hepsi artık kendi cebinden ödenir.

Ne oluyor? sorar Mehmet bir kez daha.

Hiçbir şey, sadece gereksiz harcamam yok, yanıtlar Ayşe.

Gereksiz mi? Arkadaş buluşması sosyal bir ihtiyaç!

Manikür ise gereksiz bir bakım mı?

Mehmet susar; zamanla karısının mantığını anlamaya başlar.

Yazın sonunda akşam yemeği sırasında, Mehmet yeni bir akıllı telefon almıştır; eski model hâlâ çalışır ama yenisini istiyordur.

Ne kadara aldın? sorar Ayşe.

Otuz beş bin lira, der Mehmet, ayarlarıyla meşgul olur.

Pahalı, neden değiştirdin?

Eski takılıyor, yenisi daha hızlı.

Ayşe başını sallar, ama bir şeyler ters gider.

Ertesi sabah, Mehmet mağazada kartıyla ödeme yapmaya çalıştığında bakiyesi yetersizdir.

Ayşe, para nereye gitti? der evde.

Hangi para? şaşkınlıkla yanıtlar Ayşe.

Ortak hesaptaki 40 bin lira olmalıydı.

Olmalıydı, kabul eder Ayşe. Ama anne bana sen kendi faturalarını öde demişti. Ben sorumlu değilim.

Mehmet ağzı açık kalır. Anne sözü aniden geri döner.

Ne dedin? sorar şaşkınlıkla.

Senin bana söylediğin şeyi tekrarladım, sakin bir sesle yanıtlar Ayşe. Anne kendi faturalarını öde demişti, ben de aynı şeyi söylüyorum.

Hangi anne? sorar Mehmet.

Benim anne, yanıtlar Ayşe. Tıpkı senin annen de bana aynı şeyi söylemişti.

Mehmet yerle bir olur. Kendi sözlerinin bir ayna gibi geri dönmüş olduğunu fark eder.

Ama bunlar farklı şeyler! savunur.

Neden farklı? sorar Ayşe. Telefon 35 bin liralık bir ihtiyaç, manikür ise 1.500 liralık bir önemsiz şey mi?

Telefon iş için lazım!

Manikür de iş için lazım, insanlarla görüşür, belge imzalarım.

Mehmet, mantığının kendi aleyhine olduğunu anlar ama geri adım atmaz.

Ayşe, tartışmayalım bu kadar küçük şeyler yüzünden.

Küçük şeyler mi? sorar Ayşe çatalını kenara bırakıp. Sen bana harcamalarımı kısıtlıyorsun, ben ise aynı kuralları sana uyguladığımda sen bunu küçük şey diyorsun.

Sessizlik hâkim olur. Ayşe salatayı bitirir, bulaşıkları toplar ve yatak odasına yönelir.

Ertesi gün, Ayşe işten izin alır. Mehmet, kadının evde dinlenmek isteyeceğini sanar, ama Ayşe bilgisayara oturur ve evrakları inceler.

İlk olarak daire satış sözleşmesini açar. Daire Ahmetin adına tescil edilmiş, ancak ön ödemeyi 1.200.000 TL olarak Ayşe yapmıştır. Kredi taksitleri de ikiye bölünmüş, fakat büyük kısmı Ayşenin maaşından gelmektedir.

Sonra mobilya ve beyaz eşya faturalarını kontrol eder: buzdolabı, çamaşır makinesi, koltuk takımı, mutfak dolabı Hepsi Ayşenin parasıyla alınmıştır. Mehmet yalnızca sembolik bir katkı yapar.

Yenileme masrafları da aynı. Malzeme, usta ücretleri, yeni pencereler Hepsi Ayşenin hesabından geçmiştir; Mehmet fiziksel olarak yardım eder ama mali açıdan katılmaz.

İlginç bir tablo, mırıldanır Ayşe belgeleri bir klasöre koyarken.

Akşam Mehmet, paralar hakkında konuşmak ister, ama Ayşe tek kelime söyleyip erken uyur.

Ertesi gün Ayşe, tanıdığı bir avukatla telefonlaşır. Veli Yılmaz, aile hukuku konusunda on beş yıldır uzmanlaşmış, mal paylaşımı konusunda deneyimlidir.

Ayşe, uzun zamandır görüşmedik, der avukat. Nasıl gidiyor?

Veli Bey, bir danışmana ihtiyacım var, der Ayşe. Aile hukuku hakkında.

Tabii, yarın sabah onda gel.

Görüşme Ayşeye birçok şeyi aydınlatır. Veli, evrakları dikkatle inceler ve net bir tavsiye verir.

Durum sizin lehinize, der. Daire Ahmetin adında olsa da aslında sizin katkınız büyük. Mobilya, beyaz eşya, yenileme hepsi kanıtlarla gösterilebilir.

Ne demek? sorar Ayşe.

Boşanma davası çıkarsa mahkeme sizin yatırımlarınızı hesaba katar. Muhtemelen büyük bir pay ya da maddi tazminat alırsınız.

Ya geçici ayrı yaşam istersem?

Çoğu zaman, büyük bir mülk sizin katkınızda olduğu için mahkeme eşinize alternatif konut sağlama ya da kira desteği gibi bir çözüm önerir.

Ayşe başını sallar, plan zihninde şekillenir.

Belgeleri hazırlayın, der avukata. Mal paylaşımı dilekçesi ve geçici konut talebi.

Emin misiniz? sorar Veli temkinli. Önce uzlaşma yolunu denemek ister misiniz?

Uzlaşma zamanı bitti, kararlı bir sesle yanıtlar Ayşe.

İki gün içinde dilekçe hazırlanır, Ayşe bu belgeleri Ahmete de gönderir.

Mehmet akşam eve döner, elinde mahkeme tebligatı görür. Başta bir hata olduğunu düşünür, ama belgeleri okudukça Ayşenin ciddi olduğunu anlar.

Ayşe! bağırır odasına girerek. Bu ne demek?

Ayşe çantasını toplar, sakin bir tavırla cevap verir.

Mal paylaşımı dosyası, der. Neden harcamalarımı kontrol ettiğiniz? Ben de sizin harcamalarınızı sınırladım; şimdi sıra bana geldi.

Farklı bir konu! savunur Mehmet. Ben sadece aile bütçesini gözden geçirdim!

Ben de aile bütçesini gözden geçiriyorum, yanıtlar Ayşe. Senin harcamalarını sınırladığımMehmet, elleri titreyerek, artık sadece kendi yalnızlığını ödeyebileceğini anladı.

Rate article
Lifequest
Anne dedi ki, «Hesaplarını kendin öde» – kocası fısıldadı